8. Ceza Dairesi 2021/17848 E. , 2024/1030 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2701 E., 2020/1908 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Bursa 25.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2019 tarihli ve 2018/321Esas 2019/411Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2019/2701 Esas, 2020/1908 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak atılı suçtan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafinin temyiz isteği, mağdurelerin beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.
B. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; sanığın 15 yaşından küçük olan mağdureleri kiralamış olduğu araçla gezdirdiği, mağdureleri araçla Görükle'ye götürdüğü, burada bir süre zaman geçirdikten sonra İzmir yolu üzerinde yol kontrolü yapmakta olan kolluk görevlilerinin aracı durdurduğu iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında suçun sübutunun kabulü ile atılı suçtan 5.000TL adli para cezası verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 04.09.2016 tarihli tutanak, sanığın aşamalardaki ifadeleri, mağdurların olayın sıcağıyla alınan kolluk ifadeleri, tanık beyanları, ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, 15 yaşından küçük olup suç tarihi itibariyle inceleme konusu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından rızasına itibar edilemeyen mağdurelerin sanığın aracına bindiği ve bir süre sanığın mağdureleri aracı ile gezdirerek hürriyetini kısıtladığı anlaşıldığından sanığın mahkumiyetine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2019/2701 Esas, 2020/1908 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 25.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!