WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/7983 E.  ,  2024/650 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/681 E., 2020/1243 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/449 E., 2020/15 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 450 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 35.606,66 metrekare yüzölçümlü orman niteliği ile Hazine adına kayıtlıdır. Taşınmazın bulunduğu yörede 1958 yılında yapılan tapulama çalışmaları ve 1987 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.

Davacı vekili, Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 450 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 4 katlı yapının müvekkili tarafından imar edildiğini, tarafların murislerine ait bu binaya bitişik binanın bulunduğunu, murislerinin ölümü üzerine davalıların yalnızca murislerinden kalan binada hak sahibi olmalarına karşın davacı tarafından inşa edilen 4 katlı yapıdan pay alabilmek amacıyla zilyetliğin tespiti davası açtıklarını, bu nedenle vekil edenin kendisinin yaptırdığı binayı alabilmek amacıyla eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek 450 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 4 adet dairede davalılarının yasal haklarının bulunmadığının tespitine, yapının bulunduğu bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılardan Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar; diğer davalılar vekili, çekişmeli konusu yapının tarafların murisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, tespite yönelik talebi bakımından ise, dava dilekçesinde vakıaların açıklanmasının davacıya, hukuki nitelendirmenin de hakime ait olduğu, davacının talebinin muhdesatın tespiti istemine ilişkin olduğu, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilmesinin gerektiği, öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edildiği, dava konusu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm yada kamulaştırma işlemi gibi ayrık durum olarak kabul edilen uygulamaların bulunmadığı, ayrıca ormanlar üzerinde kişi ve kurumlar lehine hiçbir şekilde şerh konulamayacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, "tapu iptali ve tescil davası yönünden, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğu, muhdesatın tespiti davası yönünden ise davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesine uygun olarak yapılan değerlendirme neticesinde davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık tespit edilmediği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.