WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Davalı, davacının dava dışı 3. kişiye verdiği vekaletname ile ortaklığın feshedildiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, adi ortaklık sözleşmesinin feshe yetkisi olmayan vekil tarafından imzalandığı ve bu nedenle davacıyı bağlamadığı gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ile davalı arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır. Davacının talebi adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine yönelik bir taleptir. Hal böyle olunca, adi ortaklık sözleşmesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin B.K nun 520 vd maddeleri gereğince tasfiyesi gerekir. BK'nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....

Mahkemece; davanın adi ortaklık nedeniyle kar payı verilmesine ilişkin olduğu, protokolle ortaklığa son verildiği, protokolle fesih ve tasfiyeye ilişkin yükümlülükler üstlenerek bunun taraflarca kararlaştırıldığı, düzenlemeye göre dava tarihinde ve halen tasfiyenin gerçekleştirilemediği, davacının alacak kalemlerinin taraflar arasındaki düzenlemeye tabi olup, davacının buna göre tasfiye işlerini tamamlaması, davalı buna yanaşmaz ise yasal yolla tasfiye süresini işleterek adi ortaklığın varılan mutabakat ve taahütlere göre tasfiyesinin gerçekleştirmesi, oluşan sonuca göre alacaklı olup olmadığı belirlendikten sonra davalıya karşı alacak davası açması gerektiği, mevcut durumda belirlenmiş bir alacağı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır....

Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile arıcılık yapmak konusunda adi ortaklık kurduklarını, arıların sıcak iklim arısı olması nedeni ile mevsime alışamadığını, bu nedenle dönemin bal mevsimi olmasına rağmen arıların bal vermediğini, kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 638,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Somut olayda taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Davacı, adi ortaklıktan kaynaklanan alacağını talep etmektedir. Bir ortak tarafından adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshi ve tasfiyeyi de kapsar. Bu ortağın talebinin fesih ve tasfiye sonucunda oluşacak alacağa ilişkin olduğunun kabulü gerekir....

Açıklanan bu hükümlere aykırı olarak adi ortaklığın malları üzerine haciz konulması halinde bu husus, ortaklardan her biri tarafından şikayet konusu yapılabilir. Somut olayda, ....aleyhine başlatılan icra takibinde, ... ve ..... tarafından oluşturulan adi ortaklığın, ... Belediye Başkanlığı'ndan olan hak ve alacağı üzerine haciz konulduğu görülmektedir. Adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın ancak kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz konulamaz. O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile adi ortaklığın ... ....Merkezi yapım işinden kaynaklanan hak ve alacaklarına, fatura, hakediş ve istihkaklarına konan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi ...'...

Bu durumda, tarafların adi ortak oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının taleplerinin adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi kapsamında talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Davacı tarafça adi ortaklığın varlığı ispat edildiğine göre, mahkemece yapılacak iş; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümlerini dikkate almak ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerini taraflar arasındaki kuyumculuk-dövize dair adi ortaklığa uygulamak olmalıdır. Zira, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1. maddesi; “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır....

KARAR Davacı şirket, davalı şirket ile aralarında 1 yıl süreli adi ortaklık kurduklarını, sözleşmenin sona ermesi ve davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle ortaklığın sona erdiğini ileri sürerek ortaklığın sona erdiğinin saptanmasını, tasfiye memuru atanarak aktif ve pasifinin belirlenerek eşit şekilde dağıtılmasını istemiş; aşamalı beyanlarında da tasfiye payının reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, ortaklığın devam ettiğini, davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir....

(BK. m. 126/4) Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın sunduğu ve dayandığı imzasız belge gereği bakiye tasfiye alacağı talep edilmiş isede;09/10/2008 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile ortakların aralarındaki ilişkiyi tasfiye etmek konusunda anlaşmaya vardıkları açıktır.Bunun yanısıra daha sonra davacılarca dayanılan imzasız protokole göre yerine getirildiği ileri sürülen edimler sebebiyle bakiye tasfiye alacağı talep edilmekle, dayanılan imzasız protokolün karşı tarafça kabul edilmediği anlaşılmıştır.Adi ortaklığın 2008 tarihinde sonlandırıldığı,tasfiyenin yapıldığı,bakiye tasfiye alacağı davasının 2023 tarihinde açıldığı,TBK.nun 147/4 maddesi gereğince adi ortaklık kaynaklı davada zamanaşımının 5 yıl olduğu,somut olaya ilişkin ortaklığın sona erdiği tarihten itibaren 5 yıllık süre dolduktan sonra açılan davaya yönelik 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir....

Davacı tarafından ortaklığa konulan sermaye ve yaptığı masraflar ile kar payı yönünden davalı tarafından herhangi bir ödemenin olmadığını ileri sürerek, davalı aleyhine dava açılmış olup, davacı tarafından adi ortaklıkta sermaye bedeli istendiğine göre dava adi ortaklığın feshi ve tasfiyesini içermektedir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.' nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da B.K.' nun 538. ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. Mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde, ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmeli ve tasfiye mahkemece bizzat yapılmalıdır....

un tasfiye memuru olarak atanmalarına, birleşen kar payı talepli davanın ise, davacının ortaklık payı alacağının tahsiline ilişkin talebinin tasfiye süreci içerisinde tasfiye kapsamında değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verildiğinden bu talep yönünden hukuki yarar olmadığından hukuki yarar şartı olduğundan HMK 114/h maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır....

Ortaklığın feshi" ile "ortaklığın tasfiyesi" ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....

UYAP Entegrasyonu