3. Ceza Dairesi 2021/15027 E. , 2023/2447 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2018 tarihli ve 2017/354 Esas, 2018/86 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314
üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/110 Esas, 2019/61 sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1- Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna,
2- Kararın eksik inceleme, hatalı değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile verildiğine,
3- Yargılamanın yetkisiz mahkeme tarafından yapıldığına,
4- Savunma delillerinin ve lehe delillerin toplanmadığına, talepler yönünden arar karar kurulmadığına,
5- Savunma hakkının ve adil yargılanma ilkelerinin ihlal edildiğine,
6- ByLock programına ilişkin delillerin hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınamayacağına,
7- Hakim olarak görev yapan sanık hakkında 2802 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmadığına,
8- Yargılamanın usul hükümlerine aykırı yapıldığına,
9- Etkin pişmanlıkta bulunan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına,
10- Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına,
11- Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
12- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
''Sanığın örgüt üyelerinin kendi aralarında kullanmış olduğu şifreli haberleşme programın olan ByLock programını 533(...)(...)53 ve 544(...)(...)12 numaralı GSM hatları ile kullandığı, ByLock iletişim sisteminin açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu, her ne kadar sanık ByLock programını kullanmadığını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bir bağlantısı olmadığını savunmuş ise de; örgütün kriptolu haberleşme ağı olan ByLock kullanımına ilişkin dosyadaki mevcut rapor ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, tanık olarak dinlenen M.E.O. beyanında sanık ile HSYK seçimlerinden önce tanıştığını, bir kaç defa cemaat bağlantılı görüştüklerini, sanığın ByLock programını kullandığını bildiğini ancak kendisi ile herhangi bir mesajlaşmanın olmadığını, ... ve B.Y.'nın kendisinin yanına ziyarete geldiklerinde bu yapıyı cemaat olarak görmediğini belirtmesi üzerine sanığın kendisine hak verdiğini ancak bunların şuan mağdur olduğunu bunların yanında olmamız gerekiyor dediğini ifade ettiği, tanık S.A.Ç. kovuşturma aşamasında beyanda bulunmak istemediğini ancak soruşturma aşamasındaki beyanında 2012 yılında eşinin atamasının Samsun Vezirköprü ilçesine ataması yapıldıktan sonra Havza ilçesinde hakim olan A.Y.'nin evine kahvaltı için gittiklerini, orada ismini bilmediği ancak avukatlıktan geçme ikinci dönem olan Balıkesir'li olduğunu bildiği eşi hemşire olan hakim ve yine Sinop Durağan ilçesi hakimi ... isimli şahıslar ile toplantı yapıldığı, bu toplantıların genelde ayda bir olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.
Dosya bir bütün halinde birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyeliği kapsamındaki kastının yoğunluğunu ortaya koyduğu, eylemlerinin örgüte sempati duyma boyutunu aştığı ve sanığın bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip, örgüte ait süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği''
Şeklindeki gerekçelerle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, suç tarihinin hatalı yazılmasının mahalleninde giderilebilir eksiklik olduğunun belirtilmesi dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Temyiz aşamasında dosyaya 29706 ID nolu ByLock tespit değerlendirme tutanağı ile tanık K. A.'nın şüpheli sıfatıyla verdiği ifade beyanı gönderilmiş ise de; dosyadaki mevcut delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hakim ve savcılara yönelik sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı ve örgütle organik bağ kurduğu anlaşılan sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/110 Esas, 2019/61 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!