12. Hukuk Dairesi 2023/8055 E. , 2024/1076 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle bozma gereğine ve usule uygun mahkeme kararının İİK'nın 366. ve HUMK'nın 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy Yazısı;
İcra mahkemesine yapılan başvuru ilamda yer almayan şikâyetçilere çıkarılan icra emrinin iptaline ilişkin ilama aykırılık şikayetidir.
Para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrası başlığı altında düzenlenen İcra İflas Kanunu 32. maddesinde “Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24. maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir...”,
24. maddesinde “İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa mümesillerinin adları ve soyadları şöhret veya yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi hükmolunan şeyin neden ibaret olduğu ilamın tarih ve numarası ....yazılır...”
16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra İflas Dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir...”,
33. maddesinde “İcra emrinin tebliğ üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazın da bulunabilir...” İlamlı icrada uygulamanın esasını teşkil eden ilam hükmünün kapsamını düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2) nolu bendinde ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümlere taraflara yüklenen borç ve tanınan sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca Hukuk Genel Kurulunun 8.10.1997 tarih 1997/12-517 E, 1997/776 K sayılı kararında vurgulandığı üzere ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olup, tetkik mercii (icra mahkemesi) ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleyemez. Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunlu olup, mahdut yetkili İcra Tetkik Mercii Hâkimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yoluyla belirleme yetkisine sahip değildir şeklinde ilke oluşturulmuştur.
Kural olarak apartman yöneticiliğinin tüzel kişiliği bu nedenle de dava açma yetkisi bulunmamaktadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu 35. maddesinde "yöneticinin görevlerinin yönetim planında belirleneceği, yönetim planında belirtilen işleri göreceği belirtilip, maddede bu işler sınırlı olarak sayılmıştır. 35. maddenin (i) bendinde yöneticinin kat maliklerine karşı kat mülkiyetinden kaynaklı borçlarını yerine getirmemeleri halinde dava icra takibi yapabileceği aynı kanunun 38. maddesine 14.11.2007 tarih 5711 Sayılı Kanunun 19. maddesi ile Kat malikleri kurulu, Ada temsilcileri kurulu veya toplu ... temsilcileri kurulu kararlarının iptaline ilişkin davaların kat maliklerini temsilen yöneticiye husumet yönetilmesi suretiyle açılabileceği düzenlemesi getirilmiştir. Bunun dışında yasada yöneticinin dava açabileceğine veya yöneticiye karşı dava açılabileceğine ilişkin hüküm bulunmamaktadır.
Her ne kadar Yargıtay İçtihatları ile toplu yapılarda kat malikleri sayısının fazla olması, taraf teşkili zorluğu vs. nedenlerle yönetici aleyhine davanın açılıp yürütülebileceği kabul edilmiş ise de anılan kabul yönetici aleyhine verilen ilamların ilamlı icra koşullarında infazında problemler yaratmaktadır. Bu nedenledir ki ihtilafın içtihatlarla değil 14.11.2007 tarihinde yine aynı ihtiyaçtan doğan (Ada temsilcileri, toplu ... temsilcileri için 38. madde ile getirilen hüküm gibi, yasal düzenleme ile çözülmesi gerekir. Bu davalarda verilen kararların yöneticiye karşı infazını mümkün kılacak şekilde yönetimin tüzel kişiliğe kavuşturulması, ilam alacaklılarını bu tüzel kişilik sermayesi veya gelirinden alacağına kavuşturulması yönünde ek yasal düzenlemelerinde oluşturulmasını gerektirmektedir. Yöneticiye karşı açılan davada hükmün yönetici aleyhine oluşturulması halinde tüzel kişiliği olmayan yönetimin sermayesinin gelirinin bulunmaması nedeniyle kendisine karşı ilamın infazı mümkün olmamaktadır. Yönetime açılan takipte en azından sorumlu kat maliklerinin ve bunların sorumluluk miktarının belirlenebilir olması bunun ilamın hüküm fıkrasında açıkça yer alması gerekir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 tarih 2011/9-298 E, 2211/377 K sayılı kararında, hüküm salt yönetim kurulu başkanı veya yönetici hakkında kurulamaz. Yasal temsilci durumundaki bu kişiler aleyhine ancak “kat maliklerini temsilen” olduğu açıklaması ile hüküm kurulması olanaklıdır gerekçesi ile 9. H.D’sinin “Hükmün Kat Mülkiyeti Kanunun 20. maddesi uyarınca kat malikleri hakkında kurulması gerekirken yöneticiden tahsiline yönelik hüküm kurulması hatalıdır” şeklindeki bozma ilamı ile doğrulanmıştır. Ancak HGK kararında yer verildiği gibi hüküm fıkrasında "Kat maliklerinden alınması" ibaresi de yeterli olmayıp infazda tereddüt oluşturacağından hangi kat malikinden hangi miktarda tahsili gerektiği açıklığı ilamda bulunmalıdır.
