WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/2942 E.  ,  2023/2674 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2018 tarihli ve 2018/69 Esas, 2018/526 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/2719 Esas ve 2018/1363 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/2058 Esas, 2019/4144 sayılı Kararı ile özetle;
''... 1- Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "17.01.2018" yerine "19.01.2018" olarak yazılması,
2- ... Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın yakalandıktan sonra samimi olarak beyanda bulunarak örgütün kullandığı haberleşme aracı olan ByLock programını kullandığını kabul etmesi, pişmanlığını dile getirerek örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunup beyanlarından dönmediğinin anlaşılması ve etkin pişmanlığın nesnel bir kurum olması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2 cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ile ceza miktarında uygun bir indirim yapılması gerekirken dosya kapsamı ile uyuşmayan, hukuki ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Takdiri indirim nedeni olarak sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden olumsuz kişiliğine yahut davranışına dair dosyaya yansıyan bir tesbit bulunmayan geçmişte de sabıkası olmayan ve yargılama esnasında samimi ikrarda bulunarak mahkemeye yardımcı olduğu anlaşılan sanık hakkında yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, ..." nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. ...Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu 13.01.2020 tarihli ve 2019/545 Esas, 2020/73 sayılı Kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.06.2020 tarihli ve hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak;
1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,
3. Sanığın geçim kaygısıyla örgüte müzahir dershanede çalıştığına, ancak örgüt içinde görev almadığına, dini saiklerle söz konusu yapıyı sorguladığına ve 17-25 Aralık sürecinden sonra devlet kurumuna geçiş yaptığına, bir dönem yapıdan kopuş yaşasa da tekrar kandırıldığına,
4. Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiğine, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
5. Bank Asyada maaş hesabı açtırdığına, talimat üzerine işlem yapmadığına,
6. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel nitelikte bir içeriğin bulunmadığına, sanığın ByLock uygulamasını örgütsel boyutunu bilmeden 5 ay gibi kısa bir süre kullandığına,
7. Sanığın İl imamı/ablası ve MEB sorumlusu olduğu şeklindeki kabulün hatalı olduğuna, faaliyet tanımı ve faaliyetin gerçekleştiği ildeki yapılanma itibarıyla sanığın daha alt tabakada dini sohbetler yapmak şeklinde görev aldığına, himmetin de sistematik olarak ödenmediğine,
8. Çelişkili bazı tanık beyanları ile başka şahıslar açısından suçun hafifletilmesi amacıyla sanığa üst düzey bir örgütsel konum yükletilmeye çalışıldığına,
9. Sanığın kod adı kullanmadığına ve örgütsel faaliyet yürütmediğine,
10. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ve sair temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Toplanan deliller, sanığın ikrarı, tanık beyanları, BTK müzekkere cevapları ile ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eşi adına kayıtlı ve fakat kendisinin kullandığı (...) (...) (35) (89) numaralı GSM hattı üzerinden "hacer49" kullanıcı adı ve şifresi ile ByLock'u aktif olarak kullandığı, mesaj içeriklerinden de anlaşılacağı üzere örgüt adına düzenlenen sohbet ve toplantıları organize ettiği ve mali ve diğer konularda yönlendirici rol aldığı, örgütün alt tabakasında olmayıp örgüt hiyerarşisinde yer alan ve örgüt tarafından verilen görevleri yerine getiren nitelikte oldukları da göz önüne alındığında bu kişiler açısından herhangi bir tarih sınırlaması olmaksızın örgüt üyesi olarak kabul edilmeleri gerektiği anlaşılmakla eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiş olup; sanığın soruşturma ve yargılama aşamasında pişmanlık göstererek beyanlar ve teşhisler yaptığı değerlendirilmekle etkin pişmanlık hükümleri 2/3 oranında uygulanmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Karar başlığında suç tarihinin "17.01.2018" yerine "19.01.2018" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği belirlenmekle,
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce en son kamuda öğretmen olarak görev yaptığı, 2014 yılından önce uzun yıllar örgüt içi tayine tabi tutularak örgüte müzahir dershanelerde çalıştığı, örgüt hiyerarşisi içinde MEB mesûlü olarak görev yaptığı, örgütsel toplantılara katıldığı ve örgütsel sohbet verdiği, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği, örgüt adına kurban ve burs parası topladığı, örgüt içi izdivaç faaliyetleri yürüttüğü, örgütle irtibat kuran başka şahısları da örgütsel organizasyon içinde çeşitli konumlarda görevlendirdiği, eylemlerine örgütün operasyonel faaaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de devam ettiği, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında örgütle kurduğu irtibata, kendisinin ve başka örgüt mensuplarının örgütsel faaliyetlerine ve örgütle iltisaklı şahıslara ilişkin suçun ve örgütün yapılanmasının aydınlatılmasına katkı sunacak elverişlilikte ve faydalılıkta bilgiler verdiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin bozma üzerine vermiş olduğu kararda da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanığın,

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu uygulandığı, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/545 Esas, 2020/73 sayılı Kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.