5. Hukuk Dairesi 2023/7854 E. , 2024/1321 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3083 Esas, 2023/1466 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/209 Esas, 2022/270 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 238,730,00 TLyi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Hüküm altına alınan ve temyize konu edilen ecrimisil miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730 ,00 TLnin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; ecrimisil talebi yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat talebi için gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Mahallesi, 1011 parsel sayılı, 13.005,55 m² miktarlı taşınmaza aynı yer 103 ada 2 parsel sayılı, 11.820,72 m² miktarlı taşınmaza, Menderes Nehri nedeniyle sedde yapılmak suretiyle davalı idare tarafından el atıldığını belirterek taşınmazların bedeli ile ecrimisil bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin tüzel kişiliğe haiz olmayan ve tebliğe muhatap olmayan birine tebliğ edilmiş olmakla usule uygun bir tebligattan söz etmenin mümkün olmadığını, bölgedeki taşınmazlarla ilgili olarak toplulaştırma işleminin yapıldığını ve eğer dava konusu taşınmazlar toplulaştırma işlemi sonrası davacı adına tescil edilmiş ise tescile esas işlemin bir idari işlem olduğunu ve idari işlemden dolayı da davacının mağduriyeti dava konusu edilmekle yargı yolu bakımından davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini, husumetin davalı idareye düşmediğini, nehrin doğal akışı ve rejimi gereği yer değiştirmesi sonucu işgal ettiğinden bahisle tapulu alanların kamulaştırılması veya tazminat ödenmesinin söz konusu olmadığını, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tazminatın ve ecrimisilin davacılara ödenmesine bedeline hükmedilen dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ve davalı idare adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu konuda itirazlarının dinlenmediğini, davacının talep ve gerekçelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açılan davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların sulu arazi olarak değerlendirmesi, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlar yönünden %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre; maliyet cetveline göre bulunan üretim giderinin brüt gelirin %50sine yakın olması, bu hali ile ekonomik tarım yapılabilmesi için Türkiye ortalamasına göre, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağını gözetilerek değerlendirme yapılması yerinde görüldüğü (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/4283 Esas, 2017/11230 Karar; 2016/21321 Esas, 2017/20058 Karar) 17.03.2022 tarihli, Fen Bilirkişisi Derya Şahin tarafından düzenlenen rapor ve ekli krokide; parsele, nehir kenarı koruma yastıklaması, servis yolu ve Menderes Nehri nedeniyle sette yapılmak suretiyle, davalı idare tarafından fiilen el atıldığı sabit olup talep edilen ecrimisil yönünden yasal koşullar oluştuğu, davacı vekilinin, ıslah dilekçesi gözetilerek, davasının kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ayrıca yargı yolu nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi, adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı idareden tahsili ile tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi yöntem itibariyle yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Hükme esas alınan 18.03.2022 tarihli fen raporunda 1011 parsel sayılı taşınmazda G harfi ile gösterilen 8192,58 m² kısım yönünden taşkın önleme amacıyla toprak yığılan ve servis yolu oluşturulabilecek kısım olarak el atılan ve bedeline hükmedilen yer yönünden tescil hükmü kurulmadığı gibi fen raporuna ekli kroki ve koordinatlara göre bu yerin aynı zamanda krokide H harfi ile gösterilen 2514,13 m² kısmın tamamı ile C harfi ile gösterilen 2360,11 m² olarak gösterilen yerin bir kısmı ile aynı yeri belirttiği anlaşıldığından G harfi ile gösterilen kısım yönünden mükerrer ödeme ve tescile neden olmayacak şekilde rapor alınıp tarımsal olarak kullanılacak kısımlarda dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı İdare Vekilinin Ecrimisile İlişkin Temyizi Yönünden
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine,
B. Davalı İdare Vekilinin Kamulaştırmasız El Atmaya Dayanan Tazminat Talebine İlişkin Temyizi Yönünden
1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!