Kadastro Mahkemesince verilen kararın altına kesinleşme tarihi olarak yanlışlıkla 27.07.1993 tarihi yazılmışsa da, bu yanlışlık kadastro tutanağının kesinleşme tarihini değiştirmez. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre, tüm defi ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle, yargılama bitinceye dek taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulur. Görülmekte olan davanın açıldığı tarih itibarıyla anılan kanun maddesinde belirtilen hak düşürücü süre geçmiştir. Silifke Kadastro Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararının altına yanlış yazılan kesinleşme tarihi ise Hazine'nin sorumluluğuna gidilmek suretiyle giderilmelidir. Mahkemece verilen ret kararında isabetsizlik bulunmamaktadır....
Mahkemece davacı ve müdahil gerçek kişiler dayandıkları tapu kaydının 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce mevcut olan tapu kaydının olmadığı, 1976 yılında genel kadastro çalışmaları ile kayıt olduğu, ayrıca yörede orman kadastrosunun 16.10.1993 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 14.10.2003'de açıldığı gerekçesi ile süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve müdahil gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosunun iptaline ilişkindir. Yörede 15.04.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır....
Orman kadastrosuna itiraz davalarının, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre 6 aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemelerinde, bu sürenin geçmesi halinde yine aynı maddenin son cümlesi uyarınca, tapulu taşınmazlar yönünden 10 yıllık hak düşürücü süre içinde genel mahkemelerde dava açılabileceği, bu 10 yıllık dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu, bu sürenin geçirilmesinden sonra, hangi nedenle olursa olsun orman kadastrosunun iptali için dava açılamayacağı yasa hükmü gereğidir. Davacı gerçek kişiler, bu davayı 6 aylık askı ilan süresi geçtikten sonra hasımsız olarak verdikleri dilekçe ile açmışlardır. HY.U.Y.'nın 179. maddesinde dava dilekçesinde nelerin bulunacağı açıklanmakta olup bunların arasında tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin adları ,soyadları ve adresleri de belirtilmektedir. Hasım belirtilmeden açılan davada taraf sonradan davaya dahil edilemeyeceği gibi ıslah ile dahi taraf değiştirilemez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki orman tahdidinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili ... Köyü 1469 parsel sayılı 13600 m2 yüzölçümündeki müvekkillerinin murisi ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın, yörede 1994 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığını belirterek orman tahdidinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli 1469 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili orman kadastro komisyonunun orman sınırları içine alınmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapuya dayalı olarak 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidinin iptali davası niteliğindedir....
Dava, 10 yıllık süre içinde zilyetliğe dayalı olarak açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmış ve kesinleşmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 06/11/2006 gününde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece davacıların zilyetliğe dayandığı, orman kadastrosu kesinleştikten sonra 10 yıllık hak düşürücü süre içinde, ancak, tapu kaydına dayalı dava açılabileceği gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda ... onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....
Ne var ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2006 tarih, 2006/20-619 Esas, 2006/665 Karar sayılı kararı ile “3402 Sayılı Kadastro kanununda ve diğer kanunlarda 3402 Sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur biçimde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilanına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. “hükmü getirilmiş bulunmaktadır....
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1997 yılında orman kadastrosu ve 2/B uygulamaları yapılmış; sonuçları 29/05/2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından 2002 yılında ilân edilerek kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın temyize konu (A) harfi ile gösterilen kısmının orman tahdidi içinde kaldığı, orman tahdidinin iptaline dair 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin de dolmuş olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine...
Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır. Somut olayda; orman kadastrosuna itiraz davası kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez (H.G.K. 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 S.K.)....


