12. Hukuk Dairesi 2023/4123 E. , 2024/1027 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/912 Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, ipotek senedinin kayıtsız şartsız borç ikrarını ihtiva etmiyor olması sebebi ile icra yolunun hatalı olduğunu, ihtarname gönderilmeden başlatılan takibin usul yönünden hatalı olduğunu, ipoteğin süreli ipotek olması ve ipotek süresinin dolması sebebiyle alacaklının iddia edebileceği bir hakkı bulunmadığını ve borcun itfa edildiğini belirterek takibin iptalini mahkeme aksi kanaatte ise itfa sebebiyle icranın geriye bırakılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince kesin borç ipoteğine dayalı olarak başlatılan takipte ihtarname gönderilmeksizin takip başlatılabileceği, takibin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verildiği, borçlular vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, süreli olarak kurulan kesin borç ipoteğinde sürenin sonunda temerrüt gerçekleşeceğinden takip başlatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan karara karşı borçlular vekili tarafından temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
İpotek TMK 881/1 uyarınca halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte, doğması kesin ve olası bulunan herhangi bir alacak için kurulabilir. İpoteğin maddi yönden doğumu, varlığı, miktarı, sona ermesi, alacak hakkına bağlıdır; güvence altına alınan alacağın hukuki durumu ve bu durumdaki değişiklikler doğrudan doğruya rehin hakkını da etkiler. İpotek, alacağa bağlı bir hak olduğundan alacağın sona ermesi ipoteğin de sona erme sonucunu doğurur. Bu durumda ipoteğin alacaklı talebi ile terkin edilmesi mümkündür. (TMK m.883/1) (Sirmen Lale A.):Eşya Hukuku 7. s.643,644). 7181 sayılı Kanun ile TMK’nın 883. maddesine eklenen düzenlemeden önce, ipotek süresini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. TMK’nın 858. maddesinde taşınmaz rehninin terkin yahut taşınmazın yok olması ile son bulacağı belirtilmiş, TMK’nın 884. maddesi ile de alacak sona erince taşınmaz malikinin ipoteğin terkinin isteyebileceği düzenlenmiş olup süreli ipotek hakkında bir hüküm öngörülmemiştir. Bu durum ise ipotek süresinin işlevine niteliğine ve sonuçlarına ilişkin öğretide ve yargı kararlarında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bazı Yargıtay kararlarına göre, ipotek süresinin dolması ipotek hakkını sona erdiren bir neden olarak kabul edilmemiş, bu bağlamda sadece sürenin dolduğundan bahis ile re'sen veya açılacak bir dava ile ipoteğin kaldırılması mümkün değildir. ( 14 HD 2015/14103 E. 2018/3557 K. 8.5.2018 T.) Rehinli alacaklının geçerli yazılı talebi üzerine yapılan terkin kurucu bir fonksiyon yerine getirir. Taşınmaz rehni gerek şekli gerek maddi açıdan sona erer. (Oğuzman, Kemal/Seliçi Öner/Oktay Saibe Özdemir; Eşya Hukuku, İstanbul 2020 s.655)
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında ipotek süresi borçlu yararına öngörülen bir vade olarak nitelendirilmiş olup sürenin geçmesi ile ipoteğin kendiliğinden kaldırılma sebebi doğmayacağı, ipotek akit tablosunun da belirtilen süre (vade) dolmadan alacaklının takibe başlamasının mümkün olmadığı görüşü benimsenmiştir. (Yargıtay 12.HD 2018-9986E. 2018/12402K. 28.11.2018 sayılı kararı). Buna karşılık süreli ipotekte sürenin sona ermesi ile ipoteğin teminat fonksiyonunu yitirdiği görüşü de öğreti ve uygulamada savunulmuştur. (Köprülü, B/Kaneti, S; Sınırlı Ayni Haklar 2B, İstanbul 1982,1983 s. 347; Yargıtay 23.HD 2013/3451E. 2013/4657K. 4.7.2013T.)
Öğretide savunulan başka bir görüşe göre ipotek hakkının terkin edilmesi için sadece sürenin geçmesi yeterli olmayıp, ipotekle temin edilen alacağın da sona ermiş olması veya ipotek süresi içinde herhangi bir alacağın doğmamış olması gerekir. (Akkaya, Tolga; İcra Hukuku Bağlamında Süreli İpotek, TAAD. s.12. S.182)(Aynı yönde 1 HD 2003/9022 E. 2003/11096 K. 21.10.2003 T.) Bu görüşü savunan Akkaya, ipotek süresinin sona ermesi halinde taşınmaz malikinin talebi ile ipoteğin terkin edilemeyeceği, terkin için alacaklıdan talepte bulunulması gerektiği, bunun kabul edilmemesi halinde ise TMK’nın 1025. maddesi uyarınca tapu sicilinin düzeltilmesi davası açılması gerektiğini belirtmektedir. (Akkaya, Süreli İpotek. s.168). Uygulama ve öğretide süreli ipoteklerle ilgili olarak bu görüşler bulunuyor iken süreli ipotekte taşınmaz malikinin talebi ile hangi şartlarda terkin edileceği konusunda düzenleme yapılmıştır.
