Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava,10 yıllık süre içinde tapuya dayalı olarak açılan orman tahdidinin iptali niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1992 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 04/11/2008 gününde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece yöntemince yapılan keşif ve alınan uzman orman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın 1988 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içine alınıp 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı daha sonra 2010 yılında 3402 sayılı Kanunun Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosunda Hazine adına tespit edilerek tapuya tescil edildiği belirlenmiştir. Davacıların talebi netice itibariyle orman tahdidinin iptalini de gerektirmektedir. Ne var ki; orman tahdidinin kesinleştiği 1988 yılı ile davanın açıldığı 2013 yılı arasında 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde, orman tahdidinin iptali için öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre çoktan geçmiş olup davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz taleplerinin reddiyle usûl ve kanuna uygun görülen hükmün ONANMASINA, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle 1.100....
Dava, 3402 Sayılı Yasaya göre 10 yıllık sürede açılan kadastro tesbitine ve orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 2001 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır. Sonuçları 24/07/2001 - 22/08/2001 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. ... Köyünde arazi kadastrosu ve orman kadastro çalışması yapılmamıştır....
Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerine 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan doğruya gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez. Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez....
Davacı yan, 3402 sayılı Kanun uyarınca 30 günlük itiraz süresi içerisinde tutanağa karşı dava açabileceğine göre, bu süre geçtikten sonra da tapuya dayalı olsun veya olmasın, aynı Kanunun 12/3.maddesinde tanınan 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açabilecektir. Yerel Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilip, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir....
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca tapuya dayalı olarak 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidinin iptali istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasa uyarınca yapılıp 1997 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Davacılara ait 491 parsel sayılı taşınmaz 1952 yılında yapılan tapulama sonucu tarla olarak davacıların murisi ... adına tesbit edilip kesinleştiği anlaşılmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına, 1997 yılında yapılan orman kadastrosunda daha önce yapılan kadastro parsel sınırları esas alınarak orman tahdit sınırı geçirildiği, 54 ve 55 orman tahdit sınırına göre sağ taraf devlet ormanı, sol tarafın ise ......
Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır. Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 1995 yılında kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir....
Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil ile 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidine itiraza ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmıştır. 1) Davacılar vekilinin dava konusu ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki orman tahdidinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili tarafından, davalı Orman Yönetimi aleyhine açılan davada, ... Köyü 393 parsel sayılı 24.000 m2 yüzölçümündeki davacı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın yörede 2003 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığını belirterek, orman sınırları dışına çıkarılmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında Hazine davaya dahil edilmiş ve yargılama sonucunda da reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 10 yıllık süre içinde tapuya dayalı olarak açılan orman tahdidinin iptaline ilişkindir....
Kaldı ki; 1744 sayılı Yasanın 11/2. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ve 3373 sayılı Yasa ile getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre, yasanın yürürlük tarihinden önce düşmüş olan haklara uygulanacağına dair bir hüküm de bulunmadığından bu bölüm hakkında da davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 06/06/1981 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır....


