İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödeme emrinin usulsüz olduğu iddiası ile davalı tarafından Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve bu davada " icra dosyasından gönderilen ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu, ödeme emrinin tebliğ tarihinin 31/08/2020 tarihi olarak düzeltilmesi gerektiği" kararı verildiğini, hak kaybı olmaması adına işbu davayı açtıklarını, ancak 3. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasına yapılan istinaf başvuru sonucunun "borçlunun davasının reddine kesin olarak karar verildiği" şeklinde olduğunu ve bu nedenle işbu davanın konusuz kaldığını belirterek işbu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesini ve davayı açmaya sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
İcra Mahkemesi'nin 30.12.2016 tarih ve 2016/1527 E.-2016/1529 K. sayılı kararı ile alacaklının şikayetinin reddine karar verildiği, anılan karara karşı alacaklı vekilinin istinaf yoluna başvurduğu, istinaf mahkemesince; satış talep süresinin ikinci kez tebliğ edilen ödeme emri tebliği ile başlayacağı, bu esasa göre süresi içinde satış talebinde bulunulup satış avansı yatırıldığından alacaklının istinaf talebinin kabul edilerek ... 5. İcra Mahkemesi kararının ve icra müdürlüğünün 27.12.2016 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup bu kararın borçlu vekilince temyiz edildiği görülmektedir. İcra emrinin tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 150/e maddesi hükmüne göre; taşınmaz rehninin satışının, ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren bir sene içinde istenmesi gerekir. Bu sürede satışın istenmemesi ve satış avansının yatırılmaması halinde ise takip düşer. Yargıtay 12....
Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK'nun 41, 16. maddeleri). İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olup bu kısmın aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesince hükmün (infaz edilecek kısmının) yorum yolu ile değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi yeniden belirlenmesi de mümkün değildir (HGK 8.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E., 1997/776 K. sayılı kararı). Bu kabule aykırı talepler içeren takipler ilama aykırılık yaratacağından icra mahkemesinde süresiz şikayet konusu yapılabilir (HGK 21.6.2000 tarih, 2000/12-1002 E). Borçlu idarenin takibe konu ilamda bir başka davalının yazılı olduğu şikayeti ilama aykırılık şikayeti olup bu tür şikayetler kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle süresiz olarak icra mahkemesi önüne getirilebilir....
İcra Müdürlüğünün 2012/21950 E. sayılı dosyasında iflas ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğunu ve iflas ödeme emrinden 15.03.2018 tarihinde haberdar olduklarını iddia ederek iflas ödeme emrinin tebliğ tarihinin ıttıla tarihi olarak düzeltilmesi amacıyla İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/243 E. sayılı dosyasında şikayet yoluyla talepte bulunduklarını, dosyanın derdest olduğunu belirtmiştir. Bu durumda mahkemece, takipli iflas davasında usulüne uygun geçerli ve ayakta olan icra takibinin mevcut olması gerektiği, davalının İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/243 E. sayılı dosyasındaki şikayetinin sonucunun eldeki davanın sonucunu etkileyecek mahiyette olduğu, bu nedenlerle anılan şikayetin bekletici mesele yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17....
Somut olayda, borçlu şirketin ...-...” adresine çıkarılan örnek 6 nolu icra emri tebligatının, adreste muhatap firmanın tespit edilmediği şerhi ile iade edildiği, borçlu şirketin adresinin ticaret sicil memurluğundan sorulduğu, ticaret sicilinde kayıtlı adresinin de icra emri tebliğ edilip de iade edilen adresle aynı olduğu, bu durumda ticaret sicil adresine çıkartılan ve iade gelen bir tebligat mazbatası olduğundan bu adrese icra emrinin, kıymet takdiri raporunun ve satış ilanının 35.maddeye göre tebliği TK'nun 35/4. maddesine göre usulüne uygun olup ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi doğru değildir. Öte yandan icra emrinin tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 150/e maddesi hükmüne göre; taşınmaz rehninin satışının, ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren bir sene içinde istenmesi gerekir. Bu sürede satışın istenmemesi ve satış avansının yatırılmaması halinde ise takip düşer....
Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın dosyası dairemize elektronik olarak gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, faiz hesabının ilama aykırı olduğunu ileri sürerek icra emrinin iptali isteminde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda işlemiş faizin 39.746,42 Euro olarak düzeltilmesine, fazla istenen işlemiş faiz kısmının iptaline ve icra emrinin iptali isteminin reddine karar verildiği, kararın borçlu ve fer'i müdahale talebinde bulunan TMSF tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine, fer'i müdahale talebinde bulunan TMSF'nin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verildiği...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Dava, ödeme emrinin tebliğ tarihinin İİK.nun 16 ve müteakip maddeleri gereğince düzeltilmesi ve takibin iptali istemine ilişkin olup, şikayet niteliğindedir. Bu durumda hükmün temyiz inceleme görevi Dairemize ait olmayıp, Yargıtay 12. Hukuk Dairesine ait ise de, bu Daire tarafından da görevsizlik kararı verildiğinden, görev uyuşmazlığının çözülmesi için dosyanın Yargıtay Başkanlar Kurulu'na tevdi edilmek üzere Yargıtay Yüksek Birinci Başkanlığı'na gönderilmesine, 19/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşuldu. KARAR Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle dava açıldıktan sonra ödeme emrinin iptal edilmiş bulunmasına, dolayısıyla icra takibi geçerli olmasına rağmen, dava tarihinde icra takibine yapılmış geçerli bir itiraz bulunmamasına ve icra takibine itiraz edilmeden de itirazın iptali davası açılamayacağına göre usulün 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE , ve aynı kanunun 442 maddesi hükmünce 140 (yüzkırk) YTL para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, peşin harcın red harcından çıkartılmasına. 15.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İcra Hukuk Mahkemesinin 18.5.2016 tarihli ve 2016/262 Esas, 2016/593 Karar sayılı ilamı ile; ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğüne, ödeme emrinin 05.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasına karar verilmiş, kararın şikayetçi (temyize konu davada davacı üçüncü kişi) tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2017 tarihli ve 2016/25296 esas, 2017/15873 karar sayılı kararı ile takip ile ilgisi olmayan şikayetçi üçüncü kişinin ticaret sicil adresine çıkarılan ödeme emri tebligatının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tebliğ tarihinin düzeltilmesi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan bahisle karar bozulmuştur. Anılan bozma kararı gereğince Mahkemece ödeme emrinin iptaline karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi durumunda dava konusu haciz de geçersiz hale gelmiş olacaktır....
Somut olayda, borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emrinin vekil yerine borçlu asile tebliğ edilmesinin geçersiz olduğunu, ödeme emri tebliğ tarihinin 03.02.2015 tarihi olarak düzeltilmesi ve bu kapsamda 04.02.2015 tarihinde icra müdürlüğüne yapılan itiraz gereğince takibin durdurulmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir'' hükmü yer almaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olduğundan, ödeme emrinin tebliğine dair vekile çıkarılmış ve usule aykırı bir tebligat da bulunmadığına göre, olayda usulsüz tebliğ ile ilgili 7201 Sayılı Tebligat Yasası'nın 32. maddesinin uygulama yeri yoktur....


