"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Tedbir Nafakası Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; tedbir nafakasının miktarı ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasının erkeğin birleşen boşanma davasında Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakası niteliğinde olduğu, davacı-karşı davalı kadının tedbir nafakası davasının ise kadının ayrı yaşama hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, bu nedenle Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesine dayalı bağımsız tedbir nafakası davası reddedilen davacı-karşı davalı kadın yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik...
Davalı-davacı koca karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. 1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre, davalı-davacı kocanın kusur belirlemesi, tedbir nafakası, kendi boşanma davasının reddine yönelik karar düzeltme isteği yersizdir. 2-Davalı-davacı kocanın yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata ilişkin karar düzeltme isteklerinin incelenmesine gelince; Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının boşanma davası açılmasından sonra 21.01.2011 tarihinde sosyal güvenceli bir işte asgari ücret karşılığı çalışmaya başladığı, davalı-davacı kocanında aylık 820 TL ücret karşılığı çalıştığı anlaşılmaktadır....
Hukuk Dairesi tarafından da ilk derece mahkemesince verilen bu hüküm, davalı-davacı kadın tarafından TMK 166/1. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının reddine, erkek tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca terk hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının ise kabulüne ve hükümde yazılı olduğu şekilde velayet, iştirak nafakası, kadın yararına yoksulluk nafakasına, erkek yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. İstinaf dairesince, erkeğin terke dayalı davası kabul edilip kadının boşanma davası reddedilmiştir. Davacı-davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde çekilen eve dön ihtarına uymayan davalı-davacı kadın eve dönmemekte haklılığını kanıtlayamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı-davacı kadın tam kusurlu olup tamamen kusurlu olan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde belirtilen şartlar oluşmamıştır....
Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. ... 1.Aile Mahkemesinin 2013/711 E-2014/294 K.sayılı ilamının incelenmesinde; koca ... tarafından 26.09.2013 tarihinde boşanma istemli dava açıldığı, boşanma dosyası içinde kadın ...’nun nafaka talebi olduğuna dair herhangi bir beyanının bulunmadığı, mahkemece; kadının kusurlu olduğu tespit edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği, kadın lehine yoksulluk nafakası yönünden bir hüküm kurulmadığı, kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesi tarafından onanarak 30.04.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Somut olayda mahkemece; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de daha önceki boşanma davasında; ne kadın tarafından yoksulluk nafakası talebi ne de mahkeme tarafından verilmiş bir nafaka hükmü bulunmaktadır....
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı için aylık 400,00 TL önlem nafakasına, müşterek çocuk Gizem için bağlanan aylık 300,00 TL iştirak nafakasına ve müşterek çocuk ... için bağlanan aylık 200,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz etdilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, somut olayda tarafların halen evli oldukları, davalının eş ve çocuğunun bakım ve iaşesine katkıda bulunmadığı, müşterek haneyi terkettiği ileri sürülerek, talep edilen nafaka tedbir nafakası olmasına rağmen mahkemece müşterek çocuklar lehine iştirak nafakası şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesine dayanan işbu boşanma davasında, bölge adliye mahkemesince verilen karar boşanma yönünden kesinleşmediği gibi boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan tazminatlar, yoksulluk nafakası ve velâyet gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesiyle mümkündür. Bu nedenle davalar arasında bağlantı bulunduğuna göre eldeki boşanma davası ile kadın tarafından açılmış olan davanın birleştirilerek davaların esası hakkında hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümler de aynı kurala tabidirler. Ancak, boşanma ilamı kesinleştiği takdirde, tazminat,vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetilerek kesinleşmeleri gerekli değildir (HGK. 28.2.2001 tarih, 2001/12-206 E. 2001/217 K. ). Anılan Yasa maddesinde, tedbir nafakasının infazı, ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır. Somut olayda; .......... 5. Aile Mahkemesi'nin 18/09/2015 tarih, 2014/425 E. 2015/656 K. Sayılı boşanma ilamı ekinde hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile tedbir nafakası alacaklarının tahsili amacıyla, boşanma hükmü kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Her ne kadar boşanma ilamı kesinleşmeden, ekinde hükmedilen tazminat alacakları icra takibine konu edilemez ise de tedbir nafakasının infazı ilamın kesinleşmesine bağlı değildir....
Aile Mahkemesinin 2004/391 esas sayılı dosyası ile davacı ve müşterek çocuk için verilen (26.04.2004 tarihinde) 150.00'şer TL tedbir nafakasının artışına, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra bu nafakanın davacı için yoksulluk, çocuk için iştirak nafakası olarak devamına karar verilmesini istemiştir. 6. Aile Mahkemesinin 2008/816-2009/398 karar sayılı boşanma davasında tarafların Mk. 166/4. maddesi gereğince boşanmalarına 07.04.2009 tarihinde karar verilmiş, davacı kadının temyizi üzerine Yargıtay'a gönderilmiş, henüz kesinleşmemiştir. Boşanma davasında yoksulluk nafakası talebi ve bu konuda verilmiş bir hüküm yok ise de, davacı, önceden verilmiş olan tedbir nafakasının artırılmasını istemiştir. Boşanma davasının derdest olması, tedbir nafakasının artırılması talebine engel değildir....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Evliliğin İptali-Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı-davalı erkek evliliğin mutlak butlanla iptali olmadığı taktirde boşanma talep etmiş, davalı-davacı kadın asıl davaya verdiği cevapta davanın reddini savunmuş, herhangi bir talepte bulunmamış, erkek cevaba cevap vermemiş ve dilekçeler aşaması tamamlanmıştır. Davalı-davacı kadın ayrıca birleşen boşanma davası açmış ve bu davada maddi ve manevi tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinde bulunmuştur. Mahkemece erkeğin davasının kabulüne evliliğin mutlak butlanla iptaline, kadının boşanma davasının reddine karar verilmiştir....
Temyiz incelemesinde inceleme dışı bırakılan davacı-karşı davalı kadının boşanma davası ve fer'i hükümler kesinleşmediği halde; bozma sonrası verilen 17.12.2013 tarihli ikinci kararda; davacı-davalı kadının boşanma davası, velayet, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası hususunun kesinleştiğinden bahisle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, mahkemece yapılacak iş her iki dava ve fer'ileri hakkında yeniden ayrı hüküm kurmaktan ibarettir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.07.2015 (Per.)...


