O halde, mahkemece; borçlunun itiraz konusu ettiği çocuk nafakasının takip dayanağı ilam ile bir ilgisinin bulunmadığı, tüm dava dosyasına göre ise borçlu aleyhine, takip dayanağı olan ilam dışında, gerek ülkemiz mahkemelerinde, gerekse ülkemizde tanıma ve tenfize konu edilmiş başka bir yabancı bir mahkemede verilmiş, nafaka ödemesine dair tahsilde tekerrüre neden olabilecek başka bir mahkeme ilamının da bulunmadığı, dolayısıyla borçlunun yapmış olduğu itirazın İİK 33. maddesinde ifade olunan icranın geri bırakılması koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile şikayetin kabulüne hükmolunması isabetsizdir....
İcra ve İflas Kanunu'nun 71 ve kıyasen 33/a maddelerine dayalı başvuruda da alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek icranın geri bırakılması istenmektedir. Bu hâliyle zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması, icra hukukundan çok alacaklı ile borçlu arasındaki maddi hukuk ilişkisinin bir sonucudur ve ortada ne şikâyet konusu edilecek bir icra müdürü işlemi ne de alacağın mevcudiyetine ilişkin bir subjektif hak tartışması bulunmamaktadır. İcranın geri bırakılması borçluya aleyhindeki takibi geri bıraktırma hakkı tanırken, alacaklıya da alacağın zamanaşımına uğramadığının ispatı bağlamında bir dava hakkı tanımaktadır. Şu hâlde gerek İcra ve İflas Kanunu'nun 16 ila 18'inci maddelerinde düzenlenen şikâyetlerde ve gerek 71 ve 33/a maddelerinde düzenlenen takibin iptali ve taliki ile icranın geri bırakılması taleplerinin nihai etkisi kendisini, doğrudan ya da dolaylı olarak icra takibi üzerinde gösterecektir....
Mahkemenin kabulüne göre, borçlunun borca itirazı kısmen kabul edilmesi nedeniyle İİK'nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi, ayrıca bozma kararında alacaklının yapılan ödemeden haberdar olmadığı ve de ödemelerin kısmi ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği hususuna yer verilerek bir bakıma alacaklının, borçlular hakkında takip başlatmasında kötü niyeti veya ağır kusuru bulunmadığı kabul edildiğinden ödeme emrinin tebliğinden önceki itfa itirazının kısmen kabul edilmesi nedeniyle alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir....
ne icra emrinin tebliğ edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, İİK'nun 33/1. maddesine göre icranın geri bırakılması talebinin, icra emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılması gerektiği borçlunun takipten önce ödeme iddiasında bulunduğu, talebin süresinde yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir. İİK'nun 33. maddesi, ''İcra emrinin tebliğ üzerine borçlu 7 gün içinde dilekçeyle icra mahkemesi'ne başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya ihmal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir'' hükmünü içermektedir. Somut olayda; takip dosyasında icra emrinin borçlu vekiline tebliğ edildiğine dair bir tebligat parçası yoktur. Bu durumda itirazın süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir....
Somut olayda borçlu tarafın başvurusu; İİK'nın 33/1. maddesine dayalı, icra emri tebliğinden önceki döneme ilişkin itfa itirazıdır. İİK'nın 33/1. maddesinde; icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş, yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icranın geri bırakılmasına karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesinde kısmi ödemelerin öncelikle faizden ve masraftan mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında, tedbir nafakasına hem eş hem de ergin olmayan çocuklar için hükmedilir(TMK 169). ...
Davada, ilam tarihinden sonraki döneme ait nafaka ile ilgili başlatılan ilamlı icra takibi nedeniyle davalı tarafından talep edilen miktar kadar borçlu olmadığının tespiti istenilmektedir. İcranın geri bırakılması için İcra Mahkemesine başvurmamış olan borçlu, borcunu icra dairesine ödemek zorundadır. Fakat borçlu, hükmün verildiği tarihten sonraki dönemde borcun itfa edilmiş veya zamanaşımına uğramış olduğu için borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığı iddiasında ise İİK.nun 72.maddesi gereğince istirdat davası açarak paranın iadesini isteyebilir (İİK.md.33/4). Her ne kadar İİK.nun 33/4.maddesinde sadece istirdat davası açabileceği belirtilmiş ise de bundan menfi tespit davası da açabileceği sonucunu çıkarmak gerekir. Zira İİK.nun 41.maddesindeki genel yollama 72.maddenin tümünü de kapsar. Menfi tespit davası, bir eda davası olan istirdat davasının öncüsüdür....
