Davada, taraflar arasında kurulan 28.05.2006 tarihli "Ortaklık Sözleşmesi"nin feshi ve sözleşme gereğince davalı tarafta kalan satış bedelinden payının tahsili talep edilmektedir. Davanın bu niteliğine göre uyuşmazlık, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talebine yöneliktir. Davacı ile davalı arasında adi ortaklık kurulduğu ve bunun tasfiye edilmediği tarafların kabulündedir. Davacının bu davadaki talepleri dikkate alındığında davanın adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini içerdiği kabul edilmelidir. Buna göre, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin B.K nun 520 vd. (TBK'nun 620 vd.) maddeleri gereğince tasfiyesi ile çözümlenmesi gerekir. BK'nun 538. (TBK'nun 642.) maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
A.Ş arasında akdedilen iş ortaklığı sözleşmesi gereği adi ortaklık kurulduğunu, kurulan adi ortaklık ile ... İnşaat ve Tic. A.Ş tarafından ihaleye çıkarılmış bulunan ... Parkı içerisinde yapılacak ünitelerin yapımı ve işletilmesi işinin ifası ve bitirilmesi amaçlandığını, davalı ... Ltd.şTi yönetici ( pilot) ortak olarak belirlenmiş ve iş ortaklığı sözleşmesinin 7. Madde gereği ortaklığın yönetim kurulu ve yönetim kuruluna bağlı pilot firma tarafından yönetileceğinin kararlaştırıldığını, yönetim kurulunun sözleşme 7.2 maddisi ile ihbar olunanlar ... ve ... dan oluştuğunun kabul edildiğini, sözleşmenin 7.3 ve 7.5 mad6deleri ile yönetim kurulunun aydı bir toplantı yapacağı, kararların tutanakla tespit olunacağı noterden ntasdikli karar defterlerine derc olunacağı da taraflarca kararlaştırıldığı, ayrıca ortaklık adına yapılacak ödemeler ile büdce likidite fazlası paraların sözleşme hükümlerine uygun olarak taraflarca paylaştırılması konusunda ortaklık sözleşmesinin 8....
Davacı taraf şifai anlaşma ile Adi ortaklık kurulduğunu iddia etmiş davalıda adi ortaklık sözleşmesinin sadece ... da bulunan restaurant için kurulduğunu, diğer restaurantlara davacının ortak olmadığını, davacı ile herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmadığını savunmuştur. Taraflar arasında TBK'nın 620. maddesi uyarınca adi ortaklık ilişkisinin yazılı şekilde sadece ...'da bulunan restaurant için kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar ... ve ... de bulunan restaurantlar için şifai olarak ortaklık ilişkisi kurulduğunu iddia etmiş isede ; davalı tarafından adi ortaklık ilişkisi ... dışında bulunan restaurantlar için kurulduğu inkar edildiğinden ... da bulunan şube dışındaki restaurantlar için adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir....
Davacı taraf şifai anlaşma ile Adi ortaklık kurulduğunu iddia etmiş davalıda adi ortaklık sözleşmesinin sadece ... da bulunan restaurant için kurulduğunu, diğer restaurantlara davacının ortak olmadığını, davacı ile herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmadığını savunmuştur. Taraflar arasında TBK'nın 620. maddesi uyarınca adi ortaklık ilişkisinin yazılı şekilde sadece ...'da bulunan restaurant için kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar ... ve ... de bulunan restaurantlar için şifai olarak ortaklık ilişkisi kurulduğunu iddia etmiş isede ; davalı tarafından adi ortaklık ilişkisi ... dışında bulunan restaurantlar için kurulduğu inkar edildiğinden ... da bulunan şube dışındaki restaurantlar için adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir....
Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuş- mamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi her hangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Bu durumda, davacı ortaklığın varlığını ispat ile yükümlüdür. Adi ortaklıkta yazılı sözleşme, geçerlilik koşulu değil, bir ispat aracıdır. HMK'nın 200/1 md gereğince; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir....
