WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceği kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Her ne kadar intifa hakkının sona ermesi sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796. v.d. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir....

Bunlar, intifa hakkı ve oturma (sükna) hakkıdır.(Oğuzman, K., Seliçi, Ö., Oktay-Özdemir, S.: Eşya Hukuku, ... 2006, s.638). TMK'nın 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile kurulur. İntifa hakkı, bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzel kişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. (TMK m.796) İntifa hakkı devren kazanılamaz, zira bu hakkın devri mümkün değildir.(Oğuzman, K., Seliçi, Ö., Oktay-Özdemir, S.: Eşya Hukuku, ... 2006, s.642)....

Mahkemece, 07.03.2007 tarihinde onbeş yıl süreli olarak davacıya ait taşınmaz üzerinde tesis olunan intifa hakkının ... kararları uyarınca beşinci yılın sonunda,07.03.2012 tarihinde sona ermesi gerektiği, dava tarihi itibarıyla intifa hakkının geçersiz hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, intifa hakkının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, intifa hakkının kaldırılması istemine ilişkin olup, dava değeri 10.000,00 TL gösterilerek bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır. Oysa intifa tesisine konu resmi senetten 400.000,00 TL tutar üzerinden davacıya ait taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine göre eksik peşin harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere, somut olayda yargılamaya devam edilemez. Mahkemece, bu durum karşısında harç ikmalinin sağlanması gerekirken, belirtilen eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesinde isabet görülmemiştir....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 09.10.2008 gününde verilen dilekçe ile ... iptali ve tescil, olmazsa intifa hakkının tescili, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ... iptali ve tescil, olmazsa intifa hakkının tescili, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir....

başkaca nedenlerle intifa hakkının ortadan kalkmasının mümkün olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur....

Aynı Yasanın 795'nci maddesi gereğince de, intifa hakkı taşınırlarda zilyetleğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda ise tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine bir düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır. Kanuni intifa hakları hariç, intifa hakkı tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Başka bir ifade ile, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında (TMK. m. 705) olduğu gibi, intifa hakkının kazanılması için tapuya tescil zorunludur. Tescil, bunu amaçlayan resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşmenin varlığını gerektirir. Resmi şekil, intifa sözleşmesinin geçerlililik (sıhhat) koşuludur. Taraflar bu sözleşmeyle, hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini de kararlaştırabilirler. Olayda, taraflar arasında, intifa hakkı tesisine ilişkin tapu memurunca resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmamaktadır....

Karşı davada davalı-davacı, bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, intifa hakkı sözleşmesi ile bayilik sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bayilik sözleşmesi feshedildiğinden intifa hakkının da kaldırılması gerektiğini, kaldı ki 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun ve Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı tebliği gereğince intifa hakkının 5 yılı aşkın süre ile tesis edilemeyeceğini ileri sürerek intifa hakkının terkinini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalı- davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Yapılan yargılamaya toplanan delilere ve dosya içeriğine göre davalı-davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Dava intifa hakkına elatmanın önlenmesi, karşı dava ise intifa hakkının terkini istemine ilişkindir. Davanın konusu intifa hakkı olduğuna göre dava değerini de bu hakkın değeri belirler....

Petrol Ürünleri Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi lehine tesis edilen intifa hakkı ile mülkiyet hakkı her ne kadar kısıtlanmış olsa da dava konusu haczin, sözü edilen şirketin vergi borçları nedeniyle taşınmaz üzerine kurulan intifa hakkına uygulandığının anlaşıldığı olayda, söz konusu hacizle davacının taşınmaz mülkiyetinde bir kısıtlama söz konusu olmadığı, kısıtlamanın taşınmaz üzerinde mevcut bulunan üçüncü şahıs lehine kurulan intifa hakkına getirildiği, sona ermeyen vergi borçları nedeniyle alacaklı davalı idare tarafından haczin kaldırılmasının mümkün bulunmadığı dolayısıyla intifa hakkı üzerindeki haczin kaldırılması amacıyla davacı tarafından yapılan başvurunun reddedilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir....

KARAR Davacı çıplak mülkiyeti kendisine ait olan daire ile davalıya ait olan arsaların takası için protokol imzaladıklarını, imzalanan protokole göre daire üstündeki intifa hakkı kaldırıldığında kendisine 18.000 tl ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafından intifa hakkı kaldırılmasına rağmen bu bedelin ödenmediğini, ileri sürerek 18.000 tl nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 02.06.2005 tarihli sözleşmede davacıya ait olan daire ile davalı adına kayıtlı iki adet arsanın takas edildiği ve noterde yapılan sözleşme sonucunda da karşılıklı olarak tapuların devredildiği sabittir. Sözleşmenin 3. maddesinde intifa hakkının kaldırılması halinde 18.000 tl ödeneceği kararlaştırılmış ve bu bedelin de ödenmesi intifa hakkının kaldırılması şartına bağlanmıştır....

Mahkemece, vakfiyedeki sükna hakkına dair şatlar doğrultusunda davacının vakfın azatlı kölelerinin evlatlarından olduğu yönünde bir iddiası da olmadığı dikkate alınarak, davacının sükna hakkına müstehak olup olmadığının duraksamasız bir şekilde tespit edilmesinden sonra eğer sükna hakkına müstehak olmadığı sonucuna varılırsa davanın reddine karar verilmesi, sükna hakkı sahibi olduğu kanaatine varılırsa, talep hakkında toplanan deliller doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 2.Kabule göre de; Davanın reddine dair 16.02.2010 tarihli mahkemenin ilk kararı (Kapatılan) 18....

UYAP Entegrasyonu