10.07.2019 tarihli 30827 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7181 sayılı Tapu Kanunun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 19.maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 883. maddesine; “İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerine 9.6.1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanununu 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması halinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir.” hükmü, aynı Kanunun 3. maddesi ile; “2644 sayılı Tapu Kanununa geçici madde 4 eklenerek; 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 883 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten önce süresi dolmuş olmasına rağmen terkin edilmeyen süreli ipoteklerde anılan fıkrada belirtilen otuz günlük süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten başlar.” hükmü eklenmiş olup 28. madde ile de bu Kanunun birinci maddesi, üçüncü maddesi ile on dokuzuncu maddesinin 10.01.2020 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler gereğince özetle, süreli olarak tesis edilen 1.1.2020 tarihinden önce süresi sona eren ipoteklerde 31.01.2020 tarihine kadar, süreli ipoteklerden 1.1.2020 tarihinden sonra süresi sona eren ipoteklerde ise süre bitiminden itibaren 30 gün içinde alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlayıp İİK’nın 150/c maddesinde belirtilen şerhin taşınmaz üzerine konulmamış olması halinde, taşınmaz maliki, ipotek alacağı sona ermemiş olsa bile tapu müdürlüğünde ipoteğin terkin edilmesini sağlayabilir. İpotek alacaklısının süreli olarak kurulmuş ipotekte muaccel alacağı için süre bitiminden önce veya 1.1.2020 tarihinde önce süresi dolan ipoteklerde bu tarihten itibaren 30 günlük süre içinde takibe geçmesi ve İİK’nın 150/c maddesinde yazılı şerhi ipotekli taşınmazın tapu kaydına işlenmesi gerekmektedir. Süreli ipotekle ilgili bu açık yasal düzenlemeler karşısında Dairemizin yerleşik kararlarından dönülmüş olup ipotek süresinin, asıl alacağın vadesi olarak nitelendirilmeyeceği görüşü benimsenmiştir.
İpotek süresi temel hukuka ilişkin ve alacağın niteliğinden bağımsız olarak taşınmazın alacağa sağladığı teminatın süresini göstermektedir. İpoteğin ana para veya üst sınır ipoteği olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Nitekim TMK 883. maddesinin ikinci fıkrası, ipoteğin türü ve alacağın niteliğini dikkate almaksızın ipotek süresinin ve otuz günlük sürenin dolması ile taşınmaz malikine ipoteği terkin etme yetkisi vermek sureti ile bu şekilde bir ayrıma olanak vermemektedir.
İİK’nın 149. maddesine göre, icra müdürünün ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte icra emri gönderebilmesi için birinci olarak ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini, ikinci olarak da alacağın muaccel olduğunu anlaması gerekir. İpotek alacağa bağlı bir hak ise de; alacağın varlığı, muaccel olması miktarı ipotekten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. İpotek akit tablosu içeriğinden, doğduğu anlaşılan bir alacak; ipotek akit tablosunda açıkça bir vadeye bağlanmışsa bu vadenin dolması ile alacak herhangi bir senede (kambiyo senedi, sözleşme vs.) dayalı ve bu senetler de vadesi belirlenebilir halde ise belirlenen bu tarihte veya akit tablosuna göre istendiği anda muaccel olacağı belirtilmişse o tarihte, bunların hiçbiri belirli değilse, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre karz alacağının istenebilir olduğu tarihte muacceliyet kazanır. Takibin başlatılabilmesinin şartı, alacağın muaccel olması olup, ipoteğin mevcut ve sicilden terkin edilmemiş olması, takibin ipotekli takip olarak yapılabilmesi için yeterlidir.
Somut olayda ipotek akit tablosunda “aldığı 300.000,00 TL bedel mukabilinde diğer kredi için ... lehine 1. derecede, faizsiz faiz ve 28.12.2018 süre ile ipotek tesis ettiği” açıklaması bulunmaktadır. Belirtilen bu süre açıkça ipoteğin süresi olarak gösterilmiştir. Karz olarak alınmış (doğmuş) 300.000,00 TL borcun vadesi ise akit tablosundan açıkça anlaşılamamaktadır. 13.2.2019 olan takip tarihi itibariyle süreli ipotekle ilgili MK’nın 883. maddesinin ikinci fıkrası henüz yürürlüğe girmediğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinin süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Değişen içtihadımız uyarınca ipotek akit tablosunda yazılı 28.12.2018 tarihi vade tarihi olarak nitelenemeyeceği için bu tarihte alacağın muaccel olduğundan söz edilemez.
