7. Ceza Dairesi 2019/10178 E. , 2024/1009 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1373 E., 2015/530 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Beraat, eşya müsaderesi, nakil araçlarının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I.TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında mahkûmiyet, suçun işlenmesinde kullanılan nakil araçları hakkında da müsadere kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir.
2.O yer Cumhuriyet savcılarının temyiz sebepleri; arama işleminin hukuka uygun olduğuna ve sanığın sübuta eren kaçakçılık suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
II.GEREKÇE
Kaçakçılıkla mücadeleye yönelik olarak kolluk birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında, sanığın sevk ve idaresindeki araçta, Hassa Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/269 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, çekicinin deposunda ve yarı römorkun termokin deposunda toplam
800 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasında; Antakya'ya yük götürdüğünü, dönüşte yol kenarından, ucuz olduğu için araçta kullanmak üzere satın aldığını, pişman olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
A.Nakil Araçları Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı olup malen sorumlunun iyi niyetli olduğunun aksine bir delil de bulunmaması karşısında, müsadere koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.
B.Sanık Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;
Sanığın sevk ve idaresindeki araçlarda, usulüne uygun önleme araması kararı gereğince yapılan arama neticesinde yakalanan akaryakıtın hukuka uygun delil niteliğinde olduğu, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre dava konusu kaçak eşyanın miktar itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olduğu ve ticari amaçla kullanılan araçlarda ele geçtiği gözetilerek sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III.KARAR
A.Nakil Araçları Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle suçun işlenmesinde kullanılan nakil araçlarının iadesine yönelik kararda, o yer Cumhuriyet savcıları ve katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükmün Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcılarının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 07.02.2024 tarihinde karar verildi.
(Kısmî Karşı Düşünce)
KISMÎ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 17.04.2015 tarih ve 2015/530 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, beraate ilişkin kısmının ise mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 07.02.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!