Adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından açılan alacak talebine ilişkin dava, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar. Niteliği gereği, adi ortaklıklar kişi ortaklıklarına dahildir, ortakların şahsı belirleyicidir. Adi ortaklık sözleşmesi iç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanmaktadır. Ortaklar öteki sözleşmelerden tamamen farklı olarak, emeklerini ve sermayelerini ortak bir amaç için birleştirdiklerinden, aralarında sıkı bir işbirliği kurulmakta ve güvene dayanan bu işbirliği ilişkisi nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etme, ortakları zarara uğratmamakla yükümlü tutulmuşlardır. Eldeki davada; kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaatın yapılıp tamamlandığı ve taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....
Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nın 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir....
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki " Ortaklık sözleşmesinin feshi,katılım ve kar payının tahsili " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 5.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 1.10.2009 gün ve 84-224 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 12.10.2010 gün ve 1039-13111 sayılı ilamı ile; ("...Davacılar, asıl ve birleşen davada Maltepe cezaevinin yapımı için davalı ile birlikte adi ortaklık oluşturduklarını, davalının yönetici ortak olduğu adi ortaklığa yaklaşık 4,5-5 milyon TL ödediklerini, başından beri ortaklığı yöneten davalının hesap vermekten kaçındığını, cezaevi inşaatının tamamlanarak dava dışı idareye teslim edildiğini ve bu suretle ortaklığın amacına ulaştığını, davalının kendilerine kar payı vermediğini ileri sürerek inşaatın tamamlanarak idareye teslimi nedeniyle adi ortaklık sözleşmesinin feshini, tasfiye bilançosu...
da kaldığını, ortaklık ilişkisinin yakın akrabalık nedeniyle tasfiye edilmediğini ileri sürerek,davacılardan ... ile davalılardan ... arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, iş eldeki davanın derdest olan tahliye davasını sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığını, davacı tarafın tüm taleplerinin haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile, 52.273,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine;taraflar arasındaki adi ortaklığın bu şekilde tasfiyesine; diğer davacı ... Petrol Otogaz Ltd Şirketi’nin davasının reddine karar verilmiş,hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava;adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi; geçerlilik şekli olarak, herhangi bir şekle bağlı değildir....
Mahkemece, yargılama sırasında adi ortaklığın tasfiye işlemlerinin başlatıldığı gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı bankadan, genel kredi sözleşmesi ile kredi alan davalı A... İnşaat A.Ş/nin kredi borcunu ödememesi üzerine, davacı banka tarafından bu davalının diğer davalı G...-A... adi ortaklığındaki tasfiye payına haciz konulduğu, dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Davacı banka, BK'nın 535. maddesinin 3. bendi gereğince ortaklığın sona erdiğini, ancak ortaklarca tasfiye işlemlerinin yapılmadığını belirterek, tasfiye memuru tayin edilmesi talebiyle bu davayı açmıştır. Yargılama sırasında, davalı adi ortaklık tarafından, ortaklığın kuruluş amacının ortadan kalkması nedeniyle ortaklığın 01.06.2007 tarihli ortaklar kararı ile tasfiyesine karar verildiğinin bildirilmesi üzerine, mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir....
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma ilamı doğrultusunda tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir. Adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de mahkemece bozma ilamında belirtilen sıra ve yöntem izlenerek bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken sadece ortaklığın tasfiyesine denilerek tasfiye memuru tayinine karar verilmesi, ayrıca tasfiye biçiminin açıklanmadan, infaza elverişli bir miktar belirlenmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma nedenine göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve karşı davanın adi ortaklığın feshinden kaynaklandığı, adi ortaklığın sona ermesiyle birlikte tasfiye aşamasına gireceği, uyuşmazlıkta tasfiyenin yapılmadığı, bu nedenle Mahkeme eliyle yapılması gerektiği resen belirlenen tasfiye memurunun ücretinin yatırılması için taraf vekillerine süre verilerek "ücret yatırılmadığı takdirde tarafların tasfiye memuru atanmasından vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosyanın mevcut hali ile karara bağlanabileceğinin ihtarına" şeklinde usulüne uygun ihtarat yapıldığı, ihtara rağmen tasfiye memuru ücretinin yatırılmadığı, mevcut bilirkişi raporlarının tasfiye yapılmasına elverişli olmadığı, davaların ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Türk Borçlar Kanunu'nun 622 ve 623 (Mülga 818 sayılı BK 522 ve 523.) maddeleri gereğince adi ortaklıkta her ortak şirketin iştirak hakkına sahip olduğundan, ortağın kişisel alacaklıları borçlu ortağın şirketteki, yıl sonunda bilançonun düzenlenmesi ile ortaya çıkan, kar payını haczettirebilirler. Ayrıca, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczi mümkün bulunmaktadır. Adi ortaklıklarda, ortaklardan birinin kişisel borçlarından dolayı hakkında takip yapılması halinde, adi ortaklığın istihkakına haciz konulamaz. Somut olayda, borçlu şirket aleyhine yürütülen kambiyo senetlerine mahsuz haciz yoluyla takipte, ... Valiliğine İİK.nun 89. maddesine göre gönderilen 1. haciz ihbarnamesi ile borçlu şirketin her türlü doğmuş ve doğacak hak ve alacakları ile istihkakları üzerine haciz konulduğu görülmüştür. Borçlu tarafından Konya Valiliği nezdinde haczedilen alacağın adi ortaklığın alacağı olduğu iddia edilmektedir....
Davalı; ortaklık konusunun kanuna aykırı olması nedeniyle ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi, tasfiye kapsamında tasfiye payının iadesinin gerektiğini savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; adi ortaklığın tasfiyesine yönelik icra takibi yapılmış ise de, ortaklığın tasfiyesine yönelik dava açmadan icra takibiyle ortaklığın tasfiyesinin istenemeyeceği, ortaklar arasında geçerli herhangi bir tasfiye protokolünün de bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine; Yargıtay 13....
Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden, davalının işletmesi altındaki lokantaya davacının sermaye ödeyerek ortak olduğu, yani B.K.nun 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen şekilde bir adi ortaklığın kurulduğunun kabulü gerekir. Ancak işletmenin 3.şahsa devir edilmesi ile, adi ortaklığın fiilen son bulduğu anlaşılmaktadır. Ortaklık son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır....