İİK’nın 16. maddesine göre, hadiseye uygun muamele yapmak zorunda olan icra müdürü 32. maddesine göre icrası için kendisine verilen ilama uygun olarak 24. maddede belirtilen icra emrine yazması gerekli bilgileri ilam içeriğine uygun olarak düzenlemek zorundadır.
Bir ilamın infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, bu kısım değiştirilmeden aynen icra edilmelidir. İcra memurunun ve icra mahkemesi hâkiminin takip konusu ilamı (veya ilam niteliğindeki belgeyi) yorumlama, değiştirme, tavzih etme gibi bir yetkisi yoktur; eğer ilam icraya elverişli değilse (örneğin, tavzih gerektiriyorsa) icra memuru ilamı icraya koymamalı alacaklıdan bu işlemi yapmasını istemelidir; ancak kendisi mahkeme yerine geçerek ilâmdaki eksikliği tamamlayamaz, ilamı yorumlayamaz. Aynı şekilde, icra mahkemesinin de hüküm hakkında yorum yapması mümkün değildir.” (İcra-İflas Hukukunda Şikayet Prof.Dr. Hakan Pekcanıtez Yrd. Doç. Dr. Cemil Simil. 2. bası sayfa 187-188).
İlamlı takiplere ilişkin 24. madde gereğince icra emrinde gösterilecek borçlu, aleyhine hüküm verilen yani ilama göre borçlu olan kişidir. İlama uygun icra emri düzenlemeyen icra müdürünün bu işlemi İİK 41. maddesinin göndermesi ile ilamlı takiplerde de uygulanacak İİK 16. maddesine göre şikayet konusu yapılabilir ve aynı kanunun 18. maddesine göre mahkeme kararlarının doğru infaz edilmesi kamu düzeninden olduğundan süresiz şikayet olarak incelenir.
Bahsedilen hâlin dışında ilama bağlanmış bir alacak için yapılan takipte ilâm borçlusunun borca itiraz hakkı bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere İİK 33. maddeye göre sadece “itfa” “imhal” “zamanaşımı” iddiası ile icra mahkemesinden icranın geri bırakılması istenebilir. Bu nedenledir ki mahkemece hükme bağlanmış bir hakka itiraz söz konusu olamayacağından hüküm fıkrasında borcun asıl borçlusunun ve borç miktarının HMK’ nın 297. maddesi gereği açık, şüphe tereddüt bırakmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Somut olayda icra emrini düzenleyecek icra müdüründen beklenemeyecek hatta ilamlı icra ile ilgili başvuruyu incelerken İcra İflas Kanunu 16. maddesi ve İİK 33. maddesi koşulları ile kendisine sınırlı yetki tanınan ilamın hüküm kısmını infazla sorumlu tutulup, yorum yapma imkânı bulunmayan' İcra Mahkemesinin dahi ilamın içeriğindeki konuyu, konu ile ilgili kanun maddelerini tartışıp (Kat Mülkiyeti Kan. 20-38) infazı sağlaması infaz hukukuna aykırıdır.
