Bununla birlikte işçinin ancak çalışması ile ortaya çıkabilecek olan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret ile satışa bağlı pirim gibi ödemelerin, en çok 4 ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2008/ 32727 E, 2008/ 31214 K). Boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatı bürüt olarak hüküm altına alınmalı ve kesintiler infaz sırasında gözetilmelidir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olmakla uygulanması gereken faiz yasal faiz olmalıdır. Somut olayda davacı kesinleşen işe iade kararı üzerine 30.04.2007 tarihinde işverene işe başlatılma talebinde bulunmuştur....
Feshin geçersizliği ve işe iade kararı sonrası, işçinin işe başlatılması için başvurusu ile işverenin işe davetinin de dürüstlük kuralı kapsamında samimiyet noktasında sorgulanması gerekir. İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz....
Şti. aleyhine açılan işe iade davasının kabulüne, alt işveren işçisinin kararda yer verilen mevzuat gereği asıl işveren Belediye işçisi olarak işe iadesinin talep edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, bu sebeple davalı belediyenin işe iade davasında pasif husumetinin bulunmadığını, ayrıca görülmekte olan davanın feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesi, bunun gerçekleşmemesi halinde ödenmesi gereken işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine ilişkin tespit davası niteliğin olduğunu, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin tahsiline ilişkin alacak davası olmadığını, asıl işveren açısından, müşterek ve müteselsil mali sorumluluğun doğması tespit davası ile verilen işe iade hükmüne alt işveren tarafından riayet edilmemesi şartına bağlı olduğunu, şart gerçekleşmeden asıl işverenini sorumlu tutulamayacağını bu sebeple asıl işveren idare aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir....
Boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatı brüt olarak hüküm altına alınmalı ve kesintiler infaz sırasında gözetilmelidir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olduğundan uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır. Somut olayda davacı işçinin sözleşmesi 06.12.2010 tarihinde sona erdirildikten sonra işçi tarafından açılan işe iade davası sonucu feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesi ile davacı 05.06.2012 tarihinde işverene işe başlatma başvurusunda bulunmuş, işveren ise işçiyi işe başlatmayarak 29.6.2012 tarihinde işe başlatmamaya dayalı haklarına ilişkin bir ödeme yapmıştır....
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince, işe iade davasının netice olarak bir tespit davası olduğu gözetilerek işe iadenin mali sonuçları yönünden '' ...davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE..'' denilmek suretiyle tespit hükmü kurulmuş olmasına rağmen; Bölge Adliye Mahkemesince boşta geçen süre ücreti yönünden tahsil hükmü kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle usul ve yasaya uygun şekilde tesis edilmiş hükmün kaldırılması ve aynı yönde yeniden hüküm oluşturulması hatalı olmuş ise de; sonucu itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğru bulunduğundan, davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 27/06/2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi....
Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin davalı Belediye ile dava dışı Doğa Organizasyon Şirketine karşı açtığı feshin geçersizliği ve işe iade davasında davalı Belediye yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davalı Belediyenin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret alacaklarından sorumlu tutulmadığı ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde, davalı Belediyenin işe iade kararının mali sonuçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Kaldı ki, davacı kesinleşen işe iade kararı sonrasında işe iade yükümlülüğü bulunan dava dışı Doğa Organizasyon Şirketine usulüne uygun olarak işe iade başvurusunda bulunmadığından işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur....
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının kendi işçileri olmadığını, işe iade kararı üzerine haklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işe iade davasının davacı lehine sonuçlandığı, işverence işe başlatılmadığı ve ödeme yapıldığı gözetilerek ve yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı alacağı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı-birleşen dosya davalısı temyiz etmiştir....
İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasa'nın 21'inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.)....
İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasa'nın 21'inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.)....
İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davacının davalı Şirketten haksız ve hukuka aykırı biçimde kendisine iftira atılarak çıkartıldığını, sigorta siciline de taciz kodunun işlenildiğini, işe iade davası ile birlikte açılan davada işten çıkış kodunun düzeltilmesinin talep edildiğini, bu talebin işe iade davasından tefrik edildiğini, davacının işten çıkış kodunun değiştirilmesini talep etmekte her türlü hukuki yararının mevcut olduğunu, kariyerinin devamı açısından bu hususun mühim olduğunu, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça açılan işe iade davasında feshin değerlendirileceği, davacının sigorta çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik dava yönünden güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V....


