WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Şti. adına çıkarılan haciz ihbarnamesi tebligatının muhatabın adresten ayrıldığının tespiti ile 07.05.2014 tarihinde iade edildiği, bilahare İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden şirketin kayıtlı adresinin sorulduğu ve iade gelen tebligatın ticaret sicilinde belirtilen adrese çıkmış olduğunun görüldüğü, bunun üzerine alacaklı tarafından aynı adrese 35. maddeye göre tebligat çıkarılmasının istenildiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) 35/4. maddesi gereğince, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. O halde mahkemece alacaklının, 3. kişinin ticaret sicilinde kayıtlı adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince tebligat yapılması isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....

Somut olayda, 3. kişiye gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi, tebligatı çıkaran icra müdürlüğü tarafından adresin muhatabın adrese dayalı kayıt sistemindeki adresi olduğu şerh verilmediği için tebligat memuru tarafından adresin, muhatabın adrese dayalı kayıt sistemindeki adresi olduğu şerh verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapıldığı belirtilen tebliğ işlemi usulsüzdür. O halde mahkemece 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince muhatabın öğrenme tarihi olarak beyan ettiği 13.01.2012 olarak düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmeden 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılırsa bile hükümsüz sayılacaklarından dolayı anılan haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir. SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'...

Somut olayda, 3. kişiye gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi, tebligatı çıkaran icra müdürlüğü tarafından adresin muhatabın adrese dayalı kayıt sistemindeki adresi olduğu şerh verilmediği için tebligat memuru tarafından adresin, muhatabın adrese dayalı kayıt sistemindeki adresi olduğu şerh verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapıldığı belirtilen tebliğ işlemi usulsüzdür. O halde mahkemece 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince muhatabın öğrenme tarihi olarak beyan ettiği 13.01.2012 olarak düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmeden 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılırsa bile hükümsüz sayılacaklarından dolayı anılan haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir. SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'...

Yasa koyucu, kamu alacağı hakkında alacağın daha süratli tahsil edilmesi amacıyla İcra İflas Kanununca benimsenen takip yönteminden ayrı bir yöntem belirlemiştir.Örneğin, yukarıda değinildiği gibi İcra İflas Kanununun 89. maddesine göre iki defa haciz ihbarnamesi gönderilmesi gerektiği halde 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesinde bir defa haciz ihbarnamesi gönderilmekle yetinilmiştir.Hernekadar 6183 Sayılı Yasada İcra İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hüküm yoksa da, 6183 Sayılı Yasanın 58.maddesine göre açılan itiraz davası "menfi tesbit davası" olarak nitelendirilebilir....

Usule aykırı tebliğin hükmü ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddesinde düzenlenmiş olup, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, somut olayda, beyan edilen tarih olmadığından, takip dosyasındaki işlem tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiğinden, mahkemece; 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinin, 7201 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca, muhatabın öğrenme tarihi olarak icra müdürlüğüne başvuru tarihi olan 24.09.2014 olarak düzeltilmesine, buna göre, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ edilmeden 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılsa bile hükümsüz sayılacaklarından dolayı da sadece 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile 89/1 haciz ihbarnamesinin de iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....

İcra Mahkemesince 1. haciz ihbarnamesinin tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin 9.10.2013 olarak belirlenmesine ve usulsüz çıkarılan 1. haciz ihbarnamesine göre 2. ve 3. haciz ihbarnamesi çıkartılamayacağından 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda dava konusuz kalmış olup, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava tarihi itibariyle haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ‘’borçlu olunmadığının tespitine ‘’ şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....

icra dosyasına ödeme yaptığı hususunun ve 7201 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi hükmü dikkate alınarak ödeme yaptığı anda artık haciz ihbarnamesi tebligatının usulsüz olup olmamasının bir öneminin bulunmadığı, neticede davalının alacağın temlikinden haberinin bulunmadığı devrede haciz ihbarnamesine dayalı ödemeyi yapmış olduğu, tüm bu sebeplerle davalının birinci haciz ihbarnamesini öğrendiği ve haciz ihbarnamesine dayalı olarak icra dosyasına yaptığı ödemenin iyiniyetli olduğu ve borçtan kurtulduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....

Tüm bu açıklamalar ışığında somut dava değerlendirildiğinde de; Mahkememizde açılan davanın, İİK'nın 89/3. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, somut olayda, 3. kişi olan davacıya, davalı alacaklının talebiyle İİK'nın 89. maddesine dayalı 3 adet haciz ihbarnamesi gönderildiği ve davalı şirketin icra takip borçlusuna herhangi bir borcu bulunmadığı ileri sürülerek İİK'nın 89/3. maddesi gereğince iş bu davanın açıldığı, davacı gerçek kişi ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, bu anlamda uyuşmazlığın ticari bir uyuşmazlık olmayıp, takip hukukundan kaynaklanmakta olduğu, bu haliyle de İİK'nın 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu (Benzer hususlarda bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2016 tarih ve 2015/15365 E., 2016/3253 K....

sonucu malvarlığını %50 oranında devralmış olduğundan üçüncü haciz ihbarnamesinin bu yönden de iptali gerektiğini ileri sürerek kendisine gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir....

Mahkemece, İİK 89.madde gereği 3.şahsın alacaklısı davalıya karşı menfi tespit davasının 7 günlük sürede açılması gerektiğini,ancak İcra Mahkemesi tarafından İcra Müdürlüğü'nün gönderdiği haciz ihbarnamelerinin iptaline dair kesinleşmiş hükmü gereği yok hükmünde olduğu, davanın açılmasına ise usulsüz haciz ihbarnamesi nedeni ile davalının sebep olduğu gerekçesi ile davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı .... vekili vekilince tarafından temyiz edilmiştir. İİK 89.maddesi uyarınca gönderilen 3.haciz ihbarnamesi 07.11.2012 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olup, dava ise 15 günlük hak düşürücü sürede açılmamıştır.Bu durumda Mahkemece dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. Aslı gibidir....

UYAP Entegrasyonu