WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Temmuz 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2022/14655 E.  ,  2023/17867 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : 4708 sayılı Kanun'a muhalefet, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma, görevi kötüye kullanma

İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararlarının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mühür bozma suçunda, suçtan doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin sanıklar ..., ..., ... hakkında mühür bozma suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı; İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ... hakkında imar kirliliğine neden olma ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 4708 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2017 tarihli ve 2013/330 Esas, 2017/375 Karar sayılı kararıyla sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma, sanıklar ..., ..., ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen imar kirliliğine neden olma ve 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen mühür bozma, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 4708 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 4708 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararları ve sanık ... hakkında 4708 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilerek 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve aynı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın, 1 yıl 6 ay süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi kararıyla İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının zamanaşımı süresi dolduğundan sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; sanıkların isnat edilen suçları işlediklerine, zamanaşımını kesen ve durduran nedenlerin gözetilmediğine, kararın usule, hukuka, kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
... Başmüfettişi ...'in 23.05.2011 tarihli suç duyurusu ile ... Organize Sanayi Bölgesi 30 KIC Pafta, 251 ada, 102 parselde (yeni 20 parsel) bulunan taşınmaz inşaatında mevzuat ve ruhsata aykırı uygulamaların yapıldığının bildirilmesi üzerine soruşturmaya başlanıldığı, hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet suçunu işlediği için dava açılan sanık ...'in sadece proje müellifi yani yapının etüt ve projelerini hazırlayan kişi olması ve denetim yetki ve görevinin bulunmaması sebebiyle kendisine atılı suç unsurlarının oluşmadığı ve bu suretle de yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerektiği; hakkında 4708 sayılı Kanun'a Muhalefet suçunu işledikleri için dava açılan sanıklar ..., ... ve ...'in yargılamaya konu yapının müteahhidi olan ... İnşaat Ltd.Şti.'nin ortağı ve yetkilisi oldukları, 4708 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Yapı denetim kuruluşlarının yöneticileri, ortakları, denetçi mimar ve mühendisleri ile proje müellifleri, laboratuvar görevlileri ve yapı müteahhidi; bu Kanunun uygulanmasından dolayı ortaya çıkan yapı hasarından sorumludur." şeklindeki hüküm nazara alınarak yargılamaya konu yapıda oluşan herhangi bir hasar bulunmadığından ve ayrıca yapı müteahhidi olan sanığın kendisi tarafından yapılan projesine ve imara aykırılıkları kendisi aleyhine idareye bildirmesinin kendisinden beklenemeyeceği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sanıkların eylemleri 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilse bile yapının sonradan ruhsata bağlanmış olması sebebiyle aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca bunun da bir öneminin kalmadığı ve bu suretle de sanıklara yüklenen eylemlerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle beraatlerine karar verilmesi gerektiği; hakkında 4708 Sayılı Kanuna Muhalefet suçunu işlediği için dava açılan sanık ...'ın proje denetçisi olduğu ve bu sebeple de sadece proje müellifi tarafından yapılan projenin imar mevzuatını kontrol etmekle sınırlı olduğu, 05.02.2008 tarihli resmi gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre imara aykırılıkları denetleme yükümlülüğünün bulunmaması sebebiyle sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle beratine karar verilmesi gerektiği; hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet suçunu işlediği için dava açılan sanık ...'nın ticaret sicil müdürlüğünün cevabi yazılarına göre sanığın 07.01.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan ilanla yapı denetim şirketine ortak ve imzaya yetkili müdür olduğu, 11.06.2010 tarihinde müdürlükten istifa ettiği, 16.08.2011 tarihinde ise şirket ortaklığından tamamen ayrıldığı ve suç tarihinin ise 27.8.2008 olması karşısında, suç tarihinden önce yapılan imara aykırılıklardan sorumlu tutulamayacağı ve bu sebeple de yüklenen eylemin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerektiği, hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet suçunu işlediği için dava açılan sanık ...'nun 2006 yılından beri ... isimli yapı denetim şirketinin imzaya yetkili müdürlerinden birisi olduğu sabit ise de, sanığın fiilen ...'da ikamet etmediği, yargılamaya konu yapının denetim işinin fiilen ve tamamen şirketin diğer ortağı olan diğer sanık ... tarafından yapıldığı, her ne kadar keşiften sonra düzenlenen bilirkişi raporunda, iş bitirme tutanağında sanığın imzasının bulunması sebebiyle imara ve projeye aykırılıklardan sorumlu tutulabileceği belirtilmiş ise de, bu hususun tek başına denetim faaliyetinin sanık tarafından da yapıldığını göstermediği ve bu husus ve sanığın şirketin müdürlerinden birisi olmasının sanığın mahkumiyeti için yeterli olmadığı, oluşan şüpheden sanığın yararlandırılarak yüklenen eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerektiği; hakkında yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek suretiyle imar kirliliğine neden olmak suçunu işledikleri için dava açılan sanıklar ..., ... ve ...'in yargılamaya konu yapının sahibi olan ... Kauçuk AŞ'nin suç tarihindeki ortak ve yetkilileri oldukları, 5237 sayılı Kanun'un 184/3 maddesinde yer alan "Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindeki hüküm nazara alındığında fıkranın düzenleniş biçimi, amacı ve madde içindeki sistematiği nazara alındığında "müsade eden" deyiminden izin veya müsade etmeye yetkili ve görevli bir kurumun kastedildiği, sanıkların şirketin sahibi ve işleteni olmaları sebebiyle kendi kendilerine müsaade etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olmasının da fıkra hükmünden yetkili ve görevli bir kurumun kastedildiğini gösterdiği, ayrıca işletmenin çalışması ve faaliyetine devam etmesine yönelik sanıkların bu yönde bir talimat veya direktifte bulunduklarına dair bir delilin de bulunmaması sebebiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği, Sanık ...'ün yargılamaya konu yapının denetimini üstlenen ... isimli Yapı Denetim Şirketinin suç tarihindeki imzaya yetkili ortağı olduğu ve ikrara yönelik savunmasına göre yapının denetim işini de fiilen şirket ortağı olarak kendisinin üstlendiği, imara ve projeye aykırılıkları tespit ettiği halde kendi iddiasına göre ... müdürlüğünce kendisine aykırılıkları bildirmemesi yönünde yapılan konuşmaya istinaden idareye bildirmemiş olması sebebiyle söz konusu imara aykırılıklardan sorumlu olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanıklara yükletilen imar kirliliğine neden olma, mühür bozma, görevi kötüye kullanma ve 4703 sayılı Kanun'a aykırılık suçları yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü maddeleri gereğince hesap edilen 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası düşürülmesi suretiyle hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar birlikte değerlendirildiğinde katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B.Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Mühür Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mühür bozma suçundan doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı gibi usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
C. Sanıklar ..., ..., ... Hakkında İmar Kirliliğine Neden Olma ve Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, belirlenecek cezaların türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, suç tarihi dikkate alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durma süresi de gözetildiğinde, suç tarihinden itibaren imar kirliliğine neden olma ve 4708 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarının tabi bulunduğu 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
D. Sanık ... Hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre 02.02.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A.Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Mühür Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin sanıklar ..., ..., ... hakkında mühür bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Sanıklar ..., ..., ... Hakkında İmar Kirliliğine Neden Olma ve Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) paragrafında açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 25.03.2022 tarihli ve 2021/2793 Esas, 2022/1051 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
D. Sanık ... Hakkında 4708 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) paragrafında açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, başkaca yönleri incelenmeksizin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.