Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Taraflar arasında abone sözleşmesi yoktur. Uyuşmazlık kaçak su kullanımından kaynaklandığından kararın temyizen incelenmesi görevi Yargıtay 4. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 4.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 5.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" ... 20.Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Uyuşmazlık, taraflar arasında abone sözleşmesi bulunmayan ve ... doğalgaz kullanılan döneme ilişkindir. Budurumda kararın temyizen incelenmesi görevi Yargıtay 4.Hukuk Dairesinindir. SONUÇ:Dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 4.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 30.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davalı vekili, duruşma sırasında davacının abone olması nedeni ile tüketiciyle birlikte sorumlu olduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı şirketin davalı kurumun elektrik abonesi olup, taşınmazın davacı tarafından 02.11.2000 tarihinde dava dışı kişiye kiralandığı, ancak davacının aboneliğinin devam ettiği, davacının kiracısını abone olmaya zorlamadığı, kira sözleşmesi ve taahhütname ibraz ederek borçtan sorumlu olmadığını ileri sürdüğü, davacının abone olarak sorumluluğunun devam ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....
.-.... ... taksitli dönemlerine tahakkuk ettirilen ancak ödenmeyen su fatura borcu olduğunu, ... numaralı abone davalı ... adına olduğunu, abone sahibi takip konusu borcu ödemekle yükümlü olduğunu, ...-.... dönem borçlarının ... tarihinde ... tarafından taksitlendirildiği tespit edildiğini, bu da borcun varlığı hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığını göstermekle birlikte davalı ve ilgilisinin borcu ödemekle yükümlü olduğunu, ... nolu abonenin söz konusu borçları ödenmediği için dosyada mevcut olan ... tarihli saha istihbaratından anlaşılacağını, abone adresinde taksidi yaptıran ...’in olduğu tespit edilmiş olup söz konusu adrese borçlarının ödenmemesi durumunda haklarında hukuki işlem başlatılacağına dair davacı tarafından ihbarnameler bırakıldığını, konuyla ilgili olarak herhangi bir itiraz ve ödeme yapılmadığı için icra takibi başlatıldığını, davalı abone sahibi olup abonesini iptal ettirmemiş ve iptali için davacı İdareye de başvurmadığını, abone sahibi davalı abone sözleşmesi...
Davalı; mülkiyet sahibi, abone ve fiili kullanıcının elektrik borçlarından müteselsilen sorumlu bulunduğunu, davacının abonelik talebinin usûl ve yasaya uygun olmadığını, abone ve davacının ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının serbest irade ile başka elektrik şirketleri ile de abonelik sözleşmesi yapılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; abonelik tesisi talep edilen yerin dava açıldıktan sonra 26/11/2020 tarihinde dava dışı ...'e devredildiği, davacının kendi adına yahut dava dışı yeni malik adına abonelik tesisi isteyebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir....
Davalı, abone bedelinin, merkezi ana ishale hattı ve sokaklara döşenmiş hatların sistem ömrü boyunca kullanımı için alınan ve abone tarafından ödenen katılım payı olduğunu, abonelik sözleşmesinin 9.maddesine göre abonenin, ısınma, abonman, tesisat gideri ve tüm borçlardan sorumlu olduğunu, dava konusu fatura ile istenenin bina altına konulan eşanjör bedeli olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen abonelik sözleşmesi gereğince davacının kullandığı jeotermal ısı bedelini ödediği, sistem kullanma bedeli adı altında istenen ek ödemenin sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muarazanın giderilmesi ve menfi tespite ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, jeotermal ısı enerjisi kullanımı abonelik sözleşmesi karşısında davacıdan sistem kullanma bedeli adı altında başka bir ödeme istenip istenmeyeceğine ilişkindir....
. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında 31.12.1997 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, 25.07.2003 tarihli sözleşme ile bayiliğin yenilendiğini, sözleşmenin 11. maddesine göre aselsan yükleniciye her üç ayda bir sistemde faal olarak çalışan cihazlar için hesaplanan toplam abonelik ücretini fatura edeceğini, fatura bedelinin 45 günde ödeneceğinin, davalının bazı abone faturası olarak düzenlenmesi gereken faturaları onarım faturası şeklinde düzenleyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, bu durumun tespiti üzerine bayilik sözleşmesinin 21.03.2006 tarihli ihtarla feshedildiğini, davalının yetkili servis olmadığını, bu nedenle büyük onarımlar yapamayacağını, büyük onarım yapabilmesi için arızalı cihazı yetkili servise veya davacı şirkete göndermesi gerektiğini, sözleşmeye aykırı davranan davalının 68.833.03 TL ödemesi gerektiğini ileri sürerek bu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Adli Emaneti'nin 2010/203 sırasında kayıtlı olduğunun” belirtilmesine rağmen, nüfus cüzdanı getirtilmeden, katılan adına açılan telefon hat sözleşmesi ekinde bulunan fotokopi şeklindeki nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğrafın katılana veya sanığa ait olup olmadığı hususunda denetlemeye elverecek şekilde tespit yapılmadan ve sanığın hangi eyleminin resmi belgede sahtecilik suçuna vücut verdiğinin kararda açıkça gösterilmeden karar verilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle ... Adli Emanetinde bulunan katılana ait nüfus cüzdanının getirtilerek,... Adli Emanetinde bulunan... ... A.Ş. den katılan ... adına hat açma işlemlerinde kullanılan belgelerle birlikte incelenerek, katılana ait nüfus cüzdanı üzerinde iğfal kabiliyetine haiz her hangi bir tahrifat olup olmadığının ve abone sözleşmesi ekinde fotokopi şeklinde bulunan katılan ...'...
sözleşmesi düzenleyerek abone yaparak bilgisayar aldığı, bayiinin kapanması nedeniyle katılana ait bilgisayar kampanyası taahhütnamesi sözleşmesi aslının bulunamadığı ve ...’a da teslim edilmediğinin bildirildiği, bu suretle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, yapılan sahtecilikte aldatma kabiliyetinin bulunmasının zorunlu olduğu, aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının da belge aslı üzerinde hakim tarafından yapılacak bir incelemeyle belirleneceği, söz konusu belge aslının da ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında, özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir....
Somut olayda; taraflar arasında abone sözleşmesi de bulunmasına rağmen kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tutanak düzenlendiği, bu hususun da haksız fiil oluşturduğu ve 4077 Sayılı Yasa kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, görevli mahkeme genel, hukuk mahkemeleridir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; H.Y.U.Y.’nın 25. ve 26. maddeleri gereğince Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 10/07/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....


