WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/1071 E.  ,  2023/2631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1152 E., 2021/1218 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/52 E., 2021/120 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosun itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tespitleri gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2020 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında ... ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan, mera niteliği ile sınırlandırılmış bulunan eski 107 ada 185 parsel ... ve 1.123.612,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada/parsel numarasıyla ve 890.124,38 metrekare yüzölçümüyle, davacı ... adına kayıtlı tarla vasfındaki eski 107 ada 7 parsel ... ve 10.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada/parsel numarasıyla ve 7432,01 metrekare yüzölçümüyle tespit edilmiştir.

2. İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında taşınmazının bir bölümünün komşu mera parselinde bırakıldığını, kadimden bu yana 16-17.000 m2 olarak kullandığı taşınmazının 7432,01 m2 düşürüldüğünü öne sürerek yapılan sınırlandırma hatasının giderilmesi ve kullandığı sınırlar itibariyle sınırlarının belirlenmesi istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 107 ada 7 parsel, 107 ada 185 parselin tesis kadastrosu sırasında çapı fotogrametik yöntem ile belirlenen bir haritaya bağlandığı, tesis tarihine ait hava fotoğrafı üzerinde yapılan incelemesinde haritada herhangi bir hata olmadığı, kullanım durumuna göre doğru harita oluşturulduğu, taşınmazın vergi kaydına dayalı olarak 10000m² yüzölçümü ile tescil edilmiş ise de bilirkişi raporunda A ile 6446,52 m² gösterilen alanın fotogometrik yöntem ile ölçülen tesis paftasında 107 ada 7 parsel sınırları içinde yer almasına rağmen uygulama kadastrosu sırasında 107 ada 185 parsel sınırları içerisinde bırakıldığı, bu alanın 107 ada 185 parselden alınarak 107 ada 7 parsele eklenmesi gerektiği, 107 ada 7 parelin yüzölçümünün vergi kaydından daha fazla, 13878,53m² olduğu, taşınmazın diğer sınırlarının yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 107 ada 7 ve 185 nolu parsellerin uygulama kadastro tespitinin iptali ile, bilirkişilerinin hazırladığı 07.06.2021 tarihli raporda 107 ada 185 parsel sınırları içinde kalan A harfi ile isimlendirilen 6446,52 m2 alanın 107 ada 7 parsele eklenmesine ve 107 ada 7 parselin 13878,53 m² yüzölçümüyle, 107 ada 185 parselin ise 883677,86 m2 yüzölçümü ile tapuya tesciline" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hava fotoğrafları, üzerinde yapılan çakıştırmaların yeterli olmadığını, mahkemece mülkiyet değerlendirmesine girildiğini, sabit ve geçerli sınırların belirlenmesi gerektiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişilerin beyanlarına ve keşfen alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dinlenen mahalli bilirkişiler sabit sınır olmayan mer'a sınırı yönünden beyanlarında, mera ile sınırın nasıl olduğunu bilmelerinin mümkün olmadığı, zeminde sabit bir işaret veya belirti olmadığını belirttikleri, davacının taşınmazı, tesis kadastrosu sırasında 10 dönümlük vergi kaydına istinaden tespit ve tescil edilmiş olup, vergi kaydı sınırında mer'a bulunmakla sabit olmayan bu sınır nedeniyle zilyetlik ile kullanım sınırına itibar edilmesi gerektiği, bu sınırın da mahalli bilirkişi beyanlarıyla veya hükme esas alınabilecek objektif bir delil ile belirlenemediği, keşfen düzenlenen bilirkişi raporunda fotogrametrik yöntemle ölçülen parsellerin kadastro paftasının çizimi sırasında hatalı tersimat yapıldığı belirtilmiş ise de davacı adına tesciline karar verilen kısmın hatalı ölçüm paylarından çok yüksek olduğu, gerek geometrik şekil ve miktar olarak yeni bir taşınmaz üretilerek davacı adına tesciline karar verildiği, tesis kadastrosunda yer almayan bir taşınmaz bölümünün ölçü hatasından bahisle yeni bir mülkiyete konu edilmeyeceği, mer'a parseline doğru genişlemenin her zaman yapılabileceği, bu hususun uygulama kadastrosu tutanağı ile de belirtildiği, tesis kadastrosu sırasında davacı taşınmazı vergi kaydına istinaden 10000 m2 olarak tescil edilmiş ise de teknolojik ölçüm farkı nedeniyle bu miktarın esasen 7432,01 m2 olduğunun tespit edildiği, uygulama kadastrosu ada raporunda, 7 nolu parsel ile 185 nolu mera parseli arasındaki sınırın değişebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, sabit olmayan davalı sınırı yönünden yeni bir delil elde edilemediğinden tesis kadastrosu ile belirlenmiş sınırın esas alınması gerektiği, bilirkişi raporunda A: 6446,52 m² gösterilen alanın fotogometrik yöntem ile ölçülen tesis paftasında 107 ada 7 parsel sınırları içinde yer aldığı belirtilmiş ise de, paftada bu kısmın yer almadığı gerekçisiyle davalı Hazine vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/1-b.2 maddesi hükmü gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, ve davacının davanın reddine, dava konusu 107 ada 7 parsel ve 107 ada 185 parselin taşınmazların uygulama tespitleri gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; keşifte mahalli bilirkişiler tarafından gösterilen sınırların kadimden beri kullanılan sınırlar olup, sabit hale geldiğini, vergi kaydının 10 dönüm yazılmasının vergi kayıdının düzenlendiği tarihte vergiyi düşük göstermek için yapılan mutat uygulama olduğunu, tesis kadastrosu tarihindeki sınırlarının şimdiki sınırlar ile aynı olduğunu, bu haliyle çok büyük hak kaybına yol açıldığını öne sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar hakkındaki uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun’un 22/2-a maddesi

