Şirketi aleyhine tapu iptali tescil, tescile zorlama davası açılacağını, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından açılacak davada ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi zorunlu olduğunu belirterek; müvekkili şirket ile ... Şirket arasında kurulan adi ortaklığa, arsa sahibine yönelik dava açmak, arsa sahibine karşı dava açtıklarında davada adi ortaklığı temsil etmek amacıyla ve malları korumak ve diğer yasal yollara müracaat etmek üzere, yine arabuluculuğa müracaat etmek ve arabuluculuk da adi ortaklığı temsil etmek üzere kayyım atanmasını talep etmiştir. Dahili davacı ... Şirket vekili, davacının iddialarının somut bir dayanağının olmadığını, müvekkili firma ile asıl davacı arasında husumet bulunduğunu, davacının adi ortaklık sözleşmesinde üzerine düşen edimleri layığı ile yerine getirmediğini, adi ortaklık sözleşmesinin feshi için Kuşadası 3....
Esas sayılı dosyasında adi ortaklığın feshi ve tasfiye memuru atanmasına yönelik dava açtıklarını, tasfiye memurunun bu davaya muvafakat vereceğini bu nedenle dosya sonucunun beklenilmesi talebinde bulunulmuş ise de atanacak tasfiye memurunun görevinin tasfiye amacıyla sınırlı olmasından dolayı bu dava yönünden tasfiye memurunun tasarrufta bulanması mümkün olmadığından davacı vekilinin adi ortaklığın feshi ve tasfiye memuru atanmasına yönelik davanın sonucunun eldeki davaya bir etkisi olmayacağından bu dosyanın sonucunun beklenilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından; adi ortaklık tarafından veya adi ortaklık aleyhine açılacak bir davada, davanın adi ortaklığı oluşturan tüm gerçek veya tüzel kişiler tarafından birlikte açılması veya bunlara karşı birlikte yöneltilmesi zorunludur. Aynı şekilde adi ortaklık tarafından veya ortaklık aleyhine başlatılacak icra takiplerinde de aynı kural geçerlidir....
Vergi Dairesinin 02/11/2021 günlü ve ... sayılı ve ... Vergi Dairesinin 08/10/2021 tarih ve ... sayılı cevabi yazıları ile " yönetim bilgi sistemleri sorgulamasında yukarıda belirtilen firmalar arasında mükellefiyet tesis ettirilmiş herhangi bir iş ortaklığı, adi ortaklık tespit edilememiştir. Belirtilen nedenlerle iş ortaklığı, adi ortaklık adına herhangi bir borç tespiti yapılamamıştır. " şeklinde cevap verildiği, ayrıca SGK kayıtlarına göre de ... işyeri sicil numaralı ... ... Ltd.Şti. ünvanlı işyeri ve ... işyeri sicil numaralı ... Şirketi ünvanlı işyeri arasında borç tespiti yapılamamıştır....
Taraflar arasında, noter huzurunda 3.9.1996 tarihli adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmayıp, idareci ortak olan davacının üzerine düşen edimleri gereği gibi yerine getirmediği dosya münderecatından anlaşıldığı gibi bu husus mahkemenin de kabulündedir. Sözleşmede kar payının nasıl dağıtılacağı yazılıdır. İmzası davalı tarafından inkar edilmeyen bu sözleşme gereğince taraflar arasında Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin meydana geldiğinin kabulü gerekir. Davalının ortaklığı feshettiğini bildirdiğine göre davacının dava ettiği talepler dikkate alındığında ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istediğinin kabulü gerekir. O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....
nin adi ortaklığı tasfiye sürecine sokmadığını, bu nedenle adi ortaklığın tasfiye payının belirlenemediğini, haciz edilen kar payının da belirlenip icra dosyasına ödenmediğini, adi ortaklık ilişkisinde bir ortak tarafından alacak talepli ikame edilen davanın ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsayacağını, böylece taraflar arasında kurulan adi ortaklık ilişkisinin TBK 639 gereğince sona erdiğini, bu nedenlerle davalılar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, ortaklığın menkul mallarının muhafaza altına alınmasına yönelik teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tasfiye görevlisi tayin edilerek tasfiye ve kar payının tespitine, tasfiye ve kar payından davalı borçluya düşen tasfiye ve kar payının davacı alacaklıya veya takibin yapıldığı icra dosyasına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... ...San....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/488 Esas sayılı dosyasında görülen tasfiye davasında adi ortaklığın ortak hesabından usulsüz paralar çekildiği iddia edilerek bilançonun buna göre düzenlenmesini talep ettiği, adi ortaklığın henüz tasfiye edilmediği, ortakların varsa borç/alacak miktarlarının henüz tespit edilmediği, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi sonuçlanmadan davacının davalı .... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın erken açılan dava niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile çay bahçesi ve lokanta işletmek üzere adi ortaklık sözleşmesi imzaladığını, demirbaş alımı ve masraflara mahsuben 75.000 YTL ödediğini, davalının sık sık para istediğini ancak hesap vermediği, kar payı da ödemediğinden 1.12.2004 tarihli ihtarla adi ortaklığı feshederek yaptığı masrafları istediğini bildirerek ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının 75.000 YTL ödemediğini, masraflara katılmadığını, taşınmazın imarı ve tefrişini kendisinin yaptığını, kar payı elde edemediğini, bu aşamada feshin iyiniyetli bir davranış olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen adi ortaklığın feshi, tasfiyesi ve tasfiye alacağı talebi davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasındaki 15.05.2003 tarihli protokol ile %50'şer hisseli araç tamirine ilişkin özel servis çalıştırmaya yönelik adi ortaklık konusunda anlaştıklarını, davalının hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediği için adi ortaklığı 15.10.2011 tarihinde sona erdirdiklerini adi ortaklığın tasfiyesi nedeniyle 300,00 TL ortaklık ve kar payının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir....
Noterliği'nin 14/02/2014 tarih ve 3744 yevmiye nolu sözleşme ile kurulan ADİ ORTAKLIĞIN FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak ... T. C. Kimlik Nolu mali müşavir ...'...
Böylece, adi ortaklığın ilk faaliyet gösterdiği dükkana verilen zararın tazminine ilişkin ortaklık borcunun, taraflar aleyhine yapılan icra takibinde davacı tarafından tümüyle ödendiği sabittir. Ne var ki bu ödeme yapıldığı esnada taraflar, halen ilk kurdukları ve sonrasında ...'da devam ettirdikleri adi ortaklığı tasfiye etmemiş, bu ödemeden sonra Temmuz 2007 itibariyle ortaklığı feshederek davacıya devretmişlerdir. Tasfiye ve Devir sözleşmesi başlıklı yazılı anlaşmaya göre de, ...'da bulunan fırın işletmesinin "...-... Ortaklığı" olarak 2005 yılına kadar birlikte işletildiği sonrasında bu yerin ... tarafından işletildiği belirtilmiş, ortaklık feshedilmiş, ortaklığa ait tüm ortak mallar ve haklar ...'ya devredilmiş, bu devir nedeniyle ...'in ...'dan "hiçbir hak ve alacağı kalmadığı, yine ... tarafından ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/941 D.İşler sayılı tespit işlemine konu edilen hususlardan dolayı da ...'in ...'dan hiçbir hak ve alacağı kalmadığı, ...'...


