WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

sayılı Kanun) 162 nci maddesi gereğince, olmadığı taktirde 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin kadına verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisinin reddine, kadın için aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, çocuklar için 400,00'er TL tedbir ve iştirak nafakasına, 200.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata, ziynet eşya bedeli şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

Açıklanan uyuşmazlığın çözümünde etken özel ve genel yetki kurallarına yönelik yasal düzenlemeler ile kişilik hakkı kavramına ilişkin açıklamalarda bulunulmasında yarar bulunmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kişi olarak gerçek ve tüzel kişileri kabul etmiştir. Kişilere hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme ehliyetini tanıyan hukuk düzeni, aynı zamanda onlara kişiliğini koruma fırsatı da sunmuştur. Koruma altına alınan bu değerlerin kapsamına, kişinin bedensel varlığında temellenen kişisel değerleri (hayat, vücut, bedensel ve ruhsal sağlık gibi) ve toplum içindeki yerine ve etkinliğine ilişkin dış değerleri (şeref, haysiyet, saygınlık, ekonomik hareket serbestliği, ad, onur, gizli ve özel hayat alanı gibi), kısaca kişinin kişi olması dolayısıyla ayrılmaz bir biçimde sahip olduğu bütün değerler dâhildir (ÖZSUNAY Ergun, Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, 4....

yönelik olduğu, bu haliyle de davalının yargılama sürecini olumsuz olarak etkilemeye yönelik davranışlarda bulunduğu, iftira niteliğindeki bu şikayet nedeniyle babanın ortak çocukla sekiz yaşına kadar yatılı kişisel ilişki kurmayacağı yönünde beyanda bulunması nedeniyle, uzmanlar tarafından düzenlenen raporun sonuç kısmında davacı babanın beyanı dikkate alınarak ortak çocuğun sekiz yaşından sonra yatılı kişisel ilişki kurulmasının uygun olduğu şeklinde kanaat bildirilmiş ise de; uzmanlarca esasen çocuğun yatılı kişisel ilişki kurmasına engel bir durum saptanmadığı, salt davacı babanın üzerinde atılan iftira sonucu çekindiği ve üzüldüğü için yatılı kişisel ilişki kurmaktan imtina ettiği, oysa ki davacı babanın yargılamanın en başından beri amacının çocuğu ile yatılı kişisel ilişki kurabilmek olduğu, açıklanan sebeplerle davacının davasının kabulüyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 324 üncü maddesi uyarınca velâyeti davalı annede bulunan ortak ve karar tarihi itibariyle...

İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605, 611 inci maddesi, 3. Degerlendirme 1 . Türk Medeni Kanununun 599/II. maddesi uyarınca; mirasçılar tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sınırsız olarak sorumludur. Bu bakımdan borcun haksız fiil kaynaklı olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Ancak mirasçılar kişisel sorumluluğu, ancak mirasın kabulü veya ret süresinin geçmesi yani mirasçıların mirası kesin olarak kazanmaları ile başlar. Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun'un 605 inci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605. maddesinin ikinci fıkrasında ise “ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesi ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında davacının kusursuz veya daha az kusurlu olabileceği gibi tam kusurlu da olabileceği, ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu( 4721 sayılı Kanun)'nun 166 ncı maddesinin ikinci fıkrasının davacının kusurunun davalıdan fazla olması halinde davalının itiraz hakkını düzenlediği, somut olayda davacı davalının müşterek konuta dönmediğini iddia etmiş ve bir kısım tanık beyanları ile ispat etmiş ise de; davalı tanıklarının beyanlarından davacının davalının hastalığı sürecinde kendisini yalnız bırakarak ve davalının müşterek konuttaki eşyalarını boşaltmak suretiyle davalıyı evi terke zorladığı anlaşılmakla; davacı tarafın ağır kusurlu olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak boşanma davası açamayacağı, daha az kusurlu olan davalı kadının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı...

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı erkek tarafından çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talepli açılan davada, ortak çocukla baba arasında yatılı kişisel ilişki kurulmasının çocuğun üstün menfaatine olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 323 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddesi. Çocuk Hakları'nın Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü, 4 üncü, ve 6 ncı maddesi. 5395 sayılı Çocuk koruma Kanunu'nun 4 üncü maddesi'nin (b) bendi. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....

tarafların sosyal ekonomik durumlarına ilişkin kayıtlar ile tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, hak ve nesafet kaideleri göz önünde bulundurulması gerektiği, alınan sosyal inceleme raporları gereğince velayetlerin anneye verilmesi ve baba ile kişisel ilişki kurulması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, her iki ortak çocuğun da velayetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, her çocuk için aylık 300,00'er TL tedbir ve iştirak nafakası ödenmesine, davacı için 20,000,00TL maddi, 18.000,00TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile evlat edinilmek istenilen küçüğün 2 yaşında olması ile düzenlenen SİR ve 02.12.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında yapılan gözleme göre ayırt etme gücüne sahip olmadığı, Mahkeme gözleminde küçük Zeliha'nın davacıya "anne" şeklinde hitabına yer verildiği, toplanan delillerden küçük Zeliha'nın doğumda ayaklarında oluşan kırıklar nedeniyle tedavi altına alındığı, küçüğün ortopedi ve travmotoloji bölümü, çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü, fizik tedavi bölümünde tedavi gördüğü, dinlenen tanık beyanlarından küçüğün biyolojik ailenin evinde kaldığı 1 haftanın sonunda hastalandığı ve yeninden tedavi gördüğü, belirtilen tarih aralığı ile sağlık raporlarının uyumlu olduğu, davacının Ankara'da çeşitli hastanelerde küçüğü tedavi ettirdiği, kurumca düzenlenen SİR'de de davalı tarafın çocuğa bakım ve özen yükümlülüğünü yerine getirilmediğinden bahisle bakım tedbiri uygulanmasının uygun olacağı yönünde...

Bunlar kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK m.24), isme saldırı (TMK m.26), nişan bozulması (TMK m.121), evlenmenin butlanı (TMK m.158/2), boşanma (TMK m.174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma (6098 sayılı TBK m.58) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (TBK m.58) olarak sıralanabilir. TMK’nın 24. maddesi ile 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nın 24. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir....

UYAP Entegrasyonu