davalı şirket --- tarihinden dava tarihine kadar -------beraber yönettiklerini,----kazanç sağlaması için çaba sarf ettiklerini ve ticaretlerini beraber yapıp bu kapsamda sözlü olarak tarafları tacir olan adi bir ortaklık kurulduğunu, söz konusu adi ortaklığın asıl ve müşterek amacının o dönem hali hazırda olan ve halen devam eden -------işletilmesi ve kazanç elde edilmesi olduğunu,----- kasanın iki anahtarı olduğunu, anahtarlardan birinin müvekkilinde diğerinin de davalı şirket yetkilisinde olduğunu, söz konusu adi ortaklık sözleşmesinin yazılı olarak değil sözlü olarak kurulduğunu ve bu kapsamda adi ortaklığın mevcut olduğuna ilişkin delilleri bulunduğunu, davalı tarafın --- yıl boyunca müvekkili ile adi ortaklık ilişkisi içerisindeyken -----yılının başında taraflar arasında alacak-borç ilişkilerinde anlaşmazlıklar başlaması üzerine davalı şirket yetkilisinin müvekkiline ---- kendisine ait olduğunu, kazanın ve dükkanın anahtarlarını vermesini istediğini, müvekkili hakkında kasanın anahtarlarını...
Dava, gizli ortaklık nedeniyle davalının sattığı lisans bedelinin yarısının kendilerine ait olduğu iddiasına dayalı gizli ortaklığın tespit ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak davasıdır. Dava, taraflar arasında yazılı olmayan sözlü/gizli olarak akdedildiği iddia edilen gizli adi ortaklığın tespiti, feshi ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklığın tanımı, TBK'nun 620.(BK'nun 520.)maddesinde; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir " şeklinde yapılmıştır. Adi ortaklık, bir ticari işletmeyi işletmek şeklinde olabileceği gibi esnaf işletmesi veya hiç bir işletme olmaksızın bir kaç kişinin muhtemel kazancı paylaşmak amacıyla emeklerini ve mallarını bir araya getirme şeklinde de olabilir. O halde uyuşmazlığın âdi ortaklıktan doğduğu sonucuna varılmıştır. Dava, 6102 sayılı TTK. nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra açılmıştır....
Somut olayda, davanın konusu adi ortaklığın fesin ve tesfiyesine yönelik olup,tedbir konulması istenen taşınır ve taşınmaz malların adi ortaklığın malvarlığına dahil olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar tarafından ise taraflar arasında herhangi bir şekilde bir ortaklık sözleşmesinin de bulunmadığını savundukları, yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi sunulmadığı, taraflar arasındaki akrabalık ve mutabakat metnine dayanıldığı, adi ortaklığın varlığının ispatı yargılamayı gerektirmekle birlikte dava dilekçesinde öne sürülen iddialar ve dayanak deliller dikkate alındığında adi ortaklığın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlandığı,diğer yandan davanın niteliği gereği adi ortaklığın tasfiyesi durumunda, tasfiye süresince adi ortaklık malvarlığının korunması hak ve menfaat dengesine uygun düştüğü anlaşılmaktadır.HMK'nın 392.maddesinde: "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek...
deki işinden çıkarılmasının ortaklığın feshedilmesi anlamı taşıdığını, bu nedenle adi ortaklığın tasfiyesi suretiyle kendisine düşen adi ortaklık payını talep ettiğini, ancak adi ortaklık sözleşmesi uyarınca kurulan anonim şirketin adi ortaklıkta birlikte sona ermeyeceği dikkate alınarak, adi ortaklık malvarlığındaki şirketler tasfiye edilmeden adi ortaklığın varsayımsal olarak tasfiyesi sonucunda payın hesaplanmasını ve şirketlerin hizmet şirketi olması nedeniyle indirgenmiş nakit akımları yönetiminin uygulanması suretiyle hesaplama yapılmasını, yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle; müvekkili ile davalılar arasında, ortaklaşa yürüttükleri faaliyetinin gelirlerinin paylaştırılmasını amacıyla kurulan adi ortaklığın davalı ... ... A.Ş....
Dava; adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde yapılan ve bu ortaklık ilişkisine konu olan lokantada kullanılan demirbaş eşyaları ile ortaklığa konu lokantaya yapılan zorunlu ve faydalı masrafların davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında “......” adıyla faaliyette olan lokantanın işletilmesine ilişkin olarak adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve bu ortaklığa ilişkin olarak da 01.03.1988 tarihli noterde düzenlenmiş ortaklık sözleşmesinin akdedildiği tarafların kabulündedir. Eldeki davada davacı; ortağı olan davalı ... tarafından ortaklığa konu lokantanın demirbaşlarının 3.kişiye devredildiğini belirterek demirbaşların değerini, ayrıca ortaklığa konu lokantaya yapılan zorunlu ve faydalı tadilat masraflarının tarafına verilmesini talep etmiştir. Davacının bu yönündeki talebinin taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemi olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır....


