9. Hukuk Dairesi 2023/19147 E. , 2024/1632 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1060 E., 2023/3431 K.
KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/100 E., 2021/62 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçelerinde; davacının, aralarında organik bağ bulunan davalılara ait Türkmenistan'da bulunan şantiyede 2009 yılının Eylül ayında çalışmaya başladığını, atölye formeni sıfatı ile çalıştığını, 2.500,00 Amerikan doları (USD) net ücret aldığını, barınma, 3 öğün yemek ve ulaşımın işverence karşılandığını, iş sözleşmesinin iş bitimi gerekçesi ile haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini, sembolik kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, ücret bordrolarının kıdem ve ihbar tazminatı ödememe tehdidi altında aynı anda imzalatıldığını, davacının fazla çalışma yaptığını ve hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, ancak bu çalışmaları karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... (... İnşaat Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığını ve husumet itirazında bulunduklarını, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkilinden işçilik alacağı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... (... Yapı Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili nezdinde 08.08.2009 tarihinde çalışmaya başladığını ve fasılalı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedilmesi üzerine hak ettiği tüm alacaklarının hesaplanarak eksiksiz olarak davacıya ödendiğini, aylık ücretinin 1.811,00 USD olduğunu, davacının yıllık izinlerini kullandığını, Türkmenistan'da gelir vergisi söz konusu olmadığından asgari geçim indirimi alacağı talep edilemeyeciğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.02.2012-03.01.2017 tarihleri arasında toplam hizmet süresinin 4 yıl 11 ay 3 gün olduğu, davacının davalı işverenin yurt dışı şantiyesinde çalıştığı, işveren tarafından noter huzurunda imzalanmış ibraname içeriğine göre ve davacıya yurt dışında avans ödemeleri nazara alındığında aylık net ücretinin 2.500,00 USD olduğu, barınma ve yemek yardımıyla fesih tarihindeki giydirilmiş ücretin 2.781,58 USD olduğu, kıdem tazminatı hesaplanırken kıdem tazminatı tavanının esas alındığı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödemeleri mahsup edildiğinde bakiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı bulunmadığı, davacı işçinin yurt dışı işyerinde yabancı para birimi üzerinden (USD) ücret almasına rağmen işveren tarafından bordroların Türk lirası üzerinden düzenlendiği ve davacı işçinin yurt dışında avans ödemeler dışında ücretin banka hesabına Türk lirası olarak ödendiğinin anlaşıldığı, işveren tarafından sunulan imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve hafta tatili tahakkukunun bulunduğu, ayrıca dosyaya sunulan imzalı puantaj kayıtlarına göre davacı işçinin hak kazanabileceği fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının USD üzerinden hesaplandığı, işveren tarafından imzalı ve tahakkuk bulunan bordrolarda Türk lirası olarak tahakkuk ettirilip ödenen miktarlar mahsup edilmek suretiyle ödenmediği anlaşılan bakiye fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri kayıtlara dayalı olarak hesaplandığından bu alacakların hakkaniyet indirimi yapılmadan hüküm altına alındığı, işveren tarafından sunulan bordrolarda herhangi bir bayram tatili tahakkukunun bulunmadığı anlaşılmakla ilk bilirkişi raporu doğrultusunda USD üzerinden hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf başvurusunda; Mahkemece, taraflarına yemin teklif etme haklarının bulunduğu hatırlatılmadan usule aykırı karar verildiğini, cevap dilekçesinin "Deliller" başlıklı bölümünde açıkça yemin deliline dayanıldığını, davacının, davalılardan ... İnşaat Şirketinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, dava konusu yapılan tarihlerde müvekkili ... İnşaat Şirketinde çalışması olmayan davacı ile aralarında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere davacının son aylık net ücretinin 1.811,00 USD olduğunu, buna rağmen aylık net ücretin 2.500,00 USD olduğu yönündeki kabulün hatalı olduğunu, dosyadaki puantaj kayıtları, ücret pusulası ve noter ibranamesi dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, zira raporda bahsedilen ücretin, davacının o aya ait fazla çalışma ve diğer yan ödemelerle birlikte tahakkuk eden ücreti olduğunu, bunun o aya ilişkin net temel ücret olarak kabul edilemeyeceğini, nitekim bahsi geçen ibranamede, ödemeye ilişkin açıklamanın açık olarak "Hakediş Ekim 2016, Hakediş Kasım 2016, Hakediş Aralık 2016'" şeklinde olduğunu ve aylık temel ücretten bahsedilmediğini; aylık temel ücret ile birlikte, o ay içerisinde hak edilmiş diğer ücretlerin aylık temel ücrete ilavesi suretiyle bulunan toplam ücretten söz edildiğini, davacının müvekkili Şirketten fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunmadığını, bu