WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2021/14864 E.  ,  2023/2809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/246 E., 2016/38 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı sürüklenen çocuk ...)
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk ve sanıklar vekillerinin temyiz istemleri yönünden; sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1) Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/246 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile
a. Sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2) Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.08.2020 tarihli ve 14-2016/173900 sayılı kısmî onama, kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Adlî Tıp Kurumundan alınan raporda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmesine rağmen 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmadığına ilişkindir.

B. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Davaya katılma ve sanıklar ve suça sürüklenen çocuk haklarında kurulan mahkûmiyet hükümlerinde takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin çelişkili beyanlarına, mahkemede cinsel ilişki olmadığına yönelik beyanına rağmen mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve diğer sebeplere ilişkindir.

D. Sanıklar ... ve ... Müdafilerinin Temyiz İstekleri
Mağdurenin beyanlarının başından beri tutarsız olduğuna, tanık ifadelerinin mağdurenin beyanlarını desteklemediğine, sadece mağdurenin beyanları dikkate alınarak sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine, mağdurenin defalarca evden kaçmış biri olarak anal bölgedeki lezyonun ilişkiye dayalı olduğu düşünülse bile kimin tarafından yapıldığının belli olmadığına, adlî tıptan alınan raporda bu ilişkiler nedeniyle ruh sağlığının bozulabileceği ihtimali olsa bile raporun kesinlik arz etmediğine ve diğer sebeplere ilişkindir.

E. Sanıklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstekleri
Kararın haksız olup bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece iddia, savunmalar, doktor raporları ve tüm dosya kapsamına göre; mağdurenin çocuk izlem merkezindeki beyanlarına göre, 2014 yılı Şubat ayında annesinin rahatsızlığı sebebiyle gittiği hastanede tanıştığı ... ***'nu evde yalnız olduğu bir akşam eve çağırdığı, mağdurenin rızası dahilinde sanığın cinsel organını mağdurenin anal bölgesine soktuğu, daha sonra mağdurenin 2014 yılı Mayıs ayında ...'nin arkadaşı olarak bildiği ... ile tanıştığı, 2014 yılı Haziran ayının ilk haftası içerisinde yanlarında ... ve ...'de olduğu halde Çarşamba ilçe merkezinde adanın sonu denilen yere gittikleri, ...'in, ... ve ...'yi araçtan dışarı çıkardıktan sonra cinsel organını rızası dahilinde mağdurenin anal bölgesine soktuğu, sanık ...'in de diğer sanık ... ***'nun arkadaşı olduğu, 2014 yılı Mayıs veya Haziran ayı içerisinde sanık ...'un mağdureyi beyaz renkli ... Marka araca koyarak adanın sonu denilen yere götürdüğü ve burada cinsel organını rızası dahilinde mağdurenin anal bölgesine soktuğu, sanık ...'in mağdurenin arkadaşı ...'nin erkek arkadaşı olduğunu, 2014 yılı Razaman ...'ından sonra hava kararmasını mütakiben ... *** ile evden kaçarak ... Düğün Salonu yakınındaki bahçesine gittikleri, burada sanık ...'in cinsel organını rızası dahilinde mağdurenin anal bölgesine soktuğu, suça sürükenen çocuk ... ***'un da, sanık ...'in amcasının oğlu olduğu, ... ***'la ilişkiye girmesinden sonra suça sürüklenen çocuk ...'in de kendisi ile cinsel ilişkiye girmek istediğini söylemesi üzerine ... ile yine ... Düğün Salonunun bulunduğu bölgede buluştukları, burada aynı şekilde suça sürüklenen çocuk ...'in cinsel organını rızası dahilinde mağdurenin anal bölgesine soktuğu, bu şekilde sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun organ sokmak sureti ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri kabul edilmiştir.
2. Her ne kadar kovuşturma evresinde mağdure iddia edildiği şekilde sanıkların kendisine cinsel istismar eyleminde bulunmadıklarını, emniyet birimlerince bulunması üzerine polislerin kimlerle beraber olduğunu sorduklarında kendisinin daha önce çıktığı arkadaşlarının isimlerini verdiğini beyan etmiş ise de; mağdurenin kovuşturma aşamasından sonra aradan geçen süre içerisinde sanıklar ve ailelerinin etkilemesi sonucunda mağdurenin sanıklar yönünden verdiği beyanlarından döndüğünün kabul edildiği, zira sanıklar, suça sürüklenen çocuk ve mağdurenin mahkememizdeki beyanlarından anlaşılacağı üzere aralarında geçmişe dayalı bir husumetlerinin bulunmadığı, bu nedenle mağdurenin ahlaki yapısını rencide edecek şekilde sanıklara ve suça sürüklenen çocuğa suç isnadında bulunmasını haklı gösteren bir nedenin olmadığı, mağdurenin beyanın tespit edildiği mahkeme ifadesinde mağdurenin çelişkili beyanlarının olduğunun hatırlatılması üzerine iki elini önüne doğru birleştirip, kararsız şekilde mahkeme heyetine baktığı ve bu şekilde sorulara cevap verdiğinin anlaşıldığı, bu hal ve hareketlerin mağdurenin mahkemedeki beyanının gerçek olmadığı kanaatine varılmıştır.
3. Sanık ...'nin savcılıktaki beyanında mağdurenin evlerine gittiğinde mağdureyi öptüğü şeklindeki tevilli beyanı ile mağdurenin hazırlık aşamasındaki beyanını kısmen doğruladığı, yine sanık ... mahkemedeki ifadesinde atılı suçlamayı kabul etmese de müdafii eşliğindeki emniyet ifadesinde "...mağdure ... *** ile ... *** vasıtası ile tanıştıklarını, ada saha içerisindeki ırmak kenarına gittiklerini, burada havanın kararmasından sonra idrarını yapmak üzere ayağa kalktığında mağdure ...'nin yanına geldiğini, cinsel organı dışarıda olduğu halde, "gel tut" dediğini, mağdurenin cinsel organını tuttuğunu, oynamaya başladığını, bunun üzerine mağdurenin kendisine mastürbasyon yaptığını, kendisinin de mağdurenin göğüslerini ellediğini, arkasını dönmesini istediğini, kilodu üzerinden olmak üzerine cinsel organını mağdurenin makatına doğru sürtüğünü..." şeklindeki ikrarının mağdurenin hazırlık aşamasındaki beyanlarıyla kısmen örtüştüğü, her ne kadar mağdure soruşturma evresinde verdiği dilekçesinde ismini verdiği ...'in tutuklanan ... olmadığını fotoğrafını görünce anladığı, tutuklanan ... ile cinsel ilişkiye girmediğini ifade etmişse de sanık ...'in mağdureyi tanıdığı ve buluştuklarını kabul ettiği yalnızca cinsel ilişkiyi kabul etmediği, mahkemede tanık olarak dinlenilen ...'nin de beyanında; kendisi, mağdure ve sanıklar ... ve ...'un bir kaç kez buluştukları, araba içerisinde oturdukları şeklindeki beyanı birlikte dikkate alındığında sanık ...'in mağdure ... ile gezip dolaşmadığına yönelik savunmasının yerinde olmadığı kabul edilmiş. Sanık ... *** ile suça sürüklenen çocuk ... *** mağdure ile cinsel ilişkiye girmediklerini ifade etmiş ise de; mağdurenin hazırlık aşamasındaki beyanının gerçek ve samimi olduğu, cinsel ilişkinin nerede, hangi zamanda ve ne şekilde gerçekleştiğine yönelik ayrıntılı beyanlarda bulunması hususları ve diğer sanıklar yönünden gerçeği söylediği kabul edilen mağdurenin sanık ve suça sürüklenen çocuk yönünden de gerçeği söylediği kabul edilmiştir.
4. Mağdurenin polislere teslim edildiği tarih ile sanıklara isnat olunan suç tarihleri arasında zaman dilimi farkı bulunması nedeniyle mağdurenin herbir sanık yönünden suç tarihinin ay ve gün olarak hatırlayamamasının olağan bulunduğu kanaatine varılmakla mağdurenin herbir sanık yönünden beyanda bulunurken ifade ettiği ayların ilk aylarında yani Haziran veya Temmuz ayını ifade etmesi halinde Haziran ayı içerisinde, Mayıs veya Haziran ayını ifade etmesi halinde ise Mayıs ayı içerisinde işlendiğinin kabul edildiği, bir kısım sanıklara isnat edilen eylemlerin suç tarihinin Temmuz ayı olarak kabul edilmesi halinde lehe aleyhe yasa değerlendirmesi yapılmaksızın 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı yasal değişiklikten sonraki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği, suç tarihinin kesin olarak tespit edilmemesi durumunda bu durumun sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun lehine değerlendirilmesi sureti ile isnat olunan eylemler yönünden suç tarihinin 28.06.2014 tarihinden önce olduğu mahkemece kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki çelişkili ifadeleri, savunma, doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanıkların tevilli ikrarlarına göre sanık ...'nin olay günü on beş yaşından küçük mağdureyi öpmesi şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığı, sanık ...'un da mağdurenin göğsüne dokunma, cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtme şeklindeki eyleminin de çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu dikkate alınarak bu suçlardan hüküm kurulması yerine çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanıklar ..., ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, savunmalar, doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanıklar ... ile ...'in ve suça sürüklenen çocuk ...'in üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının, Sanıklar ..., ..., ..., ... Müdafiilerinin ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/246 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafilerinin, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.05.2023 tarihinde karar verildi.