7. Hukuk Dairesi 2024/190 E. , 2024/710 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/515 E., 2019/18 K.
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın reddi
Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemli asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davacı vekili ile birleştirilen davada davacı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı, Hazine adına kayıtlı dava konusu 188 parsel sayılı taşınmazı murisinin çok önceden satın aldığını, kendi zilyetliğinin de bu şekilde devam ettiğini, taşınmaz üzerinde bulunan gecekondu ile ilgili olarak murisine tapu tahsis belgesinin verilmiş olduğunu, murisinin taşınmaz bedelini ödediğini, ancak taşınmazın 400 m2'lik kısmının devrinin gerek murise sağlığında gerekse kendisine yapılmadığını belirterek taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan ½ payın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili, 188 parsel sayılı taşınmazın 400 m2'lik kısmının muris babası ... tarafından 23.12.1993 tarihinde satın alındığını, bedelin Hazine'ye ödendiğini, yapılan işlemler sonrasında taşınmazın 147 ada 1 parsel olarak isimlendirildiğini belirterek tapu kaydında davalı adına kayıtlı olan ½ payın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
III. BOZMA ÖNCESİ YARGILAMA AŞAMALARI
1. İlk olarak Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.2011 tarihli ve 2010/245 Esas, 2011/46 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne "Muğla ili, ... ilçesi, ...Köyü, 147 ada, 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tapularının 1/2 oranında iptali ile, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
2. Hüküm, asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 05.04.2012 tarihli ve 2012/4191 Esas, 2012/5108 Karar sayılı kararında belirtilen "...Türk Medeni Kanunu'nda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için kural olarak öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek çekişmenin esası incelenerek davanın kabulü doğru görülmediği..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
3. Bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda; Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli ve 2012/498 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleştirilen davanın kabulüne "Muğla İli, ... ilçesi, ... köyü 147 ada, 2 parsel numaralı 2121,35m² yüzölçümlü taşınmazda muris ... ’e tahsis edilen 400m²’lik alana denk gelen hissenin iptali ile davacı ve birleşen dava davacısı adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
4. Hüküm, asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 11.12.2014 tarihli ve 2014/14642 Esas, 2014/14153 Karar sayılı kararında belirtilen "...somut olayda kurulan hükmün infaz olanağı bulunmadığı, kabule göre de dava konusu taşınmazın koruma amaçlı imar planında konut alanında kaldığı ve DOP (düzenleme ortaklık payının) kesilmediği belirtilmiş olmasına rağmen uygulanan oran saptanmadan ve hükme yansıtılmadan karar verilmiş olduğu..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
5. Bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda; Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/51 Esas, 2015/418 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, "Muğla ili, Bodrum İlçesi, Bitez Mahallesi, 176 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 02.07.2015 havale tarihli fen bilirkişisi raporunun ekinde yer alan krokide B harfi ile gösterilen 400 m²'lik alanın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'şer oranla davacı ve birleşen dosya davacısı adına kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarihli ve 2017/559 Esas, 2017/3319 Karar sayılı kararında belirtilen "...dava konusu 188 parsel sayılı taşınmazın 20.05.2008 tarihinde 147 ada 1 ve 2 parseller olarak iki kısma ifraz olunduğu, tahsise konu gecekondunun bulunduğu kısmın ise 147 ada 2 parselde kaldığı ve bu parselin kadastro yenilemesinin tescili ile 176 ada 16 parsel ismini alarak 2.126,63 m2 yüzölçümü ve ham toprak vasfı ile 11.11.2013 tarihinde davalı Hazine adına 3402 sayılı yasanın 22/A maddesi gereğince tescil edildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu, henüz imar uygulamasına tabi tutulmadığı, tapu tahsis belgesine dayalı tescil şartlarının gerçekleşmediği..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ve 2018/515 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararında belirtilen "...dava konusu 188 parsel sayılı taşınmazın 20.05.2008 tarihinde 147 ada 1 ve 2 parseller olarak iki kısma ifraz olunduğu, tahsise konu gecekondunun bulunduğu kısmın ise 147 ada 2 parselde kaldığı ve bu parselin kadastro yenilemesinin tescili ile 176 ada 16 parsel ismini alarak 2.126,63 m2 yüzölçümü ve ham toprak vasfı ile 11.11.2013 tarihinde davalı Hazine adına 3402 sayılı yasanın 22/A maddesi gereğince tescil edildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu, henüz imar uygulamasına tabi tutulmadığı ve tapu tahsis belgesine dayalı tescil şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ile birleştirilen davada davacı tarafından ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili yönünden;
-Tahsis belgesine konu olan bedelin ödenmiş olduğunu,
-Söz konusu belgeye göre davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini,
-Kararın hukuka aykırı olduğunu,
-Satın alma tarihinde tapu iptali ve tescil şartlarının oluştuğunu,
-Satın alma tarihinden sonra taşınmazda meydana gelen değişikliklerin eldeki davada uygulanamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı yönünden;
-Kararın hukuka aykırı olduğunu,
-Önceki bozmalar sonrası mahkemece bozmaya uyulması ile lehine müktesep hak oluştuğunu,
-Önceki bozmalarda tapu tahsis belgesinin varlığının kabul gördüğünü,
-Öte yandan DOP kesintisinin yapılamamış olmasının veya yapılamıyor olmasının idari kurumlardan kaynaklı bir mesele olduğunu ve kendisine yükletilemeyeceğini,
-Tescil şartlarının oluşmadığı hususunun sonradan ortaya çıkmış gibi değerlendirildiği son bozma kararının kabul edilemeyeceğini,
-Ayrıca taşınmazın birçok defa imar görmüş olduğunu,
-Murisin tapu tahsis gereği ödemelerinin tamamını yerine getirdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlıkta asıl ve birleştirilen davalar tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeler.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı vekili ile birleştirilen davada davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!