İlgili Hukuk 3.2.1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi: "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. 3.2.2. 3402 sayılı Kadasto Kanunu’nun 22. maddesi: “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanunu'nun 1026'ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir....
Bundan başka; dava konusu 103 ada 89 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının 2510 sayılı Kanun hükümlerine göre 1938 yılında oluştuğu, dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı hususunun, 30/03/2010 tarih ve 2010/4221 E. - 2010/4047 K. sayılı karar düzeltme kararında belirtildiği, dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu kabul edilse dahi, bu tapu kaydının 2510 sayılı İskan Kanununa göre oluşturulduğu, bu tapulara geçerlilik tanıyan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 45. maddesinin ilgili hükmü iptal edildiğinden artık iskan tapularına değer verme olanağının kalmadığı, taşınmazın halen 20-80 yaşlarından meşe, kayın, gürgen cinsi orman ağaçları ile kaplı olduğu ve 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince, aynı Kanunun 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirildiği, aynı Kanunun 5. maddesinde "Devletleştirilen ormanların sahiplerini bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak 1 yıl içinde ihticaca...
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesinden kaynaklanan uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu 109 ada 24 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı Suriye Uyruklu ... ve arkadaşları adına, kalan 1/2 payı ise ... adına kayıtlıdır. Keşifte alınan beyanlarda ... ’in Türk vatandaşı olduğu, taşınmazın kendi adına olan bölümünü kullanıp, Hazine adına olan bölümü ise ecrimisil bedeli karşılığında kullandığı belirtilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın diğer paydaşı olan ... ’i davacı olarak göstermiş ve 1062 sayılı yasa gereğince davacıların temsilcisi olduğunu belirtmiş ise de, bu kişinin Türk vatandaşı olması nedeniyle davacı Hazinenin, diğer paydaş ... ’i temsil yetkisi bulunmadığından davada taraf olduğundan söz edilemez. Davanın niteliği itibariyle, bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması veya tamamının katılımının sağlanması suretiyle davaya devam edilmesi zorunludur....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/06/2017 tarihli ve 2016/98 E. 2017/90 K. sayılı kararıyla; mahkemece davanın kadastro öncesi sebebe dayalı mülkiyet ihtilafından kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesine göre yapılan çalışmaların, taşınmazın aynına ilişkin olmayıp bu niteliği itibariyle kadastrodan önceki nedenlere ilişkin olarak dava açılmasını süre yönünden kısıtlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinin kadastrodan önceki sebeplere dayalı mülkiyet ihtilafına dayanan davalar bakımından esas alınmayacağını, bu halde taşınmazların tesis kadastrosunun 1994 ve 1998 yıllarında kesinleştiği, davanın ise 2016 yılında açıldığı gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 1....
Dava TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur....
Kaldı ki; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir....
Dava, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Medenî Kanunun 1007. maddesi gereğince tazmini istemine ilişkindir. Eldeki dava, 02/06/2010 tarihinde açılmış, tapuda satış işlemi ise 28.11.2005 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacılar tarafından ... ... aleyhine açılan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... E. ve .../... K. sayılı orman kadastrosuna itiraz davası reddedilmiş ve dosya Yargıtay denetiminden geçerek 06.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 Esas, 2003/125 karar; (29.09.2010 gün ve 2010/14-386 Esas, 2010/427 Karar sayılı ilâmları) gözönüne alınarak dava konusu yerlerin ormanlık alan olduğuna ilişkin ......
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 6831 sayılı Kanunun 2896 sayılı Kanunla değişik hükümlerine göre yapılarak 31.07.1985 tarihinde bitirilmiş ve 06.05.1986 tarihinde ilan edilmiştir. Kadastro tespiti ise orman kadastro çalışmaları bitirildikten 23.06.1986 tarihinde yapılmıştır....
Kadastro Mahkemesinde 02.08.2010 tarihinde açılan dava; kök 318 ada ... sayılı parselin ...B uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılan 101.704 m² yüzölçümlü kesiminde 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesindeki şerhlere yöneliktir. Bu durumda askı ilân süresi içinde açılan kullanım kadastrosuna itiraz davasının kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında, taraflarca ileri sürülmese dahi re'sen gözönünde bulundurulması gerekir. Davacılardan ... ve arkadaşları ile katılma dilekçesi veren ... ve ... vekilleri kullanım kadastrosunun askı ilan süresinden sonra sadece tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlar ise de çoğun içinde azda vardır kuralı uyarınca anılan isteğin ayrıca beyanlar hanesindeki şerhlere de ilişkin bulunduğu, askı ilân süresinden sonra açılan davaların 3402 sayılı Kanunun ......
ın yirmi yılı aşkın zamandan beri malik sıfatıyla nizasız fasılasız zilyet ve tasarruflarında bulunduğu, hâlen tasarrufun devam ettiği belirtilerek adlarına tespit edilmiş, tutanak 27.01.2006 ile 27.02.2006 tarihleri arasında ilan edilmiş, ... tarafından 24.02.2006 tarihinde Bingöl Kadastro Mahkemesinin 2006/271 E. sayılı dosyası ile açılan davada, davacı Hazine tarafından ise 23.02.2006 tarihinde açılan eldeki davada tespite itiraz edilmiştir. 24. ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan davada; mahkemenin 23.05.2006 tarihli ve 2006/271 E., 2006/9 K. sayılı kararı ile, davacı tarafından dava dilekçesinde ve ilk duruşmaya kadar da sunacağı dilekçeyle dava sebep ve delillerinin bildirilmediği gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve hükmün temyiz edilmeksizin 25.5.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki davada beyanı alınan...'...