O halde mahkemece, takipten önce gönderilen muacceliyet ihtarı bulunup bulunmadığı alacaklıdan da sorularak tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken borçlu ve ipotek veren malik için muacceliyet ihbarına gerek bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 22.03.2023 tarih ve 2022/485 E. - 2023/1140 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 02.11.2021 tarih, 2020/480 E. - 2021/888 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı :
İpoteğin kurulması anında güvence altına alınmak istenen alacak, mevcut ve miktar itibariyle belirli ise, bu miktar tapu kütüğüne tescil edilir. Bu durumda, bir ana para ipoteği veya sabit ipotek söz konusu olur.
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç ipoteğine dayanılmış ise, eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa, başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip olup, bu durumda 2004 sayılı İİK’nun 149. maddesi gereğince borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir(Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2012 tarih, 2012/12-708/579 sayılı ilamı).
TMK'nın 875. maddesi gereğince karz ipoteği, tapu sicilinin rehinler hanesinde yazılı olan alacak miktarını, takip giderlerini ve yasal sınırlamalara uyularak geçen günlerin faizlerini teminat altına alır. İpoteğin kesin borç ipoteği olması nedeniyle borçluya İİK'nın 149. maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK'nın 150/ı. maddesinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek olmadığı gibi, ipotek alacaklısının banka veya kredi kuruluşu olması da zorunlu değildir.
Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan ipotek akit tablosunun incelenmesinde, İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, Kayabaşı Mah., 996 Ada, 15 parsel B1-76/4 (Bağımsız bölüm No:20) sayılı taşınmazın üzerine davalı lehine 300.000,00TL'ye karşılık 1. derece faizsiz 28/12/2018 süre ile davacının davalıdan aldığı 300.000,00TL bedelin teminatı olarak konulduğu, bu haliyle takip dayanağı ipoteğin kesin borç (karz) ipoteği niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Bununla birlikte; borç ilişkilerinde vade, ifanın zorunlu unsurlarından olan “ifa zamanı” ile ilgilidir. İfa zamanı; alacaklının borçludan edimin ifasını isteyebileceği, gerektiğinde bu amaçla dava açabileceği, borçlunun da edimi ifa zorunluluğunu ifade eder. Her borç için ifa zamanı mutlaka vardır, vade ise tarafların belirlediği bir ifa zamanıdır. Borcun ifası için vade kararlaştırılması, borcun doğumu anı ile ifa zamanının birbirinden ayrılması anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 90 “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.” hükmüne havi olup, kural olarak borç doğumu anında muaccel olur ve hemen ifası talep edilebilir. İstisnası ise, borcun bir süreye ya da vadeye bağlanmasıdır. Her bir vade türünün kendine özgü özellikleri ve sonuçları bulunmaktadır.
Bu nedenle niteliğine göre vade türünün tespiti önemli olup, borcun muacceliyeti ve ifanın zamanında gerçekleşmemesi halinde doğan sonuçlar ayrı ayrı belirlenmelidir.
Kanun koyucu, borçlunun borcunu ne zaman ifa edeceğini açık ve kesin bir şekilde bilebileceği hallerde, onun temerrüt konusunda ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı farazisiyle hareket etmektedir (TBK m.117).
Somut olayda; takip dayanağı ipotek akit tablosunda ipoteğin 28/12/2018 tarihine kadar süre ile tesis edildiği belirtilmiş olup, kesin vade olarak belirlenen 28/12/2018 tarihinde borçlunun temerrüdü gerçekleşmiştir. Bu anlamda dayanak kesin borç(karz) ipoteği süreli olarak tesis edildiğinden ve bu sürenin sona ermesi ile borçlunun temerrüdü gerçekleşeceğinden artık BK 117/2. (818 sayılı BK 101/1. ) maddenin uygulama alanından söz edilemeyeceğinden, borçlu ve malik için muacceliyet ihbarına gerek bulunmamaktadır.
İpotek resmi senedinde kararlaştırılan 28/12/2018 tarihi, ipoteğin paraya çevrilmesi için azami süre olmayıp, borcun ödenmesi için verilen vade tarihidir. Bir başka anlatımla davalı/alacaklı, anılan süreye kadar takip yapamayacaktır. Sürenin dolmasından itibaren ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip hakkı doğacağı gibi, alacağa bu tarihten itibaren faiz de isteyebilecektir. Dayanak takip de 13/02/2019 tarihinde usul ve yasaya uygun olarak başlatılmıştır.
Yukarıda yer verilen gerekçelerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken, yazılı gerekçeyle araştırma bozma kararı verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına iştirak edemiyorum. 07.02.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!