İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2018 tarihli ve 2018/113 Esas, 2018/104 Karar sayılı ilamı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçüm ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının iptaline yönelik davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine girdiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna dair karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2018 tarihli ve 2018/113 Esas, 2018/104 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16....
Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu bozmalarında açıkça dile getirilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 766 sayılı Tapulama Kanunu'ndan ayrı olarak 20/B bendinde tapu malikinin kullanımını aramış, ancak 20/C bendinde gayri sabit hudutlu tapu kayıtlarında tapu malikinin kullanımını aramamıştır. “Bir kimse, taşınmazda eylemli olarak zilyet bulunmasa dahi, o taşınmaz adına tapuda kayıtlı bulunduğu takdirde yine zilyetliği devam eder. Buna kütük zilyetliği denir. (TMK. 992) .” (İhsan Özmen-Halim Çorbalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu Şerhi, 1988 basım, 688. sayfa). Açıklandığı üzere 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 766 sayılı Kanun'dan ayrı olarak gayri sabit hudutlu tapu kayıtlarında kayıt malikinin kullanmasını Kanundan kaynaklanan hak nedeniyle açıkça aramamıştır. Mahkeme dosyası içinde yer alan ve yukarıda ayrıntıları yazılı olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1994 gün ve 1988/333 E. 51 K. sayılı 12.09.1995 tarihinde Yargıtay 8....
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın Özel Dairece bozulmasından sonra, davaya konu parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5. ve 27. maddeleri gereğince görevsizlik kararı ile dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı: 16. ......
Genel arazi kadastrosunun kesinleşmesi hâlinde tescil nedeni "kadastro" olduğu yazılarak ya da dava sonucu kesinleşenler için "hükmen" yazılarak tapu sicil kaydı oluşturulur. 6831 sayılı Kanun gereğince yapılan orman kadastro işlemlerine karşı gerçek ya da tüzel kişilerin açtıkları orman kadastrosuna itiraz davalarında davanın kabul edilmesi hâlinde tescil kararı verilmeyip orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verildiği, ayrıca tescil hükmü kurulmadığı bununda yasa hükmü olduğu, yasada sayılan tescil hâlleri dışında tapu kütüğüne başka bir tescil dayanağının bulunmadığı buna göre tescil sebebi olarak orman kadastro komisyonu gösterilemeyeceği hususu da açıktır....
Kararının dava konusu uyuşmazlığa uygulanamayacağını, davacıların hiçbir zaman dava konusu taşınmazların zilyedi olmadıklarını, vaat borçlularının tapulama mahkemesinde taşınmazlara yönelik hak iddiasında bulunmadıklarını, taşınmazların malik sıfatını hiçbir zaman kazanamadıklarını, tapulu taşınmazların ancak resmi şekilde satılabileceğini, tek taraflı satış vaadi olmayacağını, davacıların dayandığı sözleşmelerin geçersiz olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin geçtiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur....
Hazinesi vekili devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesinde düzenlendiğini, bu gibi yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ve herkesin eşit olarak ve serbestçe yararlanmasına açık yerlerden olduğunu; dava konusu yerin de kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, dolayısıyla ayni hakka konu olamayan, bu nedenle alım ve satım konusu yapılamayan ve rayiç değeri olmayan yerler içerisinde bulunduğunu, kaldı ki davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur....
nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen ilkeye göre idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde ve buna dayanan tescilinde, M.Y.'nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ve "Anayasanın 169 ve 170. maddeleri ile Orman Yasasında ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve özel ormanlar özel yasalarına tabii olması nedeniyle H.G.K'nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan (somut olayda aslında özel orman olan) taşınmazlar her nasılsa (somut olayda taşınmazın özel orman cinsinin yetkisiz Orman İşletme Müdürünün yazısı ile kaldırılıp) tapuya tescil edilmiş olsa dahi, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.'...


