Mahkemece; ortaklık işlerinin davacı adına yapıldığı, bu nedenle gelir vergisinin de davacı adına tahakkuk ettiği, dolayısıyla davacının alacaklı olduğu tutarın belirlenmesinde kar payının hesaplanmasına gerek bulunmadığı, aldırılan bilirkişi raporundan davacının banka havalesi yoluyla fazladan ödediği 66.777 TL ile 2007-2011 yıllarında ortaklık adına ödediği gelir vergisinin 1/2'si olan 200.378,596 TL olmak üzere toplam 267.155,60 TL davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; sona erdiği taraflarında kabulünde olan adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. Davacı, adi ortaklığın sona ermesine rağmen tasfiye işleminin yapılmadığını ileri sürmüş, davalı ise 08.10.2009 tarihli protokol ile ortaklığın fesih ve tasfiye edildiğini savunmuştur....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/530 esas sayılı dosyası ile bir alacak davası açıldığını ve bu davanın hala derdest olduğunu, adi ortaklığa dayanan alacak davalarında alacak isteminin aynı zamanda tasfiye istemini de kapsamakta olduğunu, zira tasfiye yapılmadan alacak talebinin sonuçlandırılamayacağının Yargıtay içtihatlarıyla da yerleşmiş durumda olduğunu, bu davada fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 11.000,00 TL ortaklık ve kar payı ile 1.491,50 ceza şart talep edildiğini, kar payı talebinin ıslah yoluyla artırılarak 47.881,71 TL daha eklediğini ve böylece toplam ortaklık ve kar payı isteminin 58.881,71 TL'ye yükseldiğini, bu yargılamanın davasında nihai olarak taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi aşamasına gelindiğini, açıklanan nedenlerle davanın HMK m.166 gereğince tarafları ve konuları aynı olduğundan aralarında bağlantı bulunması nedeniyle Ankara .......
E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını, müvekkilinin kredi notunun düştüğünü ve mevduatına haciz konulduğunu; ortaklık sözleşmesinin 9. maddesinde ortaklık adına senet ve çek düzenlemek için A grubu ... ile B grubu ...'nun aynı anda atacakları iki imza gerekli olduğunu; ortağın bu güven sarsıcı işlemi nedeniyle ortaklığın fesih ve tasfiyesini istediklerini; bu sebeple, adi ortaklığın sona erdirilmesine ve tasfiyesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı yasal süresi içerisinde yanıt vermemiştir. DELİLLER : 1-02/06/2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi, 2-İş ortaklığı (Ek tadil) sözleşmesi, 3-Bilirkişi raporu, 4-Tüm dosya münderecatı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKÎ NİTELENDİRME : Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dosyada yer alan Ankara ...Noterliğinin 02/06/2016 tarih ve ...yevmiye numaralı "İş Ortaklığı Sözleşmesi" belgesinden; davacı şirket (özel ortak) ile dava dışı ......
Taraflar arasında davalı tarafından işletilmekte olan demirdöküm servisine davacının da ortak olması konusunda 31.08.2005 tarihli adi ortaklık sözleşmesi yapıldığı,davacının davalıya 10.000,00 YTL ödediği hususu tartışmasızdır. Davacı açtığı dava ile adi ortaklığın sona erdiğini bildirerek ortaklık nedeniyle ödediği paraların tahsilini talep etmekte, davalı ise davacının kusurlu olduğunu bu nedenle ödediği parayı isteyemeyeceğini, işyerini kapattığını, faaliyette olduğu dönemde zarar ettiğini ileri 2007/8149-9483 sürmektedir. Taraflar arasında adi ortaklığın varlığı ve bunun fiilen sona erdirilmiş olduğu, tasfiye ve fesih işlemlerinin yapılmadığı tartışmasızdır.Davacı tarafından dava dilekçesinde ödediği sermayeyi talep etmiş olması adi ortaklığın feshi ve tasfiyesinin de istediği anlamını taşımaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle adi ortaklığın mahkemece tasfiyesinin yaptırılması gerekir....
Hukuk Dairesinin 19/9/2011 tarih ve 2011/5962 Esas- 2011/12753 Karar sayılı bozma ilamı sonrasında mahkemece bozmaya uyulduğu, yargılama neticesinde, asıl dava yönünden adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile, davacıya ait ortaklık payı alacağı 148.998,00 TL'nin 17/09/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalının 129.242,43 TL ödemesinin icra safhasında icra müdürlüğünce değerlendirilmesine, birleşen davanın ise reddine karar verildiği görülmektedir....
KARAR Davacı, davalı şirket adına maliyeye kayıtlı olan internet kafeyi diğer davalı ile birlikte adi ortaklık şeklinde işlettiklerini, işyerinin açılışı sırasında donanım için katkıda bulunduğunu, kendisine kar payı ödenmediği gibi davalı ...'ın kendisini işletmeden kovduğunu ve bu suretle ortaklığın sona erdiğini belirterek yaptığı harcamalar ve kar payı karşılığı 20.000 TL'nın tahsilini istemiştir. Davalı ..., davacı ile bir ortaklığı bulunmadığını, parada almadığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı şirket davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, yemin davetiyesinin davalı ...'a tebliğinin geçersiz olduğu, ...'ın yemini daha sonra eda ettiği, davacının adi ortaklığı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı eldeki davada, davalı şirket adına kayıtlı bulunan işyerini diğer davalı ... ile birlikte işlettiklerini iddia etmiştir....
Ortaklığın fesih ve tasfiyesi için de öncelikle dava dışı ortakların da davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra, ortaklığın malvarlığının tesbiti ile az yukarıda açıklanan sırayla adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA,bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dairemizin 2021/379 esas 2022/553 karar sayılı kaldırma kararında taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerektiği vurgulanmış ise de, dosyaya gelen tasfiye memuru raporu adi ortaklığın tasfiyesi için yeterli değildir....
HD'nin 26.09.2013 tarih 2012/5474 E. - 2013/15559 K. sayılı ilamı ile; ''Davacının yemin deliline dayandığı da dikkate alınarak adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. madde hükümleri dikkate alınarak fesih ve tasfiyeye karar verilmesi gerektiği''nden bahisle bozulmasına karar verilmiştir....
Davacı, davalı tarafından satılan iki adet bağımsız bölüm nedeniyle kendisine düşen kar payının ödetilmesini istemiş olup, ortaklık konusu inşaatın 1997 yılında tamamlanarak bitirildiği, dolayısıyla B.K.nun 535/1 maddesinde öngörülen amaca ulaşıldığı da gözetildiğinde, davacının talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır....


