6. Hukuk Dairesi 2024/178 E. , 2024/559 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı kooperatif vekili; arsa sahibi ... ile yüklenici ... arasında kat karşılığı inşaat yapımı için eser sözleşmesi yapıldığını, bu eser sözleşmesi gereği davalı ...'nın diğer davalı ...'a ait taşınmaz üzerinde inşaat yapmaya başladığını, ...'nın yapacağı inşaattaki dairelerden bir bölümünü davacı kooperatife verilmesi için davacı kooperatif ile yüklenici ... arasında sonradan sözleşme yapıldığını, davacı kooperatifin edimini yerine getirmediğini bildirerek davalı ...'a ait arsa üzerinde davalı ... tarafından yapılan inşaattaki bir kısım bağımsız bölümlerin yapılan sözleşme gereği davacı kooperatif adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 1998/852 Esas sayılı dosyada davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenici ile arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, müdahalenin meni ve tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
3.Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/197 Esas sayılı dosyada davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde; yüklenicinin sözleşmeden doğan edimini ifa etmediğini bu nedenle dava konusu A Blok 10 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; yüklenici ...'nın edimini yerine getirmediğini, inşaatın ikmal edilmesini bildirerek davacı kooperatif tarafından açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 1998/852 Esas sayılı dosyada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/197 Esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi 31.01.2006 tarihli 2005/134 Esas 2006/126 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın reddine, birleşen 1998/852 esas sayılı davanın kabulü ile sözleşmenin feshine, müdahalenin menine, taşınmazın kat irtifakı sonrası oluşan ve davalı yüklenici tarafından satıldığı anlaşılan dahili davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile arsa sahibi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2006 tarihli ve 2005/134 Esas, 2006/126 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı kooperatif vekili, bir kısım dahili davalılar davalı ..., davalı ..., davalı..., davalı ...temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 21.10.2009 tarihli ve 2009/4109 Esas, 2009/5542 sayılı kararı ile; davacı kooperatif vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, dahili dava yoluyla davada taraf olmanın mümkün olmadığından iptâl kararı verilmesinin yerinde olmadığını, öncelikle haklarında ayrı dava açılıp eldeki davayla birleştirilmesi, dava açılmadığı takdirde tapu iptâli ve tescil isteminin reddedilmesi, dava açılırsa bu kişilerin davacı arsa sahibi Kamil’den mi yoksa yüklenici ...’dan mı daire satın aldıklarının saptanması, arsa sahibi Kamil’den daire satın alanlar yönünden davanın reddedilmesi, yükleniciden daire satın alanların durumuna gelince; bu kişiler davalı yüklenici ...’un eser sözleşmesini ifa ettiği oranda tapu almaya hak kazanacaklarından ve arsa sahibi Kamil vekili 07.12.1999 tarihli dilekçesiyle yüklenicinin hakettiği oranda daire tapusunun verilmesini kabul etmiş olduğundan yüklenici tarafından inşaatın getirildiği seviye tesbit ettirilip bu seviyeye göre kaç daire almaya hak kazandığı belirlenip yüklenici tarafından dairelerin satıldığı tarih sırasıyla tapu iptâli ve tescil kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2017 tarihli ve 2014/156 Esas, 2017/371 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın reddi kararının kesinleşmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı yüklenici ...'nın yapımını üstlendiği inşaatı %50 seviyesinde bırakıp tamamlamadığı, bu şekilde arsa sahibi ...'a karşı edimini yerine getirmediği, yüklenicinin edimini yerine getirmediği gibi getirmek için de bir çabası bulunmadığı, sözleşmenin yürürlükte kalmasının taraflar için herhangi bir faydasının olmadığı, taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ve davalı ...'nın sözleşme gereği davacıya ait arsa üzerine yaptığı inşaattan menine karar vermek gerektiği, davacı arsa sahibi 07/12/1999 tarihli dilekçesinde yükleniciye hak ettiği oranda daire tapusunu vermesini kabul ettiğinden, feshin ileriye etkili olarak yapılmasını, yani yükleniciye yaptığı ... oranında arsa payı verilmesini kabul ettiği, inşaatın bulunduğu seviye ve gerçekleşme oranının %50 olduğunun bilirkişi raporları ile sabit olduğu kabul edildiğinden %50 inşaat seviyesine isabet eden arsa payının yükleniciye verilmesinin gerektiği, yüklenicinin %50 inşaat seviyesine isabet eden arsa payından fazla satışlarının sözleşmenin feshi nedeni ile iptali gerekeceği, yüklenicinin yapmış olduğu %50 inşaat yüzdesine karşılık alabileceği bağımsız bölümün sayısının yirmi iki olduğu, yüklenicinin yapmış olduğu temliklerden tarih sırası itibari ile ilk yirmi iki tanesinin geçerli olup, bunların tapu kayıtlarının istenemeyeceği, ilk yirmi iki temlikten sonra yaptığı temliklerin müteahhidin sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirmemesi ve sözleşmenin feshi nedeni ile tapu iptal ile arsa sahibi adına tapuya kayıt ve tescilinin istenebileceği kabul edildiği, birleştirilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/494 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/727 E. sayılı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/548 E. sayılı, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/495 E. sayılı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/556 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/729 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/197 E. sayılı dosyalarında; davalılar .......................... ve ..., ...'