İnşaat (...) tarafından da söz konusu protokolün geçersiz olduğuna yönelik bir iddianın ileri sürülmemiş oluşu tam tersine protokol doğrultusunda adi ortaklığın tasfiye işlemlerinin her 3 ortak tarafından vergi dairesine verilen bildirimle sonlandırıldığı, bu surette ......
geri aldığını; bu nedenle de kusurlu olduğunu iddia ederek; adi ortaklık namına bugüne kadar yapılan masraflardan davalının payına düşen kısmın tespiti ile kendisine ödenmesine karar verilmesini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart olarak 500.000 USD'nin tahsiline karar verilmesini; dolayısıyla, ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Dosya kapsamında bilgisine başvurulan tanık beyanları, dahili davalı ... beyanı ve davalı ile dahili davalı arasında görülen ve kesinleşen itirazın iptali davasında da adi ortaklığın varlığının tespit edildiği dikkate alındığında, taraflar arasında şifahen kurulan bir adi ortaklık ilişkisi olduğu ancak aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle bu ortaklık ilişkisinin sona erdiği, davacının davadaki talebinin taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin tasfiyesi istemine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda ise; taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesinin mahkemece yapılması gerekmektedir. (TBK. m. 639). Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Taraflar arasındaki sözleşme içeriği değerlendirildiğinde, davacı ve davalı arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde (818 sayılı BK.nun 520 ve devamı maddelerinde) düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bir ortak tarafından sermaye payının istenmesi, aynı zamanda ortaklığın feshi ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık için maddi ve hukuki vaka bu şekilde değerlendirildiğinde inceleme bu yönde yapılmalıdır. Mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer....
Taraflar arasındaki dava adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir.Davanın konusu fesih ve tasfiye olduğu takdirde adi ortaklığa ait tüm aktif ve pasif belirlenir mevcut mal varlığından öncelikle borçlar düşüldükten sonra tarafların paylarına düşen miktardan taraflara yapılan ödemelerde düşülerek kalan miktarın ortaklara ödenmesine karar verilir.Olayımızda da davalının idareci ortak olduğu çekişmesizdir.Mahkemece yapılan 5.12.2005 havale tarihli bilirkişi incelemesi sonucunda da davacının payına düşen 397,32 TL nin 19.11.2005 tarih itibariyle karşılığının 40.257,28 TL olduğu belirlenmiştir.Mahkemece davacının alacağı bu miktar olduğu belirlenip taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.Ancak dava dilekçesi dikkatli okunduğunda davacının dava dilekçesinde 397 ,32 TL lik mal ve ürünün kendisine teslimini bunun mümkün olmaması halinde de satılarak ortaklığın giderilmesine ve payının tahsiline karar verilmesini istemiş olup davacının bu talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine...
Taraflar arasındaki adi ortaklığın, davalının adi ortaklıktan ayrılmış olduğu 17.06.2004 tarihinde sona ermiş olduğu, mahkemenin de kabulündedir. Dava ve ıslah tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK'nun 126. maddesinin 4. fıkrası (6098 sayılı TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrası) uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar. Zira, sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girmekte olup, buna bağlı olarak ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı da muaccel olmuş olur. Diğer taraftan, kısmi dava açılmış olması halinde, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden, ıslahla artırılan miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir....
Somut olayda, davacı vekilinin, tarafların bir araya gelerek, hayvancılık yapmak amacıyla, sermaye koymak suretiyle "..." isimli adi ortaklık kurdukları, gelinen süreçte, adi ortaklığın devam etmesinin imkansız hale geldiğini ileri sürerek adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemiyle dava açtığı, anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından; feshi ve tasfiye istemine konu işletmenin ve tarafların faaliyetinin esnaf kapsamını aştığı ve ticari işletme olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava konusu işletme “ticari işletme” niteliğinde olup, ortakları da tacir sıfatına haizdir. Bu durumda, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunan uyuşmazlık, TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan ihtilafın, asliye ticaret mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 17/05/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Değerlendirme Temyiz olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olmasına, bu kapsamda ortaklığın tasfiyesinin gerçekleştirilmesine, tasfiye aşamasında; gelir, gider, ortaklığa ait vincin değeri ile tasfiye değerinden mahsup edilmesi gereken miktarların ayrı ayrı belirlenmesine yönelik tespitlerin doğru bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI....
Taraflar arasındaki sözleşme değerlendirildiğinde taraflar arasında BK.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olarak değerlendirilip taraf delilleri toplanmalıdır. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir....
ADİ ORTAKLIKTASFİYE 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 538 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı, 17.08.1999 depreminde vefat eden annesi ile davalının adi ortaklık şeklinde fırın işlettiklerini, annesinin ölümünden sonra davalının teklifi ile adi ortaklığın taraflar arasında sürdüğünü, bankada ortak hesap açıldığını, ne var ki sonradan davalının kendisini fırına sokmadığını ve ortak hesaptaki 18.000 Doları çektiğini ileri sürerek, ortaklığın fesih ve tasfiyesine, şimdilik 6.000.00 YTL kâr payı ile hesaptan çekilen 9.000 Doların tahsiline karar verilmesini istemiştir....


