Tüketici Mahkemesi ise ; uyuşmazlığın İcra İflas Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gereken uyuşmazlık olup ilamlı takip yapılıp yapılamayacağına veya borcun muaccel olup olmadığına veya borcun ödenmemiş olması nedeni ile takibin iptaline ilişkin hususlarda görevli mahkemenin İcra Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte icra emri düzenlendiği, talebin taksitlerin ödendiği, kalan taksit borcunun fazla hesaplandığı iddiası ile yapılan takibin iptali isteminden kaynaklandığı,,davacı tarafından icra emrine ilişkin borcun ödenmesi,feragat ve ibra nedeniyle İcra Hukuk mahkemesine yapılan icra emrine itiraz talebinin, İİK'nın 32. ve devamı maddeleri gereğince icranın geri bırakılması talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından uyuşmazlığın İcra Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir....
İcra Müdürlüğünün 2016/19023 Esas sayılı dosyası ile borçlular aleyhine başlatılan örnek 4-5 ilamlı icra takibinde, 27/06/2016 tarihinde borçlu İş Bankası tarafından takip dosyasına 182.881,43 TL ödeme yapıldığı, öncesinde aynı borçlunun takibe konu ilamın tapu iptal ve tescile ilişkin olup kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceğini ileri sürerek takibin iptali talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, ... 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 14/02/2017 tarih, 2016/447 E. - 2017/210 K. sayılı kararı ile takibin iptaline karar verilmesi üzerine kendisinden tahsil edilen ve alacaklılara ödenen paraların İİK’nun 361. maddesi uyarınca geri alınması için alacaklılara muhtıra çıkartılması talebinde bulunduğu, icra müdürlüğünce talebin kabulü ile alacaklılara muhtıra tebliğine karar verildiği anlaşılmaktadır....
Alacaklı vekili, tevdi mahalli tayinine ilişkin kararın kendilerine 11.02.2014 tarihinde tebliğ edilidiğini, bu nedenle daha önce başlatılan takibin usulüne uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, ilamlı icra takibinin 28/01/2014 tarihinde başlatıldığı ancak başvurma harcının 30/01/2014 tarihinde yatırıldığı, davacının söz konusu borcu 29/01/2014 tarihinde icra takibinden önce tevdii mahalli olarak belirlenen bankaya yatırdığı gerekçesiyle takibin iptaline, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş olup hüküm alacaklı ve borçlu vekilince temyiz edilmiştir. Borçlunun başvurusu İİK'nun 33/1. maddesine dayalı, icra emri tebliğinden önceki döneme ilişkin itfa itirazıdır. 6098 sayılı T.B.K'nun 100. maddesinde, ''Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.'' hükmü yer almaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının bozulmasına dair 25.02.201 tarih, 2013/13676 Esas, 2014/3383 Karar sayılı Daire ilâmının müddeti içinde tashihen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu aleyhine 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 35/A maddesi kapsamında düzenlenen uzlaşma tutanağına dayalı olarak başlatılan ilamlı takibe karşı; tutanak içerisinde kararlaştırılan hususların hukuk kurallarına aykırı olduğu, vekilin bu hususta özel yetkisi bulunmadığı ve ilam vasfı taşımadığı gerekçeleriyle takibin iptali talebinde bulunduğu, Mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği, hükmün borçlu vekili tarafından temyiz edildiği görülmektedir. 1136 sayılı Kanun 35/A maddesin de: "Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve...
Bir diğer neden de ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığı ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde icranın iadesinin yolunu kapatmak olarak düşünülebilir.(İİK. m 40) İcra ve İflas Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde bu kanuna aykırı düşmediği ölçüde genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin icra takipleri hakkında da uygulanması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 29/1.maddesine göre ise taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Buna göre elinde ilam olan bir alacaklının ilamlı icra takibi yapmak yerine ilamsız icra takibi yapmasının anılan maddede düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı muhakkaktır....
Kaldı ki, mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir. Şu hale göre, alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması en başta İİK'nun 32. maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, Dairemizin yeni oluşan içtihatları ile ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır....
Kaldı ki mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir. Şu hale göre alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması en başta İİK.nun 32.maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, Dairemizin yeni oluşan içtihatları ile ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır....
Kaldı ki mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin, ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir. Şu hale göre alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması en başta İİK.nun 32.maddesinin amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, Dairemizin yeni oluşan içtihatları ile ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. O halde ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağından, mahkemece bu hususun re'sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; rapor içeriğine yönelik istinaf talebinde bulunulmadığını, şikayet dilekçesinde işlemiş faiz miktar ve oranının icra emrinde fazla istendiği belirtilerek takibin iptalinin talep edildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile fazla talep edilen faiz miktarının iptaline, icra emrinin düzeltilmesine ve takibin iptali talebinin reddine karar verildiğini, takipte faizin fazla istenildiğine ilişkin ileri sürülen talep takibin iptalini gerektirmeyip bu yönde icra emrinin düzeltilmesi şeklinde karar verilmesinin mümkün olduğunu, faize itiraz kabul edilip takibin iptali talebi yerinde görülmediğinden davanın kısmen kabulü kararında bir usulsüzlük bulunmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasının da yerinde olduğunu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde...
İnceleme konusu karar, ilamlı takipte takibin iptali talebine ilişkin olup, yukarıda sözü edilen Yargıtay Büyük Genel Kurulu İş Bölümü kararına göre, belirgin biçimde Dairemizin inceleme alanı dışında kalmakta ve niteliği bakımından Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin görevi içine girmektedir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü dosyanın Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....


