WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Hak düşürücü sürenin geçmesi halinde davanın esasına girilemez. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır. Somut olayda, 3402 sayılı Yasanın 4/3 maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 11.03.1999 tarihinde kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde anılan 10 yıllık süre içerisinde (19.12.2008 tarihinde) kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunularak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 sayılı Yasanın 16/D ve 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık süre içerisinde istenebilir. Davacı, dava aşamasında tapu kaydına tutunmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez. Bu olgu, Yargıtay HGK'nun 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklanmıştır....

Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacılar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış olduklarından gösterilen 6 aylık yasal süre içinde dava açmaları gerekir. Davacılar bu süre geçtikten sonra 17.11.2005 tarihinde dava açmışlar. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkemece öncelikle gözetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece davanın 6 aylık yasal süre geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile görev yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Davanın esasını inceleme görevi genel hukuk mahkemelerine aittir. Diğer taraftan altı aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmakla görevli kadastro mahkemelerinin orman sayılmayan yerlerin kişiler adına tescil kararı verme yetki ve görevleri de yoktur. Mahkemece bu konunun düşünülmemiş olması dahi isabetsizdir....

Mahallesi 245 ada 1, 248 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 261750 m2 ve 323000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 248 ada 1 parsel hali arazi, 245 ada 1 parsel orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, taşınmazların Eylül 1936 tarih 22 nolu tapuda babası adına kayıtlı olup 50-60 yıldır zilyetilğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 10 yıllık süre içinde tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteimne ilişkidir....

Mahkemece davanın kabulüne, 1517 parsele ilişkin orman tahdidinin iptaline karar verilmiş hüküm davalı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. ... köyünde 30.06.2006 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu vardır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23/02/2012 gününde oybirliği ile karar verildi....

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde de kamu mallarında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Mahkemece açıklanan konular gözetilerek davanın esasına girilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23/02/2012 günü oybirliği ile karar verildi....

O halde, yapılan ve kesinleşen işlem, orman kadastrosu olduğuna göre, somut olayımızda temyize konu davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmüne göre açılan tapu iptali ve tescil davası olmayıp, 6831 sayılı Orman Kanununun 11/1. maddesi hükmüne göre açılan orman kadastrosunun iptaline ilişkin bir dava olduğunun kabulü zorunludur. 2012/6752 - 2012/9122 Kadastro Yasaları tasfiye amaçlı yasalardır. Bu nedenle; Kadastro Yasalarınca yapılan işlemlerin iptali, belirli sürelere bağlanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. ve 6831 sayılı Orman Kanununun 11/1. maddesinde belirtilen süreler hak düşürücü süreler olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Hak düşürücü süre, davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı hususu, taraflarca ileri sürülmese dahi davaya bakan hâkim tarafından gözetilmesi gerekir. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez....

Yani dava, hak düşürücü süre geçmeden açılmıştır. Tesbit 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığına ve bu Kanun hükümleri uygulandığına göre, iptal ve tescil yönünden açılan davaya da bu Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinde şüphe yoktur. Yani iptal için açılan davada, 3373 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi hükümlerini uygulama olanağı bulunmamaktadır. O halde; sadece tapulu taşınmazlarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin nazara alınması ve süresi içerisinde açılmışsa esasa girilmesi gerektiğinin açıklanması, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğe dayanılarak açılan iptal davalarında nazara alınmaması ve dava açılamayacağının belirtilmesini kabul 3402 sayılı Kanunun 12/3. Maddesini yok farz etmek olur ki, bunu düşünmek dahi mümkün değildir. Somut olaya, Özel Kanun olan 6831 sayılı Kanunun değişik 11.maddesinin uygulanması gerektiği de düşünülemez. Zira yukarda açıklandığı gibi tesbit, 3402 sayılı Kanuna göre yapılmıştır....

Gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devlet Ormanları hakkında Orman Yönetimi tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Orman Yönetimi arasında bir ayrım da içermemekte ise de “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır. Bu nedenle, orman iddiasıyla açılan temyize konu dava yönünden 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılıp oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ......

Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır. Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 2003 yılında kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir....

Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır. Somut olayda; 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 2007 yılında kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 sayılı Yasanın 16/D ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir....

UYAP Entegrasyonu