İçtihatlar doğrultusunda yönetici aleyhine açılıp yönetici aleyhine hüküm kurulan veya sorumlu kat maliki ve sorumlu olduğu miktarlar belirlenemeyen mahkeme kararlarının ise yukarıdaki yasa maddelerine göre ilamlı icra yolu ile takip edilmesi mümkün değildir. Anılan kararlar ile davacının alacağının varlığı, miktarı belirlenmiş olsa da bu alacağın borçlusu ve bu borçlunun sorumlu olduğu miktar belirlenmiş değildir.
Kat Mülkiyeti Kanununa göre aynı borçtan kat maliklerinin de sorumlu olduğu iddiasında bulunan alacaklı, ilamda belirlenen alacaktan yine bu alacağın cins ve miktarına göre sorumluluğu oranında kat maliklerine karşı ancak ilâmsız takip yapabilir.
Bu durumda da ilâmın borçlusu ve ilamdaki alacak ile ilamsız takibin borçlusu ve kendilerinden oranlanarak istenen alacak farklı olacağından yapılacak ilamsız takip 26.05.2017 tarih 2017/2-2017/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararına da aykırılık oluşturmayacaktır.
Şöyleki ancak, ilamda hakkında hüküm kurulan yönetim ve ilamda gösterilen alacak için ilâmsız takip yapılırsa içtihadı birleştirmeye aykırılığı düşünülebilir.
Bir alacak ilamın ilamlı takibe konu edilebilmesi için açık net, likit bir miktarı belirten eda hükmü içermesi gerekir. İlama konu hükümde borçlunun kim olduğu, takipte muhatabın kim olacağı hususunda kuşku duraksama bulunmamalıdır. HGK kararında da vurgulandığı üzere yönetim aleyhine dava açılsa da hükmün asıl borçlu kat malikleri açıkça gösterilerek kurulması gerekir. İlamda taraf olmayan şikâyetçiye icra emri gönderilmesi ilamlı takip hükümlerine uygun değildir. Buna rağmen yönetici aleyhine hüküm kurulması hâlinde ancak ve ancak kat maliklerine karşı ilama toplam borç miktarı yününden atıf yapılmak suretiyle ilamsız takip yapılabilmesi, ilamsız takip prosedüründe mümkün olan itiraz hakkının kullanılması sağlanmalı, itiraz eden kat malikinin sorumlu olup olmadığı, sorumluluğunun miktarı alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında açıklığa kavuşturulmalıdır. Aksinin kabulü ilamın yargılamasında yer almayan takip konusu borcun ne kadarlık kısmından sorumlu olduğu net olarak anlaşılamayan kişilerin savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının zedelenmesi sonucunu doğuracağı gibi hangi tarihteki kat maliklerinin (fesih tarihi iş kazası tarihi, apartmanda onarım yapıldığı tarih, yakıtın veya kömürün alındığı tarihteki) hangi oranda (kapıcı gideri için eşit oranda, diğer giderler için arsa payı oranında) sorumlu olduğu hususu farklı yorum ve uygulamalara yol açacaktır.
22.03.2019 tarih 2017/7- 2019/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da benimsendiği üzere genel mahkeme ile icra mahkemesi arasında yargılama usulü, ispat vasıtaları ve uygulanacak kanun maddeleri farklılık içerir.
İcra mahkemesinin, takip dayanağı ilamın verildiği genel mahkemelerce tartışma konusu yapılabileceği borcun ve borcun sorumlusunun açık ve net biçimde hükme bağlanması aşamasında değerlendirilebileceği düşünülmeksizin, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu 35 ve 20. maddelerinden bahisle şikâyetin reddine karar verilmesine dair icra mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesi ile karar düzeltme talebinin kabulü görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!