Hükmü temyiz eden borçlunun, kesinleşmeden icraya konulmuş olan ilamın icrasını durdurabilmek için, teminat karşılığında, Yargıtaydan icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı alması gerekir (Hukuk Muhameleri Kanunu m. 443/1; İİK m. 36) Kesinleşmeden icraya konulmuş olan hükmü (ilamı) temyiz eden borçlunun, Yargıtay'dan icranın geri bırakılması (tehiri) kararı alıp icra dairesine vermesi (az veya çok) bir zamana bağlıdır. Bu zaman içinde icranın geri bırakılmasını (durdurulmasını) sağlayabilmek için, hükmü temyiz eden borçlunun icra dairesine (müdürüne) başvurarak, kendisine Yargıtaydan icranın geri bırakılması kararı getirinceye kadar uygun bir süre (mühlet) verilmesini istemesi gerekir (İİK m. 36). Bunun için borçlunun hükmü temyiz ettiğini, mahkemeden alacağı ve icra dairesine vereceği bir belge ile ispat etmesi gerekir....
İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/167 esas sayılı dosyasında icranın geri bırakılması davası açıldığı, Mahkemece icra dosyasında yapılan en son işlem ile dosyanın yenilendiği tarih arasında üç yıl geçtiğinden zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına dair hükmün, davalı vekili olan sanığın yokluğunda verilen hükmün tebliğ edilmesine rağmen taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 28.10.2011 tarihinde kesinleştiği, Sanık tarafından icra takibinin alacaklısı olan katılanın vekili sıfatıyla 19.07.2012 tarihinde borçlu aleyhine Aydın 2. İcra Müdürlüğünün 2012/9612 esas sayılı dosyasında “İcranın geri bırakılması sebebiyle temel ilişkiye dayalı alacak talebi” açıklaması ile söz konusu bonoya dayanarak ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, borçlunun borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu somut olayda, sanığın Aydın 2....
Hüküm alacak lı vekili tarafından borçlunun ödeme konusunda vekil edeni ya da kendisinin bilgilendirilmediği tevdi mahalli kararının tebliğ edilmediği gibi tebliğine dair borçlu tarafından bir belge de sunulmadığı, tevdi mahalline yatırılan bedel kadar icranın geri bırakılması kararı verilebileceğini, bakiye alacak için takibin devamına karar verilmesi gerektiği açıklanarak temyiz edilmiştir. Başvuru bu hali ile İİK'nun 33/1. maddesine dayalı, icra emri tebliğinden önceki döneme ilişkin itfa itirazıdır. 6098 sayılı T.B.K'nun 100. (Eski 818 sayılı BK 84.) maddesinde, ''Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. '' hükmü yer almaktadır. Somut olayda, Borçlunun tevdi yeri tayini talebi üzerine .......
İcra Hukuk Mahkemesince verilen icranın geri bırakılmasının şartlarının oluşmadığı ile alakalı olarak ... sayılı dosyası hakkında dava ikame ettiğini, icra dosyasının konusununun faturalar değil bonolar olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağında dava konusuna ilişkin bir başvuru olmadığını, her ne kadar faturaya dayalı ticari satım konulu arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ise de gerek icra dosyasında gerek sunulan delillerden taraflar arasında ticari satım olduğuna dair bir delil ve sözleşme bulunmadığını, icra dosyasının konusunun da faturalar olmadığını, dolayısı ile davacı tarafın sunduğu arabuluculuk tutanağında yer alan başvuru konusu ile huzurda açılan davanın konularının birbirinden farklı olduğunu, her ne kadar huzurdaki dava ... tarafından açılmış ise de davacı şirketin huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, İİK'nın 33/a 2 maddesinde ''Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının...