ın davalı yükleniciden bağımsız bölüm satın aldıkları ve bu satın almaların tarih sırasına göre ilk yirmi iki satış içerisinde olduğu anlaşıldığından müteahhidin yaptığı %50 inşaat seviyesine isabet eden bağımsız bölümler içerisinde olduğu bu nedenle tapu iptallerinin talep edilemeyeceği kabul edildiği, bu sebeple bu davalılar aleyhine açılan davaların reddine, Birleştirilen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/655 E. sayılı, birleştirilen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/379 E. sayılı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/189 E. sayılı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/202 E. sayılı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/187 E. sayılı, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/107 E. sayılı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/201 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/196 E. sayılı, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/107 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/730 E. sayılı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/555 E. sayılı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/697 E. sayılı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/752 E. sayılı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/188 E. sayılı dosyasında; davalılar .................................................,...'in davalı yükleniciden bağımsız bölüm satın aldıkları ve bu satın almaların tarih sırasına göre ilk yirmi iki satıştan sonra yapıldığı, müteahhidin yaptığı %50 inşaat seviyesine isabet eden bağımsız bölümler içerisinde olmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesih olması nedeni ile bu davalıların adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptalleri ile arsa sahibi adına tesciline karar verilmiştir.
3.... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 12.05.2017 tarihli 2014/156 Esas 2017/371 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davalar davacı arsa sahibi, davalı .....Mirasçıları ..., davalı..., davalı ..., davalı...., temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 05.03.2020 tarih ve 2020/70 Esas, 2020/923 Karar sayılı kararı ile; birleşen dosya davalılar ... mirasçılarının, davalı...'ın, davalı ...'un tüm, davalı .... mirasçıları ve davalı ....'in sair temyiz itirazlarının reddine, davacı arsa sahibinin temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde; 2014/727 Esas sayılı dosyasında, davacının 01.10.2015 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, bu yüzden bu dosya hakkında feragattan ret kararı verilmesi gerekirken esasran ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 2016/197 Esas sayılı davada davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu olan A blok 10 numaralı dairenin satın alma tarihi itibari ile yüklenicinin ileri fesih nedeni ile hakettiği belirtilen ilk 22 sırası içerisinde olmadığı, hükme esas alınan raporda 23. sırada bulunduğu ve bu nedenle yüklenicinin yaptığı imalatlar gereği bu dairenin tapusunu haketmediği anlaşılmakla davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin doğru bulunmadığını, birleşen 2014/495, 2014/729, 2014/556 Esas sayılı dosyalarında harç 59.325,00 TL değer üzerinden tamamlatıldığı halde davalılar yararına harcı tamamlanmayan 61.950,00 TL değer üzerinden fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, birleşen 2016/196 Esas sayılı dosyasında iki adet, 2014/511 Esas ve 2016/379 Esas sayılı dosyalarında dörder adet bağımsız bölüm ile ilgili tapu iptâl tescil kararı verilmesine rağmen tek daire bedeli üzerinden davacı yararına eksik vekâlet ücreti verilmesi ve eksik karar harcı hesaplanmasının doğru olmadığını, 2015/752 Esas ve 2016/188 Esas sayılı dosyalarında iptâline karar verilen bağımsız bölümlerin 59.325,00 TL üzerinden harcı tamamlatıldığı halde harcı yatırılmayan 61.950,00 TL üzerinden davalı ...ve davalı... mirasçıları aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 2016/107 Esas sayılı dosyasında usulüne uygun tebligat yapılmadığından davalı Bedriye Yakın’ın 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiği anlaşıldığından diğer temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün davalı yararına bozulmasına, 2014/511 Esas sayılı doya davalısı ...’