8. Ceza Dairesi 2022/814 E. , 2024/882 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/462 E., 2018/718 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında Mart 2017 tarihli eylemi yönünden; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddesi uyarınca, 19-20.06.2017 tarihli eylemi yönünden; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, Mart 2017 tarihli ve 19-20.06.2017 tarihli eylemleri yönünden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli kararı ile ilgili, Cumhuriyet Savcısı tarafından sanığın rızası ile olsa dahi 15 yaşını doldurmamış mağduru yanında tutmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin gözetilmeyerek beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, duruşma açılarak, 04.04.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusu kabul edilip hüküm 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve Katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; mağdurun 15-16 yaşlarında göründüğü bu konuda mağdurun ifadeleri, mahkeme heyeti ve bilirkişinin kanaati dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanarak sanığın beraatine karar verilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın 19-20 Haziran 2017 tarihli eyleminin sabit olduğu, buna karşın 2017 yılının Mart ayında gerçekleştiği iddia edilen cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun subut bulmadığı, istinaf yokluğu nedeniyle ceza dairesince bu yöndeki delillerin de tartışılamadığı, oluşan belirsizlik ve şüphenin sanık lehine kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre dava konusu olay;
1.Mağdurun 02.01.2004 doğumlu olduğu, sanık ile mağdurun aynı mahallede oturdukları, 1 yıldır tanıştıkları, aralarında gönül ilişkisi olduğu, ailelerinin de birbirlerini tanıdıkları, 2017 yılı Mart ayında sanığın oturduğu evde mağdurun rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri, bu olaydan sonra da görüşmeye devam ettikleri, 19-20 Haziran 2017 tarihinde mağdurun evden kaçtığı, birlikte temyiz dışı sanık ...'in evinde 2 gece kaldıkları, mağdurun kız kardeşinin 01.07.2017 tarihli ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığına ilişkindir.
2. Sanığın Mart ayında mağduru evinde alıkoyduğuna ilişkin beyanlardan ve sanık ifadesinden, sanığın tutuklanmasının ardından dönüldüğü, aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunulduğu, mağdurun yaptırılan muayenesinde "hymende eski yada yeni bir yırtık izlenmediği, hylenin vajinal doğum yaparken yırtılmasının mümkün olduğu, hastanın anatomik bakire olduğu..." tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Mart 2017 tarihli eylem açısından, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmaması nedeniyle atılı suçu işlediği hususunun şüphede kaldığı, şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza yargılaması ilkesi gereğince sanık lehine yorumlanması gerektiği kanaatine varılarak beraatine; Haziran 2017 tarihli eylem açısından, herhangi bir zorlamanın olmaması, ayrı odalarda yatmaları ve ertesi gün mağdura herhangi bir zarar vermeksizin evden ayrılmaları nazara alınarak sanığın mağduru hürriyetinden yoksun kılma kastıyla hareket etmediği vicdani kanaatine varıldığından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Sanığın mağduru 2017 Yılının Mart Ayı ve 19-20 Haziran 2017 tarihlerinde alıkoyduğu, her iki olayda da mağdurun rızasının bulunduğu, ancak suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurun rızasının hukuken geçerli olmadığı ve eylemi hukuka uygun hale getirmediği, sanık ile mağdurun aynı mahallede ikamet ettikleri birbirlerini yakınen tanıdıkları bu itibarla sanığın ve mağdurun hataya yönelik beyanlarının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olduğu kabulü ile Cumhuriyet Savcısının istinaf gerekçesine binaen aleyhe istinaf kapsamına girmediğinden yaşı küçük mağdureyi birden fazla kez alıkoyan sanığın cezasından teselsül sebebiyle arttırım yapıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının giriş bölümünde "hükümlünün kaçması suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanıklar tarafından... " ifadesi geçmiş ise de, hükmün başlık ve diğer içeriğinin hükme uygun olması nedeniyle bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2. Mağdurun 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının hukuken geçerli olmadığı, sanık ile mağdurun aynı mahallede ikâmet ettikleri, birbirlerini 1 yıldır tanıdıkları, ailelerinin de birbirini tanıdığı hususları birlikte değerlerdirildiğinde, sanık müdafinin hata hükümlerinin uygulanmasına ve beraat kararı verilmesine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Mağdurun, sanığın ve şikayetçinin tutuklama kararının ardından değişen beyanlarının sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu, sanığın mağduru iki ayrı tarihte alıkoymak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmış olmakla, ceza tayininde 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun 43 üncü maddesinin uygulanmasında hata görülmediğinden Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sair temiz sebepleri de reddedilmiştir.
5. Mahkemece kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek katılan bakanlık vekili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (5) numaralı bentte açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2018/462 Esas, 2018/718 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesi gereği hükmün beşinci bendinin hükümden çıkartılması suretiyle Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!