3. Değerlendirme
Bölge Adliye mahkemesince; yukarıda (IV./C) bendinde yazılı gerekçelerle davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.

Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davacı adına kayıtlı 107 ada 7 parsel ... taşınmazın tesis kadastrosu sırasındaki ölçülen sınırlarının tesis paftasına doğru bir şekilde aktarılıp aktarılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tesis kadastrosunun 1999 yılında fotoğrametrik yöntemle yapıldığı, tesis kadastro paftasında da davacı adına kayıtlı 107 ada 7 parselin adeta 2 ayrı doğu sınırının bulunduğu şeklinde bir görünümün olduğu, batıdan itibaren başlandığında ilk görünen sınırın tesis kadastrosunda çap sınırı olarak belirlenmişse de, güneydeki komşu eski: 47 ve 48 parsellerinde doğu sınırını oluşturan hat boyunca devam ederek oluşan diğer bir sınırında bulunması karşısında tesis kadastrosu ile belirlenen sınırın bu iki sınırdan hangisi olduğu, tesis paftasına yapılan tersimatın doğru olup olmadığı diğer bir anlatımla ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak sınırın hangisi olduğu noktasında toplanmaktadır.

Davacı taşınmazının tesis kadastro tutanağına göre 1981 tarihli 4 ve 5 nolu 5'er dönüm miktarlı toplamda 10 dönüm yüzölçümlü 2 ayrı vergi kaydının uygulandığı ve bu nedenle taşınmazın yüzölçümünün de 10 dönüm olarak tespitinin yapıldığı tutanağın edinme sebebinden anlaşıldığı, ancak; tesis paftasında ki batıdan doğuya doğru ilk sınır kabul edildiğinde yapılan alan hesabına göre yüzölçümünün 7.038,79 m2 olduğu, bu haliyle dahi sınırının belirlenmesinde hata bulunduğu anlaşılmaktadır. 1974 tarihli hava fotoğrafı üzerinde tesis paftası ile yapılan çakıştırma sonucunda, taşınmazın ikinci sınır olarak belirlenen hatta kadar bir bütün halde kullanıldığı tereddütsüz olup vergi kayıtlarının dahi 1974 tarihinden çok sonra 1981 tarihinde oluştuğu görülmektedir.

Bu haliyle kadastro güncelleme yönetmeliğinin 20/3 üncü maddesi uyarınca sınırlandırma krokisinde gösterilen sabit sınırların esas alınacağının düzenlendiği, fotogrametrik haritaya göre düzenlenen tesis paftasındaki ikinci sınır olarak görünen (güneydeki komşu eski: 47 ve 48 parsellerinde doğu sınırını oluşturan hat boyunca devam ederek oluşan sınır) ifade edilen ve 1974 tarihli hava fotoğrafıyla dahi bu sınırın mevcut olması nedeniyle artık sabit sınır olarak değerlendirilmesi gerektiği, sınırında mera parselinin bulunmasının bu durumu değiştirmeyeceği, tesis paftasına ise olması gereken sınırın değilde, zeminde mevcut olmayan bir sınırın tersim edilerek tesis pafta sınırın oluşturulduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve alınan raporlardan anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğru bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.