WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Temmuz 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/5395 E.  ,  2023/2355 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
Tebliğname Görüşü :Temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2017 tarihli ve 2016/312 Esas, 2017/316 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu ve yedinci fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.01.2019 tarihli ve 2018/169 Esas ve 2019/34 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 217 inci maddesi gereğince duruşmada taraflara okunup tartışılması gereken, örgütün, Emniyet Genel Müdürlüğü içerisindeki mahrem yapılanmaya ilişkin elde edilen ... CD kartın mahkeme kararı ile incelenmesi sonucu düzenlen veri inceleme raporunun hüküm tarihinden sonra geldiği görülmekte ise de, dosya içerisindeki mevcut delillere göre de sanığın örgüt üyesi olduğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmaması karşısında, yine, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasından TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, "6 yıl 5 ay 15 ... hapis" cezası yerine hesap hatası sonucu "5 yıl 17 ay 15 ... hapis" cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf olmadığından bu hususlar davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmadığı değerlendirmesi yapılarak sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.12.2020 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle;
1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
2. Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
3. Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
4. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
5. Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
6. Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
7. Sanığın kastı bulunmadığından hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
8. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
9. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
10. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
11. Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiği, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
12. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
Sanığın 01.12.2020 tarihli verdiği ek temyiz dilekçesinde özetle; hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve mahkemece bu husus hakkında değerlendirme yapılmadığına ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, sanığın 1993 yılında Şırnak'ta polisler görevine başladığı, oradan Silopi İlçesine geçtiği, 1994 yılına kadar TEM Şubede çalıştığı, 1993-2003 yılları arasında Kırıkkale TEM Şubede çalıştığı, eş durumu nedeniyle Bursa'ya tayin edilin Bursa'da da bir süre TEM Şubede çalıştığı, 2004 yılında Bingöl İline atandığı, 2008 yılına kadar burada TEM Şubede çalıştıktan sonra, 2008 yılında Ankara İlinde TEM Şubede polislik görevine devam ettiği, 2008 yılında Kırıkkale İline atandığı ve 2014 yılı içine kadar Kırıkkale Polis Meslek Yüksek Okulunda görev yaptığı, 2014 yılından gözaltına alındığı tarihe kadar da Balışeyh İlçesinde polis memuru olarak görev yaptığı anlaşılmış, sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihi ve öncesinde FETÖ/PDY kapsamında M.C.'nin ve zaman zamanda isimleri tespit edilemeyen üniversite öğrencilerinin sohbet imamlığını yaptığı sohbet toplantılarına katıldığı gibi, bir kısım tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere bu toplantılarda sade bir katılımcıdan ziyade başka polis memurlarınıda bu toplantılara davet eden kişi sıfatını taşıdığı, bu haliyle normal bir sohbet toplantısına katılmaktan ziyade daha aktif bir rol üstlendiği, bu nedenle eyleminin örgüte yardım eden konumunu aştığı, hatta sohbet toplantılarında katılımcılardan himmet parası toplayarak sohbet imamı M.C.'ye teslim ettiği, kendisinin tevilli ikrarı ve tanık beyanları ile subüta ermiş, E.A.'nın beyanlarında sanığın adı geçmemekle birlikte bu kişiyle M.C., sonrasında da M.C. ile H.K. arasındaki bağlantının anlaşılabilmesi açısından beyanlarına ve ByLock listesine yer verilmiş olup, M.C. ile E.A.'nın ByLock listelerinin birbirlerini doğruladığı, dolayısıyla bu iki kişinin kendi yargılandıkları dosyada sanki fetullahcı terör örgütünden hiç haberleri yokmuş, bu yapı içinde hiç bulunmamışlar gibi yaptıkları savunma değişikliğinin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmış, buradan