İcra Müdürlüğü'nün 2014/2917 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine 8.564,60 TL alacak üzerinden ilâmsız takip yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 25.08.2014 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlu davalının 27.08.2014 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve 1 yıllık yasal süresi içerisinde itirazın iptâli davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde işin esası yanında icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili icra müdürlüğü ve mahkemenin Kuşadası İcra Müdürlüğü ve Mahkemesi olduğunu belirterek, yetki itirazında bulunmuştur. Başlatılan icra takibine karşı yetki itirazında bulunulması durumunda, mahkemenin öncelikle takibin başlatıldığı icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığını incelemesi ve bu konuda bir karar vermesi zorunludur....
ile üstlendiği tüm edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşme ve fatura nedeniyle hak etmiş olduğu alacağını, davalı/borçlu----- talep etmesine rağmen alacağını tahsil edemediğini, tüm ---- kanallarını kapatan ve borcunu ödemek için için hiçbir girişimde bulunmayan davalı/borçlu tarafın yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ederek işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, gelinen süreç itibariyle müvekkilin davalı borçludan icra takibi kapsamında alacaklı olduğu izahtan vareste olup dava süreci içerisinde yapılaca borçlu/davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz esasen icra sürecini uzatmak ve söz konusu alacağı sürüncemede bırakma amacı taşıdığından, davalı borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilerek haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına hükmedilmesine karar verilmesi amacıyla huzurdaki davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, bu sebeple fazlaya ilişkin...
ile üstlendiği tüm edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşme ve fatura nedeniyle hak etmiş olduğu alacağını, davalı/borçlu----- talep etmesine rağmen alacağını tahsil edemediğini, tüm ---- kanallarını kapatan ve borcunu ödemek için için hiçbir girişimde bulunmayan davalı/borçlu tarafın yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ederek işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, gelinen süreç itibariyle müvekkilin davalı borçludan icra takibi kapsamında alacaklı olduğu izahtan vareste olup dava süreci içerisinde yapılaca borçlu/davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz esasen icra sürecini uzatmak ve söz konusu alacağı sürüncemede bırakma amacı taşıdığından, davalı borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilerek haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına hükmedilmesine karar verilmesi amacıyla huzurdaki davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, bu sebeple fazlaya ilişkin...
Bu nokta da; itirazın iptali davasının ancak usulüne uygun bir takip bulunması koşuluna bağlı olması nedeniyle, icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davası bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Öğreti ve uygulamada icra dairelerinin yetkisinin kesin olmadığı kabul edilmektedir. İcra dairelerinin yetkisi bakımından da özel bir düzenleme öngörülmemiş olup, yetki hususunda İİK’nun 50. maddesinde HMK’ya atıf yapılmaktadır. (..., B.: İcra ve ... Hukuku, El Kitabı, 2.b., ... 2013, s.179 ve HGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K.). Bu nedenle itirazın iptali davasında olduğu gibi yetki itirazının taraflarca itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. Son olarak yetki itirazında bulunulmasının takip hukuku bakımından değerlendirilmesi gerekirse; sadece icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde bu yöndeki itirazı incelemek İİK'nun 50. maddesi hükmü uyarınca İcra Hukuk Mahkemesi’nin görevine girmektedir....
Davalı vekili her ne kadar usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmişse de; icra dosyasının incelenmesinde davalı/borçlunun cevap dilekçesinin aksine icra takibine itiraz dilekçesinde ileri sürüldüğünde kesin yetki halini alan yetki sözleşmesine (HMK md.17) dayanarak değil, genel yetki kuralına dayanarak (HMK md.6) icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. O halde alacağın sözleşmeye dayalı olması nedeniyle davacı/alacaklının genel yetkili yer dışında sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin (HMK md.10) özel yetkili yer icra dairesinde de takip yapabilme imkanı bulunmaktadır....
Davalı vekili her ne kadar usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmişse de; icra dosyasının incelenmesinde davalı/borçlunun cevap dilekçesinin aksine icra takibine itiraz dilekçesinde ileri sürüldüğünde kesin yetki halini alan yetki sözleşmesine (HMK md.17) dayanarak değil, genel yetki kuralına dayanarak (HMK md.6) icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. O halde alacağın sözleşmeye dayalı olması nedeniyle davacı/alacaklının genel yetkili yer dışında sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin (HMK md.10) özel yetkili yer icra dairesinde de takip yapabilme imkanı bulunmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne, davalının Tarsus İcra Müdürlüğünün 2003/3837 sayılı dosyasında faiz tutarına itirazın 12.549.968.793.TL vade farkı tutarının takip tarihinden itibaren asıl alacağa %8 aylık faiz uygulanarak takibin devamına, hükmolunan tutarın %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Adana İcra Müdürlüğünde girişilen icra takibine hem yetki hem de esas yönünden itiraz edilmesi üzerine, Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesine itirazın iptali davası açılmış, yargılama sırasında icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz kabul edilerek icra dosyasının Tarsus İcra Müdürlüğüne gönderilmesi sağlanmış ve Tarsus İcra Müdürlüğünce borçluya yeniden ödeme emri çıkartılmıştır....
-KARAR- Davacı vekili, müvekkilinin ... halinde komisyonculuk yaptığını, davalının da ... halinde aynı işi yaptığını, davalıya satılan sebze ve meyveler için 8 adet fatura düzenlendiğini, davalı taraf bakiye borcunu ödemediği için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ikametgahı olan ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş esas yönden de davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını savunmuştur....
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının ödeme emrinin tebliği üzerine borcun esasına itiraz ettiği, yargılama sırasında da mahkemenin yetkisine itiraz ettiği, davalının yerleşim yerinin Mezitli/Mersin olduğu, Keşan İcra Dairesi'ni yetkili kılacak bir durum olmadığı, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı için ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığı, davalının takipte yalnızca borca itiraz etmiş olsa dahi alacaklının açtığı itirazın iptâli davasında yetki itirazını ileri sürebileceği, icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle geçerli bir takip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde, ilâmsız takiplerde para borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin uygulanacağı, yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlığımızda, davalı borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklılar tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlulardan ...'ye ödeme emrinin 16/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği keşideci borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz ettiği, mahkemece itiraz eden borçlunun yetki itirazının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.HMK'nun 7/1. maddesinin birinci cümlesine göre, borçlu birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri icra müdürlüğünde takip yapılabilir. Bu durumda, diğer borçlular yetki itirazında bulunamazlar....


