Taraflar kendi aralarında daha önce tasfiye yapmadıkları içinde bu bağlamda tasfiyenin BK.nun 538 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemece yapılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538.maddesinde belirtildiği üzere, tasfiye hüküm hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539.maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir....
Mahkemece, Dairemizin 12.12.2005 tarihli bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshine, taraflar arasındaki ortaklığın sabş sureti ile tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, ortaklığa konu aracın satış memuru tarafından değerinin tespiti ile satış işleminin yapılmasına, ortaklık borçlarının ödenmesinden sonra ba-kiyesinin hisseleri oranında taraflara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozmadan sonraki yargılamada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de, bu haliyle adi ortalığın usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir. Daha açık bir anlatım ile adi ortaklığın mahkemece bizzat tasfiyesinin yaptırılması gerekir. Bozma ilamı-mızda da belirtildiği üzere, ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....
Mahkemece, davanın kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1–Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine. 2–Taraflar arasında düzenlenen 17.9.1985 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu, her bir ortağın ½ oranında pay sahibi oldukları, davacının Almanya’da olması nedeniyle yönetici ortağın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini istemiş, mahkemece de fesih ve tasfiye ye karar verilmiş ancak tasfiyenin ne şekilde yapılacağı kararda belirtilmemiştir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği BK nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da aynı yasanın 538 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir....
Taraflar arasında 26/03/2012 tarihli "Ortak Girişim Beyannamesi" ile adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığı ve ortaklık konusu işin 23/06/2014 tarihinde teslim edilmek suretiyle adi ortaklığın feshedilerek sonlandırıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasında toplanmaktadır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2017 tarih, 2015/601 E.-2015/306 K. sayılı dava dosyasının içeriğinden, davacı tarafından davalı aleyhine "Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile mahkemece tasfiye memuru atanması" talepli davanın açıldığı, mahkemece; ... Adi Ortaklığının fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ..., Makine Mühendisi Prof. Dr. ..., İnşaat Mühendisi ...'un tayin edilmesine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 06/07/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır....
den olan alacağının, ortaklığın tasfiye alacağından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; TBK'nın 644.maddesi gereğince adi ortaklığın tasfiyesinin mahkemenin görevi dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, adi ortaklığın tasfiyesi istemine istemine ilişkindir. TBK'nın 620. maddesindeki tanıma göre;"Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir". Ön uyuşmazlık; talebin bulunması halinde ve hakli sebeplerin varlığı ile Adi Ortaklığın Feshinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. TBK'nın 639.maddesinde sayılan hallerin varlığı halinde ortaklık ilişkisi sona bulur. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesi ortaklığı sona erdirir....
Bu gibi adi ortaklık ilişkilerinde öncelikle mahkemece yönetici ortağın kim olduğu tespit edilmeli, şayet taraflar dönem dönem adi ortaklığı işletiyorlarsa, işlettikleri dönemlerle sınırlı olarak her bir ortaktan hesap vermesi istenmeli , verilen hesap listesi üzerinde taraflar anlaşma sağlıyorsa hesap listesi esas alınarak, uzlaşamadıkları durumda ise uzlaşılmayan noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri toplanıldıktan sonra ortaklığın fesh edildiği 30.12.2009 tarihi itibariyle ortaklığın geliri, gideri ve borçları tek tek hesaplanmak suretiyle BK.nun 538 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemece bizzat tasfiye sağlanmalıdır. Mahkemenin tüm bu yönleri göz ardı ederek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle müdahil davacı ...'in tüm, davalı ...'...
T.. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak, esasa ilişkin olarak davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini, davalının kardeşleri ile birlikte Altın ....Altın ve Döviz Ticareti ile .... Döviz ve Altın Ticareti A.Ş'de ortaklığı bulunduğunu, bu şirketlere borç verilmiş ise şirketlerin resmi kayıtlarında yer alacağını, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/30 Esas sayılı dosyasında tarafları iş bu davanın davalısı olan M.. T.. ve dava dışı davacının eşi M. T. tarafından davalı Y.. T.. aleyhine adi ortaklığın tasfiyesi talebi ile dava açıldığını, söz konusu dosyaya adi ortaklığı kanıtlamak amacıyla iş bu dava dosyasına sunulan 28.08.2001 tarihli Aile Ortaklık Sözleşmesinin sunulduğunu, eğerAnkara 9....
Hal böyle olunca dosya kapsamından idareci ortağın davalı olduğu da gözetilmek suretiyle idareci ortaktan hesap istenmeli, verilen hesap doğrultusunda tarafların uyuştukları ve uyuşmadıkları noktalar saptanmalı uyuşulmayan konularda taraflardan delil ve karşı delilleri sorulup toplandıktan sonra tasfiyenin bizzat hakim tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Hal böyle olunca davacı iddiası ve davalının savunması yönünden tüm delilleri celbedilerek B.K.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri gözetilmesi gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
olması işletmenin yüksek oranda kar ettiğini gösterdiğini, yaşanan olaylar sonrası gelinen son aşamada birlikte herhangi bir ticari faaliyette bulunmak bir yana artık ailevi ve sosyal faaliyette dahi bulunmayacak duruma geldiklerini, taraflar arasındaki husumet nedeniyle müvekkilinin ortaklığının işletmesine girmesi engellenmekte ve gelir-gider, kar payı hususunda müvekkiline bilgi verilmemekte olduğunu, bu nedenle müvekkilinin hak kaybının ve telafisi imkansız ararlar oluşmasının önüne geçmek adına yargılama süresince adi ortaklığın ve ortaklığı işlettiği ... pastahanesi'nin yönetiminin mahkememizce resen atanacak bir kayyım eliyle yürütülmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle yargılama süresince adi ortaklığın ve ortaklığı işlettiği ... pastahanesi'nin yönetiminin mahkememizce resen atanacak bir kayyım eliyle yürütülmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tarafların ortak olduğu adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, bu hususta tasfiye...
Hemen belirtmek gerekirki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Adi ortaklığı oluşturan ortaklardan olan ve taraflarında babası bulunan ... ...'in 25.1.2000 tarihinde vefat etmesi nedeniyle adi ortaklık fiilen son bulmuş ise de, ortaklığın henüz tasfiye edilmediği sabit olup, tasfiye edilmeyen ortaklık içinde henüz zamanaşımı başlamamıştır. Bu nedenle olayda zamanaşımı süresinin dolduğundan söz edilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....


