WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2022/3258 E.  ,  2023/1449 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde ve halen yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı ve benzer kararlarında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz yoluna başvuru süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden, Mahkemece dosyanın esası hakkında karar verildikten sonra, hükmün yasa yolu kısmında temyiz yasa yoluna başvuru süresi 15 gün olarak belirtilerek yasa yolunun yanlış gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvuru süresinin 15 gün olduğu kabul edilerek süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının b, d ve e bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2. ... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.12.2020 tarihli ve 2019/7659 Esas, 2020/7288 Karar sayılı kararı ile;
"...kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. ... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararı ile; basit yargılama usûlünün takdiren uygulanmamasına, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının b, d ve e bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.05.2022 tarihli ve 2022/68482 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ...'nın Temyiz Sebepleri
1. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine,

2. Kusurunun bulunmadığına ve kararın bozulması gerektiğine,

3. Tayin edilen cezanın ve sürücü belgesinin geri alınmasının yerinde olmadığına,

4. Mahkemece uyma kararı verilmesine rağmen, basit yargılama usulünün uygulanmamasının dolaylı olarak direnme kararı olduğuna ve dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğine,

5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Olay günü saat 06:14 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... yarı romork takılı aracı ile ... istikametinden ... istikametine seyri esnasında önünde aynı istikamete seyreden sürücü ...’nün sevk ve idaresindeki ... plakalı hususi otomobile kendi aracının sağ yan kısmı ile çarpması sonucu ...’in aracında yolcu olarak bulunan katılanın vücudunda birden fazla 6. derecede kemik kırığı oluşacak, hayati tehlike geçirecek ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.

2. ... Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Blimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına ait 31.03.2015 tarihli raporunda; katılanın trafik kazasın bağlı kafa içi kanamaya, diffüz beyin ödemine, pnömosefaliye, kafa ve yüz kemikleri kırıklarına, sol klavukula ve sağ 1. Metakarp kırıklarına neden olan yaralanmasının; kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu, BTM ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzde sabit iz açısından olay tarihinden 6 ay sonra muayenesinin uygun olacağı, vücutttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlara etkisi hafif (1), orta (2-3), ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeniyle skorlama yapıldığında, şahısta saptanan kırıkların müştekeren; hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması/yitirilmesi açısından tıbbi takip ve tedavisi tamamlandıktan sonra muayenesinin uygun olacağını bildirir rapor düzenlendiği, ... Adlî Tıp Şube Müdürlüğüne ait 04/05/2016 tarihli raporda da, "...Şubemizde yapılan muayenede yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden ilk bakışta fark edildiğine göre yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞU..." kanaatinin bildirildiği görülmektedir.

3. Tanık C.G. ile mağdurlar M.K., Z.B., E.K.'nın anlatımları ile kaza yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, sanığın alkolsüz olduğuna ilişkin alkolmetre sonucu dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Kaza tespit tutanağında, olay mahallinin meskun mahal dışı, bölünmüş asfalt kaplama iki şeritli virajlı ve eğimli bir yol olduğu, vaktin gündüz havanın yağmurlu, zeminin ıslak ve nemli olduğu, kazada, sanık sürücünün aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre aracının hızını aracın yük ve teknik özelliklerine göre; görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şekillere uydurmamak kuralını ihlal ettiği, diğer sürücü ...'nün ise araçların zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hız sınırının çok altında sürmek güvenlik nedeni veya verilen herhangi bir talimata uyulması dışında başkalarını rahatsız edecek veya tehlikeye sokacak şekilde gereksiz ani yavaşlamak kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir.

5. Soruşturma aşamasında alınan trafik bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında yapılan 11.02.2016 tarihli keşfe dayalı hazırlanan 02.03.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda da, sanık sürücünün tamamen kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.

6. Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 25.01.2016 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği anlaşılmaktadır.

7. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği ve yargılama aşamasında alınan ifadesinde,"...Olay tarihinde kullanmış olduğum ... plakalı araçla K.Maraş ilinden ... istikametine gelirken yolun kaygan olması nedeniyle ve mağdur ... ın bulunduğu aracın benim şeridime tecavüz etmesi sonucu kaza meydana geldi. Hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim. Ben mağdur ... a kazadan sonra 200 TL ödemede bulundum. Başka bir ödeme yapmadım..." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.

8. Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

9. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; basit yargılama usulünün hakimin takdirine bırakılmış bir yargılama usulü olduğu da nazara alınmakla yargılamanın genel hükümlere göre yürütülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Oluş ve dosya kapsamına göre, olay günü saat 06:14 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... yarıromork takılı aracı ile ... istikametinden ... istikametine seyri esnasında önünde aynı istikamete seyreden sürücü ...’nün sevk ve idaresindeki ... plakalı hususi otomobile kendi aracının sağ yan kısmı ile çarpması sonucu ...’in aracında yolcu olarak bulunan katılanın vücudunda birden fazla 6. derecede kemik kırığı oluşacak, hayati tehlike geçirecek ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olaya ilişkin Mahkemece kabul edilen olay ve olgularda isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmiş olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Sanık ...'nın Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Eksik İnceleme ve Kusur Tespiti Yönünden
Olay günü saat 06:14 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... yarıromork takılı aracı ile ... istikametinden ... istikametine seyri esnasında önünde aynı istikamete seyreden sürücü ...’nün sevk ve idaresindeki ... plakalı hususi otomobile kendi aracının sağ yan kısmı ile çarpması sonucu ...’in aracında yolcu olarak bulunan katılanın vücudunda birden fazla 6. derecede kemik kırığı oluşacak, hayati tehlike geçirecek ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olaya ilişkin keşfe dayalı alınan 02.03.2016 havale tarihli bilirkişi raporunun, olayın gerçekleşme şekline ilişkin doğru ve tutarlı değerlendirmeler içerdiği, kusur tespitinin olay ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, hüküm kurmaya yeterli olduğu, tanık anlatımının ve katılanın beyanlarının gerekçe kapsamında değerlendirildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, kusurunun bulunmadığına ve kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Tayin Edilen Ceza ve Sürücü Belgesinin Geri Alınması Yönünden
Kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu kabul ve tespit edilen sanığın, kusur durumu ve meydana gelen zarar durumu gözetilerek Mahkemece takdiren tayin edilen ceza miktarında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlendiği; Mahkemece sanığa ait sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın sürücü belgesinin geri alınmasının yerinde olmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Basit Yargılama Usulünün Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada takdiren sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmaması yönünde karar verildiği anlaşıldığından, sanığın Mahkemece uyma kararı verilmesine rağmen basit yargılama usulüne göre yargılama usulünün uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

4. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından Mahkemece; "...Sanığın, olay nedeniyle katılanın uğradığı maddi zararı giderdiğine ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına..." şeklinde karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına dayanak olan gerekçenin yerinde, yeterli ve kanunî olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

B. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12 - 399 Esas - 2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği tüm dava dosyası kapsamı, sanığın ve katılanın beyanları, Olay ve Olgular başlığı altında bilgilerine ve içeriğine yer verilen bilirkişi raporlarından anlaşıldığından, ... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B) bendi dışında, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

D. ... (...) Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B)’nin dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle, ... (...) Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28.06.2016 tarihli ve 2015/216-2016/454 sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) numaralı paragrafından "sanığın amaç ve saiki" ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.05.2023 tarihinde karar verildi.