hareketle hiyerarşik yapıda polis yapılanmasında 2011-2013 yıllarında Kırıkkale'deki polislerden sorumlu imam rolündeki kişinin E.A., bundan sonraki zaman diliminde sorumlu kişinin H.K. olduğu anlaşılmış, tartışılması gereken husus sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra örgüt içerisindeki faaliyetlerine devam edip etmediği hususu olup devletin kolluk gücüne mensup bir kişi olduğu için ortalama diğer yurttaşlardan daha fazla hassasiyet göstermesi gereken sanığın örgüt liderinin bir lirada olsa bankaya yatırın diyerek Bank Asyayı kurtarma çağrısı yaptığı dönemde küçük rakamlardan oluşsada bu bankada hesap hareketinin bulunduğu, devletin açıkca örgüte pozisyon aldığı dönemde kızını örgütün Kırıkkale'deki okuluna kaydettirdiği, bir kısım komiser yardımcılarının imamlığını yapan F.T. ile 13.04.2015 tarihi itibariyle irtibatının bulunduğu, M.C.'nin hazırlık beyanında "17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra bunlarla hiç irtibat kurmadım" demesine rağmen bylock tespit ve değerlendirme tutanağına göre, bu tarihten sonra da örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, sanığın "sade bir vatandaş gibi ve dini saiklerle zaman zaman sohbet toplantılarına katılan bir kişi olmaktan ziyade" örgüte kişileri davet eden başka bir ifade ile örgüte eleman kazandıran ve himmet paraları toplayan kişi olduğu, ayrıntıları ile belirtildiği üzere hiyerarşik açıdan sanığın üstü konumundaki kişilerin "ByLock kullanıcısı olmalarından hareketle" örgütsel bağlantılarının sıkı bir şekilde devam ettiği, tanıklar Y.Ç., İ.T., M.T. ve R.D.'nin beyanları ve M.C.'nin hazırlık beyanı ile sanığın örgüt içinde yer aldığı sabit olduğu halde örgütün gizliliğe riayet ilkesine uyarak 17-25 Aralık 2013'ten önceye ait olsa da üstleriyle olan bağlantısı hakkında ayrıntılı bilgili vermekten kaçındığı ve sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra örgütten ayrıldığına dair emare bulunmadığı da nazara alındığında sanığın 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra da örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, netice olarak sanığın 2011-2013 yılları arasında E.A.'nin 2013 tarihinden darbeye teşebbüs tarihine kadar H.K.'nin İl polis imamlığını yaptığı hiyerarşik yapıda bunlara bağlı M.A. adlı grup imamının altında yer aldığı, bu şeklide terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşıldığından örgüt içindeki konumu da nazara alınarak asgari hatten kısmen uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ve üzerine atılı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçunun sübuta erdiği kabul edilerek eylemine uyan maddelere göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 217 inci maddesi gereğince duruşmada taraflara okunup tartışılması gereken, örgütün, Emniyet Genel Müdürlüğü içerisindeki mahrem yapılanmaya ilişkin elde edilen ... CD kartın mahkeme kararı ile incelenmesi sonucu düzenlen veri inceleme raporunun hüküm tarihinden sonra geldiği görülmekte ise de, dosya içerisindeki mevcut delillere göre de sanığın örgüt üyesi olduğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmaması karşısında, yine, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasından TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, "6 yıl 5 ay 15 ... hapis" cezası yerine hesap hatası sonucu "5 yıl 17 ay 15 ... hapis" cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf olmadığından bu hususlar davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmadığı değerlendirmesi yapılarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Dosya kapsamına göre, silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş olduğundan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında bir kısım ifade veren sanığın temyiz aşamasında verdiği 01.12.2020 tarihli dilekçesinde etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi karşısında, duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanları alınıp, verdiği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Kabul ve uygulamaya göre;
a.Sanığın çocuğunu örgüt ile iltisaklı okula göndermesinin örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin yakalama tarihi olan “10.08.2016” yerine "10.08.2016 ve öncesi" olarak yazılması nedeniyle incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.01.2019 tarihli ve 2018/169 Esas ve 2019/34 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.