alacakların dosya kapsamına göre yöntemince ispat edilemediğini, bordroların davacı tarafından ihtirazı kayıtsız imzalandığını, beyanlarına itibar edilen tanıkların müvekkili Şirketlere aynı taleplerle dava açtıklarını ve tanıklıklarına itibar edilemeyeceğini, davalı Şirketler arasında müştereken ve müteselsilen sorumluluğu gerektirecek hukuki bir durum mevcut olmadığını, zamanaşımı sebebiyle davacının tüm alacak kalemlerinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işyeri kayıtlarına göre sonuca gidildiğinden, tanıkların davalıya kaşı davaları bulunduğuna yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı gibi alacaklardan indirim uygulanmamasının da isabetli olduğu, dosya kapsamı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, işveren kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalılar nezdinde birlikte istihdam suretiyle çalıştırıldığı sonucuna varıldığı, hizmet süresinin tespitinin yerinde olduğu, ücret bordrolarında Türk lirası para birimi üzerinden son aylık brüt ücretin 6.645,05 TL olarak gösterildiği, "İbraname" başlıklı belgede ise 2016 yılı Ekim ayı hak edişi olarak 2.000,00 USD, 2016 yılı Kasım ayı hak edişi olarak 2.500,00 USD, 2016 yılı Aralık ayı hak edişi olarak 2.500,00 USD, 2017 Ocak ayı 3 günlük hak edişi olarak 250,00 USD gösterildiği, bu hususun banka kaydı ile teyit edildiği belirlendiğinden davacının son aylık net ücretinin 2.500,00 USD olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, belirlenen gerçek ücret üzerinden fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacak hesabında hata saptanmadığı, yapılan ödemeler belirlenerek mahsup yapılırken değerlendirildiği, fesih tarihi nazara alındığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesinde tanımlı şartları taşımayan ibranamenin makbuz niteliğinde olduğundan bu yöndeki değerlendirmede isabetsizlik bulunmadığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesabında, davalı tarafça sonradan sunulan kaydın yine aynı tarafça sunulan ilk kayıt ile çeliştiği görülmüş ise de davalı tanık anlatımında davacının dinî bayram dışındaki resmî tatillerde çalıştığının belirtilmiş olması karşısında istinafa başvuranın sıfatı yönünden sunulan ilk puantaj kaydı esas alınarak sonuca gidilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar etmiş ve ayrıca davacının çalışması Türkmenistan'da olduğu için öncelikle çalışılan ülke hukukunun uygulaması gerektiğini belirterek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, husumet, davacının ücretinin tespiti ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, hesaplanması ve karşılıklarının ödenip ödenmediği konularına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, aynı Kanun'un 227 inci maddesi.
2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri.
3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32, 41, 44, 46, 47, 63 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, davacı net ücretinin 2.500,00 USD olduğunu ileri sürmüş, davalı ise davacı ücretinin kayıtlardaki ücret olduğunu ve 1.811,00 USD olduğunu savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosyaya davalı tarafça sunulan 02.02.2017 tarihli ibranamede, aylık ücret tutarının hakediş tutarı adı altında 2.500,00 USD olarak belirtildiği gerekçesiyle iddia olunduğu gibi aylık ücret tutarının 2.500,00 USD olduğunun kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Ancak davalı taraf, ibranamede yer alan bu miktarın tamamının davacının gerçek ücreti olmadığını, fazla çalışma tahakkuku dâhil belirlenen tutar olduğunu, bordrolara göre her ay fazla çalışma ücreti ödendiğinin görüleceğini savunmuştur. Mahkemece davacının bu beyanı konusunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan aylık ücretin belirlenmesi isabetli değildir.
3. Diğer taraftan, dosya kapsamındaki ücret bordrolarının incelenmesinden, fazla çalışma saatlerinin periyodik olarak benzerlik arz ettiği, fazla çalışma tahakkuku ile buna bağlı aylık ücret tutarındaki farkın ise çok belirgin olmadığı görülmektedir.
4. Şu hâlde yapılması gereken iş; dosya kapsamındaki tüm bordroların davalının savunması çerçevesinde incelenmesi; özellikle aynı fazla çalışma süresine rağmen, davacının aylık ücret miktarında değişiklik olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle işverence bordro hilesi yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması, gerekirse mali müşavir bilirkişi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yapılarak bordroda belirtilen fazla çalışma ücreti dâhil olan tutarın, aslında davacının gerçek aylık ücret miktarını yansıttığı sonucuna varıldığı takdirde şimdi olduğu gibi, aksi takdirde talep edilen hak ve alacakların tespit edilen bu kabul şekline göre yeniden değerlendirilerek hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesidir.
5. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!