WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

9. Hukuk Dairesi         2024/354 E.  ,  2024/1546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/306 E., 2023/686 K.
KARAR : Ek karar kaldırılarak davanın reddi

Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Mahkemenin 08.11.2023 tarihli ek kararı ile; temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya kapsamına göre iddia edilen hizmet süresi, çalışma şekli, dava konusu alacaklar ve aylık ücret miktarı dâhil hesap unsurları dikkate alındığında reddedilen ve temyize toplam miktarın temyiz kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL'yi aştığı, buna göre temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 08.11.2023 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Mahkemenin asıl kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.01.2008-18.12.2013 tarihleri arasında davalı Şirket bünyesinde emniyetçi ve patlayıcı ekip amiri olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 18.12.2013 tarihinde yasaya aykırı biçimde feshedildiğini, bir kısım kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının her gün sabah 05.30'da evden çıkıp işyerinin servisiyle işe gittiğini, yolda geçen sürenin de mesaiden sayılması gerektiğini, 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, işin kimi zaman 18.30-19.00 'a kadar devam ettiğini, aylık ücretinin net 2.550,00 TL olduğunu, ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı 5.019,27 TL ödeme yapıldığını, davacının 3 yıl 17 gün süreyle asgari ücretli olarak çalıştığını, çalışmasının 22.03.2011 tarihinde sona erdiğini, fazla çalışma iddiasını kabul etmediklerini, yolda geçen sürelerin çalışmadan sayılamayacağını, ücret bordrolarından görüleceği üzere davacıya fazla çalışma ücretinin ödendiğini, davacıya mutlaka haftada bir gün izin kullandırıldığını, işyerinde dinî, millî bayramlarda ve genel tatillerde çalışılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2015/272 Esas, 2016/192 Karar sayılı kararı ile; yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.12.2020 tarihli ve 2020/7442 Esas, 2020/17810 Karar sayılı kararı ile; davacının iddia edilen çalışma aralığında hizmet döküm cetvelinde görülen işyerlerinin kime ait olduğunun belirlenmesi amacıyla ilgili işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi ve ticaret sicil kayıtlarının getirtilmesi, kuruluş aşamalarından itibaren şirket ortaklarının ve yetkililerinin, işyeri adreslerinin araştırılarak davalı Şirket ve davacı adına çalışma bildiren dava dışı diğer işverenler arasında asıl işveren alt işveren, işyeri devri, organik bağ, birlikte istihdam gibi hukuki bir ilişki bulunup bulunmadığı hususlarının yöntemince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan araştırma sonucunda davacının davalı işverene bağlı hizmetinin 16.01.2008-31.01.2011 tarihleri arasında olduğu, aksinin kanıtlanamadığı, 31.01.2011 tarihinden sonraki dönem davacının işvereni ile davalı arasında organik bir bağın da kanıtlanamadığı, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği, yıllık izinlerin ve hafta tatillerinin kullandırıldığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile asgari geçim indirimi alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının 16.01.2008-18.12.2013 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığını, 02.06.2011-18.12.2013 tarihleri arasında kayden davalı Şirketin alt işvereninde çalıştığını, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğunu, ücret bordroları ve sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığını, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalı Şirkete bağlı çalıştığı süre, buna göre dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile vekâlet ücreti noktalarındadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.

2. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece davacının davalı Şirkette 31.01.2011 tarihine kadar çalıştığı kabul edilmiş ise de; dosya içerisinde bulunan davacıya ait işe giriş çıkış bildirgelerinden, davacının 31.01.2011 tarihinden sonra 01.02.2011 tarihinde işe girdiği dava dışı İş-Fen Şirketinin işyeri adresinin ve işyeri sıra numarasının davalı Şirketle aynı olduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının 01.02.2011 tarihinden itibaren çalıştığı dava dışı Şirket ile davalı Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, buna göre davacının 16.01.2008-18.12.2013 tarihleri arasındaki hizmet süresinin tamamından davalı Şirketin sorumlu olduğu anlaşılmış olup dava konusu alacakların bu kabule göre değerlendirilmesi yerine yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkemece verilen 08.11.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.