Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... adlı şahsın dava konusu yapı ile ilgili hiçbir hakkı mevcut olmadığını, dolayısıyla davacının rücu hakkı olmadığı gibi dava hakkında söz konusu olmadığını, davacı şirketçe de bugüne kadar bu bedel namına hiçbir ödemenin yapılmadığını, bu durumun davalı defterleri ile sabit olduğunu, davacı tarafa noter ihtarnamesi çekilerek bahsi geçen bina ile ilgili İmar Affından yararlanmak gibi bir düşünce olmadığını, böyle bir imar affının ne şimdi ne de ileri ki bir tarihte herhangi bir ödemeyi kabul etmediğini, bu bedelin neye göre belirlendiğinin belli olmadığı, başvurunun kanuni zorunluluk içermeyen ihtiyari bir başvuru olduğu, başvurusu konusu ile hukuki ve fenni konuda herhangi bir kazanılmış hakkın doğmayacağı, bununla birlikte taşınmazın bulunduğu alanda imar planında değişiklik yapılmasının söz konusu olup ana gayrimenkulun yeniden inşasının düşünüldüğünde yapılan başvurunun bir öneminin kalmayacağının , bu nedenle belirtilen sebepler nedeniyle...
Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesi: “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır....
Hukuk Dairesinin 27.12.2016 tarihli ve 2016/232 E. 2016/228 K. sayılı kararı ile; tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için, hukukî yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, ıslah imar planlarının yapılmış olması, tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış olması gerekmekte olup yapılan ıslah imar planı uygulaması sonucunda davacıya tahsis edilen yerin kamu hizmetine yani davalı idareye ait telsiz istasyonu ve arşiv binası alarak planlanan alanda kaldığı, kamulaştırılmış olup davacıya yer tahsis edilmediği, bu nedenle tapu tahsis belgesinin hukukî geçerliliğini yitirdiği, davacının mülkiyetin kendisine ait olduğunun tesbitini isteyemeyeceği gibi taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığından kamulaştırmadan kaynaklı zemin bedelini de talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca mahkeme kararının gerekçe bölümünün kaldırılarak açıklanan şekilde düzeltilmesine...
Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz. Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz....
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını emsal incelemesinin usulüne uygun yapılmayarak yüksek bedel belirlendiğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, dava konusu taşınmazın yeri ve konumu itibarıyla objektif değer artış oranının da düşük alınmak suretiyle az bedel tespit edildiğini, kalan kısmın tamamen kamulaştırılması gerektiği ileri sürülmüştür. C....
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın 6.713 m2 olduğu, 3.250’şer m2’si taraflara, 213 m2’si de Seyhan Belediyesi adına kayıtlı olduğu, 28/03/2017 tarihli bilirkişi raporundaki krokide A-B-C-D harfi ile gösterilen dört adet yapı olduğu, taşınmazın bir kısmı depo olarak, bir kısmının ise gezinti alanı, yeşil alan ve bahçe niteliğinde kullanıldığı, bahçedeki ağaçların ticari amaçlı olmayıp, hobi amaçlı olduğu, A ve B harfli yerlerin tek hacimli olarak 952 m2 depo, C ve D harfli yerlerin ise 236 m2 sundurma olduğu, D ile belirtilen 186 m2’lik kısmın 2008 yılında yapılan imar uygulamasından sonra imar yolunda kaldığı, çekişme konusu yerle ilgili 29.01.2011-29.01.2016 arası dönemler için toplam 351.740 TL ecrimisil hesabı yapıldığı, davacının hissesine (3250/6713) düşen miktarın ise 170.289,7 TL olduğu anlaşılmaktadır. 1.HMK’nın 362/1-a fıkrası; “Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını...
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; Davacılar imar uygulamasından önce 34 parsel numarasını alan taşınmazın bir kısmını taşınmaz paydaşlarından ...’tan haricen satın aldıklarını, iyiniyetle bina yaptıklarını, uzun yıllardır kullanımlarında olduğunu belirterek tescil isteğinde bulunmuşlar, mahkemece de bu istek hüküm altına alınmıştır. Ancak dosyaya sunulan tapu kayıtları dayanakları ile incelendiğinde 1979 tarihi itibarıyla taşınmazın ..., ..., ..., ... ve ... adına paylı olarak kayıtlı olduğu, bu paydaşlar arasında resmi olarak yapılmış bir taksim sözleşmesinin varlığının kanıtlanamadığı, davacıların dayanağı olan satış sözleşmelerinin tarafının paydaşlardan sadece ...’ın imzasını taşıdığı, ...’ın ... dışında da mirasçıları bulunduğu anlaşılmakla içeriği yukarıda açıklanan sübjektif iyiniyet koşulunun gerçekleştiğinin kabulüne olanak yoktur. Belirtilen nedenle tapu iptal ve tescil isteğinin kabulü yerinde görülmemiştir....
Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz. Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz....
İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde-1 inci maddesi: “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır....
Davacı tarafça 31/05/2021 tarihli bedel arttırımı cihetine gidilmekle bilirkişi raporu ile tespit edilen 160.948,00 TL üzerinden davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi ... kullanmakta olduğu taşınmazda 17.12.2019 tarihinde klimadan kaynaklı yangın çıktığını beyan ederek müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu ve hasar bedelinin giderilmesini talep ettiğini ancak söz konusu yangının klimadan çıktığına dair somut bir delil sunulmadığını, itfaiye raporunda da yangının çıkış nedeninin tespit edilemediğini, bunun üzerine yangının kaynağının belirlenmesi için Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D....