ın dosyada bulunan veraset ilamına göre dava açılmadan önce 05.07.2007 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılmasının zorunlu olduğunu, bu durumda mahkemece ölü kişi hakkında açılan birleşen ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/511 Esas saylı davası hakkında husumetten ret kararı verilerek mirasçılara karşı açılan birleşen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/379 Esas sayılı davasında mirasçılara yönelik hüküm kurulması gerekirken bu husus üzerinde durulmadan ve ayrı ayrı hüküm oluşturmadan 2014/511 Esas sayılı dava dosyası üzerinden mirasçılara yönelik hüküm kurulmasının da hatalı olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/171 Esas sayılı dosyada 09/03/2020 tarihli celsede davalı muris ... mirasçıları hakkındaki davanın tefrikine karar vermiş, bu davalılar hakkındaki yargılamaya ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/160 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/197 Esas sayılı dosyasında bozma önceki kararda davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu olan A Blok 10 numaralı dairenin satın alma tarihi itibari ile yüklenicinin ileri fesih nedeni ile hakettiği belirtilen ilk 22 sırası içerisinde olmadığı, hükme esas alınan raporda 23. sırada bulunduğu ve bu nedenle yüklenicinin yaptığı imalatlar gereği bu dairenin tapusunu haketmediği anlaşılmakla ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/197 Esas sayılı dosyasından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verildiğinin Yargıtay ilamında belirlendiği belirtilerek davanın kabulü ile
... ili Tece köyü Çaltana mevki 147 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa olunan 04/12/1995 tarihinde kat irtifakı tesis edilmiş bulunan A Blok 10 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar Vekili Temyiz Dilekçesinde;
Taşınmazı yükleniciden almadıklarını, müteveffanın dava konusu taşınmazı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu tarafından düzenlenen ihalenin 140 numaralı müzayedesi ile 02.05.2005 tarihinde aldığını, dava konusu taşınmazın TMSF adına kayıtlı olduğunu gösterir tapu senedi de taşınmazın kimden alındığının belli olduğunu, taşınmazın ne yükleniciden doğrudan ne de yüklenicinin satmış olduğu 3. kişiden alınmadığını, tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun ihale usulu satışa çıkarması ve müteveffanın da usulüne göre teminatını yatırarak dava konusu taşınmazın ihalesini alması ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olduklarını, TMSF ye karşı her türlü dava hakkı saklı kalmak kaydı ile dava konusu taşınmazın ne şekilde edinildiğinin müteveffaya satışının hangi tarihli ve numaralı ihale ile gerçekleştirildiğinin ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin aracılığı ile sorulmasını talep etseler de İlk Derece Mahkemesi bununla alakalı hiçbir çalışma yapmadığını, TMSF'nin satışından ötürü kendilerinin zarara uğrama ihtimali bulunduğundan TMSF'nin de davalı olarak dosyaya eklenmesini ilk dereceden talep ettiklerini, bu hususla alakalı da hiçbir eylem gerçekleşmediğini, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-370
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.
3.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılara yükletilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
08.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dava, arsa sahibi tarafından yüklenicinin edimini yerine getirmediği iddiasıyla yükleniciden temlik alan aleyhine açılmış tapu iptal tescil isteğine ilişkindir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, davalı malikin iyi niyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle çözümlenmesi gereken usuli husus, bozmaya uyulmakla usulü kazanılmış hak oluşup oluşmayacağı konusudur.
Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, Yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMKnın 373/6.maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Yasa Koyucunun abesle iştigal etmeyeceği malumdur. Eğer bozmaya uyulmakla verilen karar bakımından usulü kazanılmış hak olsaydı, Yasa Koyucunun “bozmaya uyulmakla artık başka bir karar verilemez” şeklinde düzenleme yapması gerekirdi.
Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843E, 2022/80K sayılı kararında “21. Öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kuruluna verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulunda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır.
22. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” Diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır.
Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince;
Davalı, taşınmazı TMSFdan ihale ile aldığı, dolaysıyla iyiniyetli olduğu savunmasında bulunmuştur. Ne var ki yargılamanın hiçbir aşamasında bu savunma üzerinde durulmamıştır. Bilindiği üzere TMK. 1023.m. “ Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Diyerek tapu malikinin iyi niyet savunmasının araştırılması zorunluluğunu getirmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davalının iyiniyet savunması değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi, eksik araştırma nedeniyle kararın bozulması gerekirken usulü kazanılmış haktan bahsederek onama yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!