7. Hukuk Dairesi 2023/1049 E. , 2024/626 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1371 E., 2022/1483 K.
DAVA TARİHİ : 18.06.2020
SAYISI : 2020/84 E., 2022/119 K.
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı kayyım vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 146 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tüm binaların ve ihata duvarının müvekkili tarafından meydana getirildiğinin ve ağaçların müvekkili tarafından dikildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kayyım vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının kesin delillerle ispatlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabul, kısmen reddine 146 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan kargir binanın, müştemilatın, ihata duvarının ve ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, ahşap yapıya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kayyım vekili istinaf dilekçesinde; davacının iddialarını ispata elverişli kesin delil olmadığını, kayyımın yasal hasım olduğunu ve ilgili mevzuat gereği kayyımın yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmaması gerektiğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama giderlerinin kayyımdan değil davalılardan tahsiline karar verildiği, kayyumun yargılama giderlerinden sorumlu olmaması gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına, toplanan delillerin değerlendirilmesi ile ulaşılan sonuca uygun olduğu gerekçesiyle davalı kayyım vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kayyım vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 684, 688 ve 718 inici maddeleri,
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Kanunu'nun mülkiyet hakkının kapsamına ilişkin 684 üncü maddesine göre bir şeye malik olan o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğu gibi 718 inci maddesine göre de taşınmaz mülkiyeti araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatları da kapsar. Yine aynı Kanun'un 688 inci maddesinde açıklandığı üzere paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.
Bu kuralların ayrık hali olmak üzere; üzerinde ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç vesaire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhtesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhtesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle açılacak tespit davası sonunda bu konuyu belirleyen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu taktirde, böyle bir kesin hükmün kamulaştırma davasına bakan mahkemeyi bağlayacağı ve muhtesata isabet eden bölümün sadece muhtesat sahibine, arza isabet eden bölümün de payları oranında tüm paydaşlara verilmesini sağlayacak biçimde oranlama yapılacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan; 3402 sayılı Kanun'un 12 inci maddesinin üçüncü fıkrasında kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
2. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 146 ada 19 parsel sayılı taşınmazda davacı Zehni oğlu ... adına 11.03.1983 tarihli satış işlemiyle 2160/2880 payın tescil edildiği, taşınmazın kadastro tespitinin 23.12.1976 tarihinde yapıldığı, taşınmazda 1920/2880 payın ... oğlu ... adına tespit edildiği, kadastro tutanağının 16.08.1977 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan; eldeki dava, 18.06.2020 tarihinde açılmıştır. Taşınmaz üzerindeki yapıya ait 25.02.1974 tarihli yapı ruhsatı, 01.12.1975 tarihli yapı kullanma izin belgesi, bahçe duvarına ait 22.12.1978 tarihli yapı ruhsatı davacı adına düzenlenmiştir. Mahallinde 03.12.2021 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... ......, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıları 1968-1969 yıllarında yaptırdığını, mahalli bilirkişi ... davacının yapıları 1976-1977 yıllarında yaptırdığını, davacı tanıkları ... ve ... ise davacının iki katlı evi yaptıralı 30 seneden fazla olduğunu beyan etmişlerdir. 28.12.2021 tarihli inşaat ve ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların 20 yaşında oldukları belirtilmiştir.
3. Dosya içeriği ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu yapıları kadastro öncesinde yaptırıp yaptırmadığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenerek, davacının iş bu davayı kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak 3402 sayılı Kanun'un 12 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hak düşürücü süre içerisinde açıp açmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!