7. Ceza Dairesi 2023/15495 E. , 2024/945 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1490 E., 2022/141 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 23.05.2012 tarihli ve 2012/491 Esas, 2012/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 130 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 23.05.2012 tarihli ve 2012/491 Esas, 2012/166 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 17.09.2013 tarihli ve 2013/1111 Esas, 2013/1077 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve iptal kararının suç tarihinden sonra yürürlüğe giren lehe kanun ile aynı hukuki sonuçları doğurması
karşısında; Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 22.07.2013 tarihli ve 2013/693 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkraları uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 30.01.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 30.01.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 06.06.2017 tarihinde kasten yaralama suçunu işlediğinin Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/27 Esas, 2020/59 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/1490 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 22.07.2013 tarihli ve 2013/693 Esas, 2013/287 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; zararın giderildiğine, cezasının ertelenmesi ve hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde Güvercinlik Jandarma Havacılık Destek Grup Komutanlığı emrinde görevli sanığın, 12.11.2011 tarihinde erat giriş kapısının camını, yumruk ve kafa atmak suretiyle kırdığı, kırılan cam nedeniyle 35,40 TL Hazine zararı meydana geldiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; üzerine atılı eylemi psikolojisi bozuk olduğu için gerçekleştirdiğini beyan etmiştir.
3.Usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ...'ın ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.
4.Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasında; sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinden istifade edemeyeceğini, alkol ve uyuşturucu madde kullanımının iptila düzeyinde olmadığını, askerliğe elverişliliğinin tespiti açısından adli müşahadesine gerek olmadığını belirtmiştir.
5.Olay tespit tutanağı, hazine zararına ilişkin fatura, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
6.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/27 Esas, 2020/59 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.
7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın, askeri eşya olduğunda şüphe bulunmayan erat giriş kapısının camına yumrukla vurarak tahribine sebep olduğu gözetildiğinde; 1632 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suça konu eyleminin sabit görülerek denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/1490 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
1632 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hakkında açılan kamu davasında, sanığın cezalandırılmasına ilişkin Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen hükmün, sanık tarafından temyiz istemi üzerine, heyetimizce yapılan temyiz incelemesi neticesi sayın çoğunluk görüşüne usul açısından kısmen katılmıyoruz,
Dosyanın geçirdiği aşamayı özetlersek;
Sanığın, askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan 1632 sayılı Kanun'un 130/1 md. uyarınca neticeten, hapisten çevrilme 1500 TL. APC ile cezalandırılmasına ilişkin olarak 23/05/2012 tarihinde hakkında verilen mahkumiyet hükmünün, lehe temyiz istemi üzerine Askeri Yargıtay tarafından CMK 231 md.nin uygulama olasılığı bulunduğu gerekçesi ile bozulması sonrasında mahkemece, 30/01/2015 tarihinde neticeten 2 ay 15 gün hapis cezasına konu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, deneme süresi içinde ve 06/06/2017 tarihinde kasten yaralama suçunu işlediği gerekçesiyle, şartları oluştuğundan işbu hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile bu aşamaya kadar suçun oluşumu, nitelendirilmesi, hükmün açıklanması gibi hususlarda görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Görüş farklılıkları, CMUK 231. md. uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar öncesinde verilen netice 1500 Tl. APC.nin, hüküm açıklandığı esnada CMUK 326/son md. uyarınca usulü müktesep hak olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sayın çoğunluk görüşü, CMK 231 madde hükmünün uygulanması ile daha lehe bir değerlendirme yapılmış olduğundan bahis ile 2. kez lehe kazanılmış hakkının bulunamayacağını belirtmekte iken, azınlık görüşü olarak aksine, sadece sanık tarafından lehe temyiz edilmiş bulunan netice hapisten çevrili 1500 Tl. APC.nin CMUK 326/son maddesi kapsamında lehe kazanılmış hak olarak kabul edilmesi gerektiği düşünce ve kanaatindeyiz.
ŞÖYLE Kİ;
23.06.1950 gün ve 21-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan dolaylı olarak anlaşıldığı, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.1998 gün ve 282-348 sayılı kararında da izah edildiği gibi, "Lehe kanun yolu davası üzerine aleyhe değiştirmeme mecburiyeti" olarak da tanımlanan ve CMK 326/son, CMK 307/4 maddelerinde düzenlenen kural yasa kapsamında sadece sonuç ceza bakımındandır. Yasa metinleri açık ve nettir. Buna rağmen bu kuralın aksine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bazı
kararlarında, "....lehe kanun yolu davası üzerine aleyhe değiştirememe kuralı uyarınca hakkında ağır sonuç ceza uygulanmaya, diğer bir deyişle bu kuraldan yararlanmış olan bir sanığın, önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ötürü ikinci kez avantajlı bir uygulamadan yararlandırılması adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmayacağından bahisle..." kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği belirtilmekte ise de, mantıken doğru olan bu düşüncenin, yasaları uygulayıcı konumundaki bizler tarafından yasal zemini bulunmadığından doğru olmadığı kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!