WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/7659 E.  ,  2024/1338 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1786 Esas, 2023/525 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/328 Esas, 2021/165 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 23.05.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de usulüne uygun olarak asıl dava ile birleştirilen Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/431 Esas, 2020/249 Karar sayılı davanın kabulüne karar verildiği hâlde, bu davanın esası hakkında hiç hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkeme kararlarının infaz edilememesi hali kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 23.05.2023 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... köyü 1691 parsel (yenileme ile 128 ada 10 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

2. Birleştirilen dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... köyü 1691 parsel (yenileme ile 128 ada 10 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline ilişkin diğer paydaşlarca Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/328 Esas sayılı dosyasında açılan dava ile eldeki davanın birleştirilmesini ve bu dosyada tespit edilen bedelin değerlendirme tarihi olan 21.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma çalışmalarına başlanıldığı ancak malikin adresi tespit edilemediğinden noter tebligatının gerçekleştirilemeyerek işlemlerin tamamlanamadığı, dava konusu taşınmaza el atılıp atılmadığının keşif neticesinde belli hale geleceğini, taşınmazın tayin edilen vasfı doğrultusunda alınacak bilirkişi raporu ile bedelinin belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ve 344.586,73 TL el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada hükmedilecek tazminat bedelinin davacıların payları ile sınırlı olması gerektiğini, davacıların paylarına düşen kamulaştırmasız el atma bedelinin 114.862,23 TL olduğunu, nitekim davacılar vekilinin 11.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktar üzerinden talepte bulunulduğu, buna rağmen hükümde davacılar payına düşen tazminat bedelinin 344.586,73 TL olarak yazıldığını, hükmün bu haliyle kalması halinde kamu zararı doğacağı gibi davacıların da zenginleşeceğini, dava konusu taşınmaz için uygulanan objektif değer artışı oranının yüksek olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının tespitinde dikkate alınan unsurların mükerrerlik oluşturacak şekilde objektif değer artış oranının tayininde de esas alındığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu dikkate alınarak tazminat bedelinin tespit edilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazda davacılar hisselerine düşen toplam kamulaştırmasız el atma tazminatı olan 114.862,23 TL'nin dava tarihi olan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi gerekirken fazlaya karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ve 114.862,23 TL el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında İlk Derece Mahkemesinin kararının doğru görülmeme gerekçesine yer verilmediğini, bu nedenle savunmalarını ihtimaller üzerinden yapabileceklerini, ilk ihtimal birleştirilen davanın gözardı edilmesi, ikinci ihtimal ise birleştirilen dava yönünden yeni bir keşif yapılarak tazminat bedelinin tespit edilmesi olabileceğini, ancak bu durumda dosyanın yeniden yargılama yapılması için İlk Derece Mahkemesine iade edilmesi gerektiğini, kararda hem asıl dava hem de birleştirilen dava yönünden davanın kabulüne karar verildiğini ancak birleştirilen davada talep edilen bedele hükmedilmemesinin bir çelişki oluşturduğunu, eksik ve hatalı karara rağmen kesin olarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Arazi niteliğindeki İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... köyü 1691 parsel (yenileme ile 128 ada 10 parsel) sayılı taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.

3. Buna karşın; asıl dava ile birlikte birleştirilen davanın da kabulüne karar verildiği ve davacılar murisi ...'e (...'e) ait dava konusu taşınmazdaki 1/4 payın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verildiği halde, gerekçesi gösterilmeksizin birleştirilen dava davacılarına düşen pay yönünden davanın esası hakkında hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.05.2023 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,

3. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyayı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.