WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ

A- A A+

5. Ceza Dairesi         2023/1151 E.  ,  2023/5997 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/30 Esas, 2021/196 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak
HÜKÜMLER : Rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçlarından mahkumiyet

Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/196 sayılı Kararının, suçtan zarar gören vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanığa isnat edilen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden katılan ... vekilinin rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü, sanık müdafiinin tüm suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Midyat Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2011 tarihli ve 2010/2829 Soruşturma, 2011/72 Esas, 2011/5 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ile aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına, 54 üncü maddesi uyarınca müsadereye hükmolunması ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2011 tarihli ve 2011/16 Esas, 2011/64 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının sanık müdafiince temyizi üzerine, Dairemizin 07.05.2012 tarihli ve 2012/2019 Esas, 2012/4728 sayılı Kararı ile; suçtan zarar gören Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün duruşmadan haberdar edilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine yapılan yargılama sonrasında Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2012 tarihli ve 2012/72 Esas, 2012/98 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarından mahkumiyet kararları verilmiş, kararların sanık müdafiilerince temyizi üzerine, Dairemizin 21.03.2013 tarihli ve 2012/12913 Esas, 2013/2097 sayılı Kararı ile; sanığın savunma hakkı kısıtlandığından ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Midyat Ağır Ceza Mahkemesince bozma ilamına uyularak 12.12.2013 tarihli ve 2013/80 Esas, 2013/220 sayılı Kararı ile; sanık hakkında rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarından mahkumiyet kararları verilmiş, kararların sanık müdafiince temyizi üzerine Dairemizin 17.12.2019 tarihli ve 2015/13311 Esas, 2019/11895 sayılı Kararı ile; infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçuna ilişkin eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, tamamlanmış suç hükümleri uygulanarak yazılı şekilde fazla ceza tayin edildiği, rüşvet alma suçu yönünden ise dosya içerisindeki 3 adet fotokopi notun kimden ve ne şekilde ele geçirildiğinin araştırılmasından, bu kapsamda suç tarihindeki kurum müdürü ve diğer görevliler ile anne Erdem'in dinlenilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/196 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan aynı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 35 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu bakımından zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi, katılan kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi sebebiyle rüşvet alma suçundan kurulan hükmün düzeltilerek onanması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri, eksik inceleme sonucu yapılan indirimlerin ve verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve temyiz incelemesinde nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
Sanık müdafii 30.09.2021 tarihli süre tutum dilekçesi ile hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Midyat M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan sanığın, aralarındaki anlaşma gereğince ücret karşılığında hükümlü Ertan’a vermek üzere cep telefonu, bu telefona ait batarya, şarj cihazı ve iki adet hattı infaz kurumuna soktuğu ve bu şekilde rüşvet alma ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eylemlerinin sübut bulduğu, suça konu eşyaların sanığın üst aramasında ele geçirilmesi sebebiyle infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu yönünden eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek her iki suçtan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmaya teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin üçüncü fıkrasında suçun hükümlü veya tutukluların muhafazası ile görevli olanlar tarafından işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de dikkate alınması gerektiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sanığın üzerine atılı suçun olağan dava zamanaşımı süresinin on beş yıl, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise yirmi iki yıl altı ay olduğu ve inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşıldığından tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşürülme düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Müsadere kararı verilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi mahallinde ikmali mümkün eksiklik olarak kabul edilmiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Sanık hakkında rüşvet alma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde ise;

Temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olan ceza yargılamasının en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" olup bu kapsamda sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi ve sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi ile rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği hususları nazara alındığında; hükmü temyiz etmeyen ve rüşvet verme suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık Ertan ile annesi arasında yapılan 26.11.2010 tarihli telefon görüşmelerinde Ertan'ın "gardiyanlar telefon yakalattı bizim adımız geçiyor..., beni aldırsınlar burdan ... bu nam...lar bir iş açacaklar burda..." şeklinde konuştuğu, Ertan'ın annesi olan tanık Erdem'in bozma sonrasında oğlunun ceza infaz kurumunda bulunan birisinden bahsettiğini, bu kişinin sanık olduğunu sonradan öğrendiğini beyan etmesi, dosya içerisindeki 3 adet fotokopi not kağıtlarına ilk bakışta el yazısı ile ilavelerin yapıldığının ve yazıların farklı el ürünü olduğunun anlaşıldığı, notların kim tarafından yazıldığının belirlenemediği gibi asıllarının da ele geçirilemediği, Ertan ile sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmemeleri karşısında rüşvet anlaşmasının varlığı, nasıl ve hangi tarihte yapıldığı hususlarının somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nazara alınarak 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu bakımından bakanlık vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/196 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C.Sanık hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hüküm yönünden ise;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/196 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının mahiyetine göre kararın 1412 sayılı Kanun'un 325 inci maddesi gereğince hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyen sanık Ertan Temur'a TEŞMİLİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde karar verildi.