WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Y.. hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazların incelenmesine gelince; Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m.38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m.14/2), öteki sanık Recep'ten faiz karşılığı para aldığı anlaşılan katılanların sanık Şükrü'nün faizle borç verdiğine dair beyanlarının bulunmaması, sadece babası olan diğer sanık Recep'in yanında çalıştığına ve tefecilik yapmadığına ilişkin aksi kanıtlanamayan savunması ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde tefecilik yaptığı iddiasının kuşkulu kaldığı, atılı suçu işlediğini veya diğer sanığın eylemlerine iştirak ettiğini gösteren mahkumiyetine yeterli somut, tarafsız, bilimsel ve her...

Çünkü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılınca bir aktin hükümlerini yerine getirmek değil, ileride yeni bir sözleşme yapmak mukavele edilmiş olur. Fakat tarafların biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi yapmalarına rağmen gerçek iradeleri ileride bir taşınmaz satışı yapılması doğrultusunda değil, örneğin; ödünç paranın teminatı olmak üzere birleşmiş ise gerçek bir satış vaadi sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Zira bu gibi durumlarda satış vaadi sözleşmesi ile taşınmaz teminat olarak gösterilmekte, üzerinde rehin tesis edilmektedir. BK.m. 873/II’ye göre “Borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınmaz mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir”. Kuşkusuz, bu tür bir sözleşmeye dayanılarak tescil istemeye olanak bulunmamaktadır. Bu tür savunmaların kanıtlanması halinde BK.m. 18 uyarınca muvazaa sebebiyle geçerli kabul edilmesi mümkün olmayan satış vaadi sözleşmesine dayanılarak tescil hükmü kurulamaz....

Davalılar, borç para verildiği hususunu kabul etmediklerini, kaldı ki belirtilen miktarda para akışının hiçbir zaman olmadığını, davacılar ile hizmet sözleşmesi, ... sözleşmesi, vekalet sözleşmesi vs. şeklinde 1996-2005 yılları arasında cereyan eden ilişkiler bulunduğunu, havale ile gönderilen bedellerin davalı ...’in davacıların sahibi bulundukları teknelerin kaptanlığını yürüttüğü dönemde bu teknelerin bakım, onarım vs. giderlerinin karşılanması için gönderilen ödemeler ile diğer teknelerin imalatına ilişkin ödemeler olduğunu, ayrıca Bellatrix 1 isimli teknenin satışından elde edilen gelirin de davalılara ödendiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir. 2010/16791-2011/8315 Mahkemece, davalı şirket aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine karz akdine dayalı davanın subut bulmadığından reddine, adi ortaklığa ilişkin davanın kabulü ile 4.462,05 TL'nin davalı ...’den tahsiline, davacılardan ... tarafından davalılar aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle...

-TL.üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacılardan Bintaş Tarımsal Ürünler Ltd.Şti.nin adının karar başlığına yazılmamasının HUMK.nun 459. maddesine göre mahkemece giderilebilecek bir eksiklik olması nedeniyle taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Taraflar arasında alacaklılık ve borçluluk ilişkisini doğuran iki ayrı sözleşme bulunduğu, bunlardan birinin ödünç (karz) sözleşmesi, diğerinin ise alivre sözleşmesi olduğu dosya içeriği ile sabittir....

Mahkemece, 1475 sayılı İş Kanununda ödünç iş ilişkisi düzenlenmemişse de, Yargıtay tarafından bu uygulamanın kabul edildiği ve işçi adına yapılan bu değişikliğin iş koşullarında esaslı değişiklik mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının ... Bilgi İşlem A.Ş.işçisi olarak çalışırken dava dışı ..Birleşik Pazarlama A.Ş.ne transferi ile ilgili yapılmak istenen işlem, ödünç iş ilişkisi niteliğinde değildir. Gerçekten, davacının işyeri değiştirilmeksizin ve aynı işi yapması koşulu ile dava dışı diğer şirket işçisi olarak çalıştırılmak istendiği hususu tartışma dışıdır.Bu durumda dosyada mevcut olan “ödünç iş ilişkisi sözleşmesi” başlıklı belgeye rağmen davacının aynı yerde çalışması söz konusu olduğuna göre ödünç iş ilişkisinden söz edilmesine olanak bulunamamaktadır....

