Davalı, intifa hakkının yargılamalar sırasında 26.12.2011 tarihinde terkin edildiğini, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmolunmasını istemiştir. Mahkemece, intifa hakkının yargılama aşamasında terkin edilmesi nedeniyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur. Karar, davalı vekili tarafından yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir. Dava, intifa hakkının kaldırılması istemine ilişkindir. Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulurken, davanın açılmasına sebebiyet veren taraf aleyhine resmi akit tablosunda belirlenen intifa hakkı bedeli üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Mahkemece bu yön nazara alınmadan, taşınmazın değeri üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir....
Mahkemece toplanan delillere göre, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu ve bu ilişkiye dayanarak da dava konusu taşınmaz üzerinde 09/11/2007 tarihinden başlamak üzere 15 yıl süre ile intifa hakkı tanındığı, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununun 4. maddesi ve Rekabet Kurumu'nun 2002/2-2003/3 sayılı Tebliğleri uyarınca haksız rekabeti önlemek için bayilik sözleşmelerinin ve bu sözleşme kapsamında kabul edilen intifa hakkı tesisi ile kira sözleşmelerinin de 5 yıl süreli olması gerektiği, bu süreleri aşan sözleşmelerin uyarlanması için de 18.09.2010 tarihine kadar muafiyet tanındığı, davanın açıldığı 05.08.2010 tarihi itibariyle davalının muafiyet kapsamında olduğu gerekçesiyle intifa hakkının terkinine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Oysa ki dava ile mülkiyet hakkının aktarımı değil de, Hazine payları üzerine kurulu intifanın kaldırılması istenmektedir. Bilirkişiye davaya konu Hazine payları üzerindeki intifa yıkımının değeri hesap ettirilerek görev hususunun bu değerler nazara alınarak çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 20.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
- KARAR - Davacı vekili, davalı şirket tarafından davacının hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edildiğini, tesis edilen intifa hakkı kapsamında davalı şirket tarafından dava dışı... Ltd Şti.’ye petrol istasyonu işletme bayiliği verildiğini ileri sürerek, kurulan intifa hakkından dolayı davacıya hissesi oranında intifa bedeli verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazda davalı şirket lehine kurulmuş intifa hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının dava konusu alacağına dayanak yaptığı intifa hakkının davalı şirket lehine tesis edilmediği, intifa hakkının dava dışı ......
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Ticaret sicili müdürlüğü, TTK m.32 ve ticaret sicili yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, paylar üzerinde tesis edilen intifa hakkının, TTK m.198 kapsamında bulunmadığını, intifa hakkının kapsamı, TTK m.198 lafzıyla birlikte değerlendirildiğinde ise davacı vekilinin talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını ve sübûta ermediğinin açık olduğunu, kabul edilmemekle birlikte, sayın mahkemece intifa hakkının TTK m.198 kapsamında yer aldığı düşünülse bile bu halde de, lehine intifa hakkı tesis edilen dava dışı ..., teşebbüs olarak nitelendirilemeyeceğinden bu itibarla da, müvekkilinin müdürlüğün tescil talebini geri çevirmesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, huzurdaki davada, pay devri söz konusu olmadığından TTK m.492/2 hükmünün dava konusu talebe dayanarak teşkil edemeyeceğini, açıklanan hususlar kapsamında davacı vekilinin bütün iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili müdürlüğün işleminin hukuka ve mevzuata...
Davalı vekili, yetki itirazında ve intifa hakkının farklı tüzel kişiliğe haiz dava dışı ...... lehine olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurumunun kararı gereği 18/09/2010 tarihinde sona erdiğini, intifa hakkı ve kira şerhinin kaldırılması için gerekli vekaletnamelerin dava öncesinde davacılara gönderildiğini, intifa hakkının davacı tarafça tek yanlı olarak kaldırılabileceği, dolayısıyla davacıların hukuki yararının bulunmadığını, ipotek hakkının kaldırılması talebi açısından ise taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin henüz sona ermediğini, müvekkili şirketin, davacıdan alacağının tahsili için......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın derdest olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 18.10.2010 tarihinde sona erdiğini ve davacı şirketin başka bir firmanın bayiliğini yaparak ticari faaliyetini sürdürdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir....
Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir malvarlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir şahsi irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir. (TMK.m.795) İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. (TMK.m.796) Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır....
Taraflar arasındaki intifanın kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacılar vekili, müvekkillerinin maliki olduğu taşınmaz kaydında 28.06.1995 tarihinde davalı lehine intifa tesis edildiğini, intifa tesisine ilişkin resmi senette ...’ın davalı ile akdettiği işleticilik sözleşmesi gereği intifa hakkı tesis olduğunun belirtildiğini, bu intifa hakkına dayanak olarak aynı tarihte de bayilik sözleşmesi imzalandığı halde bu sözleşmenin feshedilerek davalının 28.05.1997 tarihinde dava dışı şirkette bayilik sözleşmesi imzaladığını, davacı ile yapılan sözleşmenin fesih olması nedeniyle intifa hakkının da sona ermesi gerektiğini, resmi senette intifa hakkının dayanağı işleticilik sözleşmesinin feshi halinde dahi intifa hakkının geçerli olacağı belirtildiği halde, kanuna aykırı olarak bir...
Taşınmaz, intifa yükü ile satılmaz veya intifa hakkı bedel üzerinde devam ederse, yukarıdaki sakıncalar ortaya çıkmayacaktır. 14.3.1960 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının sebep olduğu bu haksız uygulamanın ortadan kaldırılması amacıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 700. maddesinde yer alan hükme yer verilmiştir. 14.3.1960 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, bir kısım hisseleri intifa hakkı ile takyitli bir gayrimenkulun şüyuunun giderilmesine karar verilmesi halinde, satışın intifa hakkı yokmuş gibi yapılmasına ve intifa hakkının satış bedelinden takyitli hisseye isabet edecek bedel üzerine intikaline karar verilmesinin caiz olmadığına karar verilmiş; gerekçe bölümünde, “Medeni Kanununun 717’nci maddesine göre intifa hakkı, hilâfına sarahat bulunmadıkça, sahibine taallûk ettiği şeyden tamamiyle istifade etmek hakkını bahşeder....
Mahkememizce Kaldırma kararı sonrasında dosya esasa kaydedilerek, ---- davaya konu taşınmaz üzerinde ki --- süre ile kurulan intifa hakkının terkinine ilişkin belgeler istenerek, kim tarafından terkin edildiği hususu sorulmuş, ---- yazı cevabına göre; davacı --- lehine kurulan intifa hakkının ---tarihinde davacı ------intifa hakkının tamamından bedelini aldığımdan çıplak mülkiyet malikleri yönünden terkinini talep ederim" şeklinde talebi üzerine terkin edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu yazı cevabına göre, bakiye dönem için intifa bedeli hesaplaması yapılmak üzere yeniden bilirkişiden rapor alınmıştır. Buna göre, davalının --- intifa hakkı tesis tarihinden --- terkin tarihine kadar davacı şirketin --- hakkından istifade ettiği, geriye kalan --- davacının faydalanamadığı intifa hakkı süresi olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ---- tutarlı faturasında kullanılamayacak döneme isabet eden tutarın --- olduğu anlaşılmaktadır....


