7. Hukuk Dairesi 2023/5636 E. , 2024/698 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/358 E., 2022/369 K.
Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım, karşı davada temliken tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.04.2023 gün ve 2023/1082 Esas, 2023/2210 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar-karşı davada davacılar tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen karar, Dairemizin yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK'un 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK'nun 440. maddesinde gösterilen nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aynı Yasa'nın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaletiyle takdiren 2.505,00 TL para cezası ile bakiye 328,85 TL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline,
08.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı dava temliken tescile ilişkindir.
Mahkemece asıl ve karşı davanın reddine ilişkin hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından araştırma eksikliğinden bozulması üzerine mahkemece bozma kararına uyularak asıl davada elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hükmün davalı-karşı davacı tarafından temyizi üzerine Dairece fiili taksim iddialarının ispatlanamadığı, taşınmazda davacıların kullandıkları ya da kullanabilecekleri yer bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş, bu karara karşı davacı-karşı davalı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.), Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nın 2 nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O hâlde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 692/1 inci maddesi; “Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın tapuda "tarla" vasfı ile kayıtlı olduğu, keşif, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve ekli kroki ile fotoğraflardan anlaşıldığı üzere, taşınmazın 558,63 m² kısmının ev ve bahçe olarak davalı, kalan 741,37 m² kısmının ise dava dışı paydaş (tanık) Şaban tarafından ev, müştemilat ve bahçe olarak kullanıldığı, taraflar arasında fiili bir kullanma biçiminin oluşmadığı, davacıların payları karşılığı kullandıkları ya da kullanabilecekleri yer bulunmadığı, davalının taşınmazın kullandığı kısmına bina yaparak ve bunu yaparken de diğer davacı paydaşların oyuna müracaat etmeyerek taşınmazın kullanma amacını, yani özgülendiği amacı Türk Medeni Kanunu'nun 692/1. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde değiştirdiği anlaşılmaktadır. Böyle bir davranışın yasal korunmaya alınması düşünülemez.
Hâl böyle olunca, karar düzeltme isteğinin kabulü ile mahkeme hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!