Bu maddeye göre; kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmeler olup, herhangi bir yazılı şekil şartına sahip değildir. Bu sözleşmede verilen şeyin, sözleşme sona erdiğinde, kararlaştırılan şekilde, ödünç verene ------ Dava konusu olayda, ayrıca bir--- düzenlenmemekle birlikte, taraflar arasındaki 17.10.2013 tarihli ---- protokolün, --- sözleşmesine ilişkin düzenlemeler içerdiği görülmektedir. Dosya içerisindeki servis raporları, teslim tutanakları ve faturalara bakıldığında, --- sözleşmesiyle, -------- panosu, -------- ---- --- ----- olarak verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, davacı tarafından gönderilen Kadıköy ---. Noterliği’nden ------sayılı kararla iptal edilmiştir....

in hesabına havale yoluyla ödediğini, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ..., sahteciliği bilmediğini ve bilebilecek durumda olmadığını, ikrazatçılık yaptığını, diğer davalı ..., kardeşleri ve babalarının ödünç para talebinde bulunduklarını, taşınmaz teminatı karşılığında yardımcı olabileceğini belirttiğini, ... tarafından imzalanan ödünç sözleşmesi karşılığı 500.000.000.000 TL ödünç para verdiğini, sözlemeye göre borç 20/02/2004 tarihine kadar ödendiği takdirde taşınmazların iade edileceğini, ...soyadlı şahıslar borçlarını ödeyemedikleri için taşınmazı satıp paraya çevirdiğini, taşınmazların satışından elde edilen gelir alacağını karşılamadığından icra takibine geçildiğini, ...soyadlı şahısları önceden tanımadığını, taşınmazları değeri karşılığında sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4.İhbar Olunan Hazine, davanın aleyhlerine sonuçlanması ihtimaline binaen sorumlu kişilere ihbar taleplerinin bulunduğunu bildirip, davanın reddini...

Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ödünç para verme sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali niteliğinde olup, uyuşmazlığın davacı tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığı anlaşıldığından, ticari dava niteliğinde bulunmayan davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 18.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....

KARAR Davacı, davalıya ödünç para verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine yapmış olduğu icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacıya ait şirket ile ortağı olduğu şirketin aralarında düzenlediği inşaat sözleşmesi uyarınca gönderilen para olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıya 35.000 TL ödünç para verdiğini iddia etmiş, delil olarak 20.6.2008 tarihli 2 adet banka dekontuna dayanmıştır. Dekontlarda paranın borç verildiğine ilişkin açıklama bulunmamaktadır. Icra takibindeki ödeme emrinde borcun sebebi ... Petrol Sis. Müh. Satış servis San. Ve Tic. Ltd. Şti.ye verilen şahsi borç para banka makbuzları olarak açıklanmıştır. Havale ödeme aracı olup, borcun varlığını kanıtlamaz. Davacı davalıya şahsi borç para verdiğini kanıtlamak zorundadır....

Sulh Hukuk Hakimliğince verilen 15.10.2009 gün ve 2008/226-2009/2329 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Davacı, davalıya ödünç para verdiği iddiasıyla davasını açmış; davalı ise, yanlar arasındaki akdî ilişkinin, “adi ortaklık” sözleşmesi niteliğinde olduğunu savunmuştur. Yanlar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Mahkemece, yapılan nitelendirmeye göre de, yerel mahkeme kararını temyizen inceleme görevi Yargıtay Yüksek 3. Hukuk Dairesi’ne ait olmasına karşın; bu Dairece de temyiz inceleme görevinin Dairemize ait olduğu gerekçesiyle gönderme kararı verilmiştir. O halde, yerel mahkeme kararının temyiz incelemesinde görevli Dairenin belirlenebilmesi için dava dosyasının Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 3 sayılı kararı gereğince anılan Başkanlığa gönderilmesi gerekmektedir....

UYAP Entegrasyonu