WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan iştirak nafakası da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. İlamın esasının kesinleşmesi zorunlu olan hallerde fer'ilerininde kesinleşmeden takibe konulabilmesi mümkün değildir. (HGK 07.11.1990 tarih 1990/12-446 Esas 564 Karar). Ayrıca çocuk için hükmedilen iştirak nafakası, boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren istenilebilir hale gelecektir. Somut olayda; takibe konu Elmadağ Aile Mahkemesinin 26.07.2011 tarih ve 2010/353 Esas, 2011/206 Karar sayılı tarafların boşanmalarına ilişkin ilamının temyiz edilmiş olması nedeniyle boşanma hükmünün kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, ilamın boşanma yönünden kesinleşmediğinden fer'isi olan iştirak nafakasının da takibe konamayacağı nazara alınarak, takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir....

Ancak, tedbir nafakası, boşanma davasının açılmasıyla birlikte hakim tarafından hükmedilen ve gerekli görüldüğü hallerde dava sonucu kesinleşinceye kadar devam edebilen, tarafların boşanma sürecinde yaşam seviyelerinin olumsuz yönde değişmemesi açısından verilen bir nafaka türüdür. Boşanma kesinleştikten sonra ise TMK 175. madde koşulları oluşmuşsa yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Boşanma kesinleştikten sonra tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru değildir. Ancak anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m. 370/2)....

HUMK.nun 443/3. maddesi uyarınca; tedbir nafakası yönünden takip yapılabilmesi için ise ilamın kesinleşmesi koşulu bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla tedbir nafaka alacakları kesinleşmeden takip konusu yapılabilir. Somut olayda; boşanma ilamının ekinde hükmedilen manevi tazminat ve tedbir nafakası alacaklarının tahsili amacıyla, boşanma hükmü kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Bu durumda takibin tedbir nafakası yönünden devamına imkan kılacak şekilde manevi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken tümden iptali doğru değildir....

Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, tazminatların miktarı ve vekalet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, boşanma davasının reddi ve erkek yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-İlk derece mahkemesince karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda tarafların eşit kusurlu olduğu belirlenerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine hükmedilmiştir....

Aile Mahkemesi TARİHİ : 29/05/2014 ESAS-KARAR NO : 2013/198-2014/430 Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı (kadın) tarafından; kendi davası, kusur belirlemesi, müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakası ile tazminat taleplerinin ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin, çalıştığı ve geliri mevcut olduğundan reddedildiğine, velayetine bırakılan müşterek çocuk için tayin edilen iştirak nafakasının da uygun bulunmasına göre davalı-karşı davacı kadının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, "evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında...

Ne var ki ilk inceleme sırasında bu husus gözden kaçtığından yoksulluk nafakası yönünden kararın onandığı anlaşılmakla, davacı-davalı erkeğin karar düzeltme isteği bu yönden yerinde görülerek, kabulü ile, Dairemizin 23.10.2017 tarih 2016/6277 esas 2017/11501 karar sayılı onama ilamının yoksulluk nafakası yönünden, kaldırılmasına, hükmün yukarıda gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir....

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı erkek vekili kadının karşı davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin reddi, davalı-karşı davacı kadın vekili; erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, tedbir ve yoksulluk nafakası miktarları ile nafakanın başlangıç tarihi yönlerinden temyiz isteminde bulunmuştur. 2....

Mahkemece; boşanma davasında davalıya atfedilebilecek daha ağır bir kusur bulunmadığından ve davacının davalıyı terk ederek müşterek ikametgaha geri dönmeyerek kusurunun daha fazla olduğu anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir. Dava; yoksulluk nafakası istemine ilişkindir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. (TMK m.175) Yoksulluk nafakası boşanma davası içerisinde istenebileceği gibi, boşanma davası devam ederken ya da sonuçlandıktan sonra ayrı bir dava ile de istenilebilir. ./.. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için; talep edenin, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurunun olmaması, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi ve nafaka davasının, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılmış olması gerekir....

Toplanan delillerden ise kadın tarafından 30.06.2009 tarihinde Beykoz Aile Mahkemesinin 2009/499 esas sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığı, kadının 24.03.2011 tarihinde boşanma davasından feragat etmesi sebebiyle davanın reddine karar verildiği, bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmedikleri anlaşılmaktadır. Bu bakımdan feragatten önce gerçekleşen, mahkemece erkeğin birleşen boşanma davasında erkeğe kusur olarak yüklenen vakıaların affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekir.Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olaylar kusur belirlemesinde esas alınamaz. Mahkemece kabul edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki kadının açtığı tedbir nafakası davası temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, tedbir nafakası davasında erkeğe yüklenen kadın ve ortak çocukları haksız olarak evden uzaklaştırdığı vakıasının birleşen boşanma davasında erkeğe kusur olarak yüklenilmesi gerekmektedir....

Ayrı yerlerde açılan davaların; evlilik birliğinin korunması (Md.195-201) hükümlerine dayalı olarak TMK. nun 197. maddesine göre açılan tedbir nafakası davası ile boşanma hükümlerine dayalı olarak TMK. nun 166. maddesine göre açılan boşanma davasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davası olsun yahut olmasın eşler evlilik birliğinin ayrı dava ile korunmasını isteyebilir ve MK. md.201 uyarınca nafaka isteyen eş yerleşim yerinde açtığı dava ile tedbir alınmasını; nafaka verilmesini isteyebilir. Tedbir isteğinin boşanma davasında istenilmesini zorunlu kılan bir hüküm yasada yer almamaktadır. Kaldı ki, tedbir nafakası davası ve boşanma davası aynı sebepten doğmadığı için biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte bulunmamaktadır. Ayrıca, nafaka alacaklısı davacı; davasını ikametgahında açabilecekken, boşanma davasında yetkili mahkemeler buna göre daha sınırlıdır. Birleştirme durumunda yetkili mahkeme davacı aleyhine sınırlandırılmaktadır....

UYAP Entegrasyonu