WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın 13.10.1997 tarihinde başlayıp 1999 yılı Mayıs ayında sona erdiğini, ancak tasfiye işleminin yapılmadığı, ortaklığın aktifinde bulunan 17.000,00 TL'nın yarısını davalının davacıya ödemesi gerektiğini vergi borcunun 2011/15770 2012/15083 yarısından da davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle toplam 26.269,37 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Resmi kayıtları davacı adına olan konfeksiyon atölyesinin ortak olarak işletilmesi için davacı ile davalı arasında 13.10.1997 tarihinde sözlü olarak adi ortaklık oluşturulduğunu ve akabinde davalının Mayıs 1999 tarihinde işyerinden ayrılması nedeniyle adi ortaklığın fiilen sona erdiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gibi bu husus mahkemeninde kabulündedir. Öte yandan adi ortaklık fiilen son bulmasına rağmen ortaklığın tasfiye edilmediğide sabittir....

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, adi ortaklığın tasfiyesi ve menfi tespit istemine ilişkindir. Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, sözleşme, çek teslim belgesi, ... Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce, menfi tespit talepli açılan davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 3. HD ... karar sayılı ilamı ile, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve işletmenin bir süre taraflarca işletildiği değerlendirildiğinde çekin iadesinin istenilmesinin adi ortaklığın feshi anlamına geldiği ve buna ilişkin hükümler gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce adi ortaklığın tasfiyesi yönünden taraflarca yapılan masraflara ve ortaklığın karına ilişkin evrakın sunulması için ihtaratlı kesin süre verilmiştir....

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, adi ortaklığın tasfiyesi ve menfi tespit istemine ilişkindir. Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, sözleşme, çek teslim belgesi, ... Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce, menfi tespit talepli açılan davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 3. HD ... karar sayılı ilamı ile, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve işletmenin bir süre taraflarca işletildiği değerlendirildiğinde çekin iadesinin istenilmesinin adi ortaklığın feshi anlamına geldiği ve buna ilişkin hükümler gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce adi ortaklığın tasfiyesi yönünden taraflarca yapılan masraflara ve ortaklığın karına ilişkin evrakın sunulması için ihtaratlı kesin süre verilmiştir....

O halde mahkemece; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınarak, aynı kanunun 642 ve devamı maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir. Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir....

üzere sözleşme yapıldığını, ortaklığın devamı sırasında yönetici ortağın, müvekkiline ve ortaklığa zarar verecek işlemler yapması, ortaklık adına bono tanzim ederek takip yapılmasına neden olması üzerine ortaklığın amacına ulaşması tehlikesine binaen iki ortağın bir araya gelerek 04.04.2014 tarihinde adi ortaklığın tasfiye edildiğini, ancak ihale makamının, adi ortaklığın devamını, iş bitinceye kadar zorunlu görmesi nedeniyle resmen tasfiye olmadığını, 04.04.2014 tarihinden itibaren ortaklığa ait iş bitirme görevinin müvekkiline verildiğini, buna göre müvekkilinin, idareden doğmuş ve doğacak tüm hakkedişleri tahsil edeceği önce 04.04.2014 tarihine kadar olan bütün borçları ödeyeceği, kalan para ile gerekli malzemeleri alacağı, bütün işleri tamamlayarak kesin kabulü hazır getireceği hususunda yönetici ortaklığın yetkilerini devraldığını, kesin kabulden sonra idareden alınan hakkedişlerden arta kalan para olursa davalıya verileceği ve idareden alınacak para işlerinin tamamlamaya ve borçları...

Tüm dosya içeriğinden ve mahkemece uyulan bozma kararının gerekçesinden; taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar, Orman İşletme Müdürlüğünden aldıkları hakedişlerin paylaşılması konusunda anlaşamamışlar, davacı bu durumu ileri sürerek, davalıya alacak davası açmıştır. Davacının isteminin ortaklığın tasfiyesi aşamasında değerlendirilmesi ve adi ortaklığın son bulduğunun kabulü zorunludur. Somut olayda; taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....

Somut olayda; taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....

Ortaklar tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları halinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hakim tarafından atanması isteminde bulunabilirler." denilmiştir. O halde adi ortaklığın tasfiyesi ya ortakların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Bunun dışında bir olanak yoktur. Mahkemece bozma ilamında belirtilen sıra ve yöntem izlenerek tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre, (HMK.nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırması ve bu doğrultuda hüküm oluşturması başka bir deyişle tasfiyeninde bizzat mahkemece yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....

Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Tasfiye işlemlerinin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Somut olayda mahkemece; gelinen aşamada tasfiye görevlisi atanmasını gerektirecek herhangi bir işlemin kalmadığı gerekçesi ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilip, bilirkişi raporuna atıf yapılması, tasfiye işlemlerinin mahkemece bizzat yaptırılmamış olması doğru görülmemiştir....

Konu ile ilgili düzenlemelere kısaca bakılacak olur ise; Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK 620/1.madde) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639. Maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle adi ortaklığa karşı açılan dava, ortakların tümüne karşı yöneltilmiş demektir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak - verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yolu ile ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644....

UYAP Entegrasyonu